Zafer dünya halklarınındır…

Büyük Zafer’in 75. yıl dönümünde, Nazileri yenilgiye uğratan gücün hikayesi…

  • CEM ASLAN

Başta şunu belirtelim. 9 Mayıs Rus zaferi değildir. Başta Sovyet halkları olmak üzere tüm dünya işçi ve köylülerinin zaferidir. Rus ulusçuluğu elimizden alıp üstüne konmak istemektedir. Bize düşen de kaptırmamak olacaktır.

Cephedeki Sovyet askerlerinin üstün fedakarlık ve kahramanlıklarını ve Sovyet yurttaşlarının direniş kararlılığını önemsiz görmek aklımızdan dahi geçmez. Öte yandan, biliyoruz ki kahramanlık da tek başına savaş kazanmaya yetmez. Japonlar kamikazeliğe kadar götürdü “kahramanlık” işini ama Amerikan endüstriyel kapasitesi ile baş edemediler.

9 Mayıs’ın cephe gerisindeki kahramanı sosyalist üretim tarzıdır. Savaş hemen sonuçlanmaz ve yıllara uzarsa iş iki ülke ekonomisinin bilek güreşine döner. Doğu cephesinde de bu olmuştur. Sovyetler Kızılordu’yu nasıl donattı? Urallar’daki fabrikalar Alman endüstrisi karşısında nasıl galip geldi? Konumuz budur.

1940 yılında Almanya ve Sovyetler ulusal gelir bakımından birbirine yakın iki ülkeydi. Sovyetler Ekim Devrimi’nin kazanımlarıyla tarihteki en hızlı sanayileşmeye sahne olmuş ve dünya sanayi devleri arasına girmişti.

Fakat kalite ve teknoloji bakımından Almanya’dan geriydiler ve Almanya’nın çelik üretimi Sovyetler’in iki katıydı. Almanya savaşın ilk iki yılında işgal ettiği ülkelerin üretim, işgücü ve hammadde olanaklarına da konarak kapasitesini yükseltti. Nazilerin oraya buraya saldırırken en çok güvendikleri bu altyapıydı.

Almanya’nın nüfusu Sovyetlerin yarısından azdı. Kadınları işçi ve asker yapmayacak kadar da vizyon sorunlu adamlardı Naziler. Açıklarını kapatmak için hunharca köle işgücü kullandılar. Savaş esirlerini, Yahudileri ve işgal ettiği topraklardaki sivilleri zorla çalıştırırken kendi yurttaşlarını cepheye sürdü Almanya.

Sonuç olarak hem asker açığı kapanıyor hem de Alman fabrikalarında Sovyetler’e göre her daim daha fazla işçi çalışıyordu savaş boyunca. Yöntem işgücünün niteliği bakımından doğru mudur yanlış mı tartışılır elbette fakat nicelik sorunu yaşamadılar.

Kendisininkiler yanında işgal ettiği ülkelerdeki kaynaklar Alman savaş sanayisinin emrine amade idi zaten. İşgal etmedikleri İsveç’ten demir, Türkiye’den de krom ithal ettiler. Böylece petrol ve nikel dışındaki bütün temel hammadde girdilerinde -alüminyum, demir, bakır, kömür, krom, çinko… vs- Sovyetler’in iki üç kat önünde oldular. Romanya petrolünün kapatamadığı akaryakıt açığını da kömürden akaryakıt üreterek kapatmaya çalıştılar.

Bütün bunlara rağmen savaş ekipmanları üretiminde Sovyetler’i yakalayamadılar. Bu yazıda altını çizmek istediğimiz şey bunun nedenleridir.

RED KİD’İN CENAZE LEVAZIMATÇISI

Çocukluğunda Red Kid okuyanlar hatırlar. Bir cenaze levazımatçısı vardı. Akbabasıyla dolaşan, Azrail suratlı, sevimsiz bir tip. Çok “hisli” bir adamdı. Ortalığın karışacağını herkesten önce anlar ve avuçlarını kaşımaya başlardı. Hitler’i iktidara taşıyan ve savaştan beslenen Alman tekelleri de -Siemens, Junkers, Messerschmidt, Daimler-Benz, Krupp, Thyssen,Volkswagen dahası Hollandalı Philips ve diğerleri- savaş ısındıkça her kapitalist gibi gözleri yuvalarından fırlıyor, avuçlarını kaşıyordu.

Zurnanın zırt dediği yer de burası işte: Savaşı kâr kapısı olarak görmek… Devlete sağladığın silahların maliyetlerini ne kadar şişirirsen, ne kadar pahalı üretim yaparsan o kadar kazanırsın. Kapitalistlerin hepsi doğası gereği alçaktır. “Yahu memleket savaşta, devleti soymaya biraz ara verelim” bile demezler. Başkentinin kapısına “düşman” iki milyon askeri ile dayansa da para saymaya devam ederler. Bu eğilim faşistlerin gösteriş merakı ile de çakışınca ortaya Nazileri yenilgiye götüren hatalı üretim stratejisi çıktı.

Dünyanın en iyi mühendisleri sende. En gelişmiş sanayi altyapısı sende. En kaliteli üretimi sen yapıyorsun. En zengin kaynaklar sende. Ama hiçbiri seni kurtarmıyor. Çünkü maliyeti kadar etkili değil yaptığın silahlar. 15 cm çelikle kaplı, düşman tankını 3 bin metreden vuran bir tank göze hoş görünür, halka özgüven verir, iyi propaganda malzemesidir ve kapitalistine de iyi para kazandırır…

Fakat dünya futbol sahası gibi düz değildir!..

Düşmanla karşılaşma çoğu durumda 400-500 metre mesafede oluyorsa, o mesafeden herhangi bir mermi her hangi bir zırhı zaten deler geçer. Yani insanı hayran bırakan özelliklerin aslında atıldır. Gereğinden fazla özelliklerle şişmiş ekipmanın için haftada bir bakım gerekiyorsa, durmadan arıza veriyorsa, arızayı kimse çözemiyorsa, günlerce yedek parça bekliyorsa, harekat için oradan oraya taşımak günler alıyorsa o alet sayısal olarak vardır ama savaş meydanında yok hükmündedir.

5-6 tane işlevsel savaş ekipmanı üreteceğine bir tane gösterişli alet üretmek sadece seni tüketmeye yaramıştır.

KIZILORDU’NUN SIRRI

Sovyet tarafının cephe gerisinde ise tam tersi bir anlayış hakimdi. Savaşa kâr kapısı olarak bakmayan yurtsever Sovyet mühendisler Kızılordu’ya gereken neyse onu üretmeye odaklandı. Ne eksiğini ne de fazlasını!

Önce en nesnel şekilde ihtiyacı belirliyorlar sonra da en ucuz ve en kısa yoldan üretmeye bakıyorlardı. Bazı durumlarda çok daha düşük maliyetlerle daha üstün ekipmanlar dahi ürettiler. Sovyet standart tankı T-34 hem otomobil kadar sade hem de muadili Panzer 4’ten daha etkiliydi. Maliyeti de Panzer 4’ün üçte biri kadardı! Cepheye 1941 sonunda sürüldüğünde Almanlara ilk büyük darbeyi indirip Moskova kapılarından 300 km geriye atmıştı.

Uçak, top, piyade tüfeği, lokomotif, kamyon gibi diğer kalemlerde de durumlar benzerdi.

Böylece Sovyetler her kalemde sayısal bakımdan Almanlardan önde oldu. İlk baskında Kızılordu’nun kayıpları devasa boyutlardaydı, tank ve uçak kayıpları beş binli rakamlardaydı. Asker kayıpları milyonlar düzeyindeydi.

Almanların hızlı ilerleyişi verimli tarım alanlarının yarısını, endüstriyel kapasitenin ise üçte birinin kaybına neden olmuştu. Fakat Sovyetler için bunlar birkaç ayda giderilebilecek kayıplardı.

İlk yıl kaçırabildikleri fabrikaları Urallar’a taşımakla uğraştıklarından üretim biraz aksak gitti. Yeniden tertiplenme işi bitince artık Sovyetler matbaa makinesi hızında savaş ekipmanı üretiyor, milyonlarca piyadeyi donatıyor, her ay binlerce uçak ve tankı cepheye sevk ediyor ve karşı saldırıya geçerek Almanların yenilmezlik imgesini param parça esiyordu. Almanlar muazzam kaynaklarına rağmen bu hıza yetişemedi ve Kızılordu tarafından yavaş yavaş boğularak yutuldu.

Birisi burada “ama Almanlar, Sovyetler’in kaynak harcamadığı deniz kuvvetlerine de kaynak ayırıyordu” diyebilir. Haklıdır da. Ancak Kriegsmarine için harcadıkları, tüm kaynaklarının sadece yüzde 10-15’idir. Yani durum doğu cephesindeki savaşı kısaltmakla birlikte belirleyici olmamıştır.

Bir parantez daha açalım. Sovyetler’in cepheye sürdüğü uçakların sadece onda biri, tankların ise yirmide biri müttefik yardımı idi. Kalanı hep Sovyet üretimidir. Zaten burada konumuz iki farklı üretim tarzının sonuçlarını tartışmak.

Sovyetler’in savaşın ilk aylarındaki çekilişi büyük bir bozgundu. (Bunun nedenleri ayrı bir tartışma konusudur.) Fakat o süreç ve öncesinde yapılan hatalar yıkamadı Sovyetler’i. Görülmemiş bir kararlılıkla toparlanıp savaşa devam ettiler.

Almanlar günden güne eriyip tükendikçe onlar büyüyüp güçlendi ve tarihin en etkili savaş makinesi karşısında tarihin en büyük zaferini kazandılar. Beklenmedik bir sonuçtu fakat Urallar’daki sosyalist işçiler Alman silah tekellerinin bileğini bükmüştü.

Silahlanma konusuna sonra devam edeceğim…

Son Haberler

Jöleli ters köşe!

Eski milli kaleci ve Milli Takımlar Teknik Direktörü Şenol Güneş, iktidar tarafından şımartılan Jöleli Yiğit Bulut'a haddini bildirdi. RED haber - Türkiye A Milli Futbol...

Diktatöre Otokar takviyesi

Koç Holding'in ortağı olduğu Otokar, geçen hafta en az 49 kişiyi öldürten Uganda diktatörüne 110 milyon dolarlık zırhlı araç satma anlaşması yaptı. RED özel -...

Kendini de at o zaman

Geçmişte Adnan Hocacı olan ve Fethullahçılarla enseye tokat 'Yetenek' seçen Acun Ilıcalı, Yıllar önce Tayyip Erdoğan'a sosyal medyada küfür yazdığı ortaya çıkan MasterChef yarışmacısını...

“Kedi yemek helaldir…”

İstanbul'da kesip yüzdüğü kedi yavrusunu evine götürürken yakalanan kadın, "Kedi helaldir, yıllardır yiyorum" dedi. Soru şu: "Helal" ise suç değil mi? Ya da bu...

Meclis’i bastılar!

Yüzlerce protestocu Guatemala’nın Meclis binasına girip ateşe verdi. RED haber - Guatemala'da emekçiler ve yoksul halk isyan etti. Meclis binasına giren protestocular, binayı ateşe verdi. Türkiye'deki...