Gazete REDYetmez Ama Evet!

Yetmez Ama Evet!

Her siyasi meşrep rol modelini kendince buluyor. Yetmez Ama Evet’inki de Murat Belge. 12 Eylül sonrası Türkiye’ye biçtiği gömleği Yılmaz Öner’in Tarihsel Uzlaşma derlemesine yazdığı giriş yazısından beri biliyorum. O zamandan bu zamana, Murat Belge üç yönden kendisine hayran bırakmıştır beni: Üç aşağı beş yukarı aynı şeyleri söyler, söylediklerinden hiçbirisi doğru çıkmaz, her şeye rağmen ve her koşulda söylediklerinin muteber olduğuna inanır.

Rol modeli dedik ya, işte bu yüzden pek çoğu Murat Belge’nin doğrudan talebesi olan Yetmez Ama Evet’in mimarları (aralarında “vallahi evet demedim” diyenler bile var!) hâlâ hiç utanmadan sıkılmadan büyük medyada boy gösteriyor ve kıymetli görüşlerini bizimle paylaşmayı lütfediyorlar. İşte bu yüzden, başka zamanlar şeker gibi olan arkadaşınız Yetmez Ama Evet’çiliği hatırlatıldığı zaman alınıyor darılıyor, üzerine fazla gelindiğini söylüyor ama siz arkanızı döndüğünüzde, 2010 yılında söylediklerini aynen tekrar etmeye devam ediyor.

Şunları net söylemek gerekiyor: Yetmez Ama Evet’in başarısızlığı altılıyı “tüh, hay aksi” tutturamama değildir. Yahut futbol iddiasında arkadaşınıza kaybetme mahzunluğu veya komşu evinde baktığınız kahve falının tersinin çıkması da değil.

Yetmez Ama Evet, başarısızlığı değil ta kendisi, Türkiye’de makbul diye dayatılması ve gözümüze durmadan sokulması nedeniyle hegemonik etkiye sahip bir çeşit sol anlayışın iflasıdır.

Yetmez Ama Evet NGO’culuğun, Project Democracy’ciliğin, Açık Toplumculuğun, Helsinkiciliğin iflasıdır;

Radikal demokrasi, kimlik siyaseti ve kültür-medya araştırmaları ekseninde kotarılıp sol vitrine konulan sosyal liberalizmin iflasıdır;

“Tarihsel uzlaşma” diye yola çıkıp, uzlaşmacılığının bin bir türlüsünü demokrasi ve özgürlük kaşıklarıyla bize yedirmeye çalışan şeyhlerin ve tilmizlerinin iflasıdır;

Dizi oyuncusunun, şairin, senaristin, küratörün görüşlerinin sırf bir ahbap çavuş çevresine mensuplar diye örneğin Korkut Boratav’ın görüşlerinden daha değerli olduğuna inanmamızı isteyen “Cihangir solu”nun iflasıdır;

Politik süreçlere körlüğü, ahmaklığa varan “idealizm”i vicdan goygoyu ve şairane dille örtbas etmeyi tavsiye eden etik-poetik solun iflasıdır;

TBKP-SBP veteranlarının, Birikim’in, DSİP’in, adlarını artık kendileri dahi takip edemeyen Ufuk Uras hayran kulüplerinin iflasıdır.

Durun, hemen rahatlamayın. Yukarıda saydıklarımın peşinde koşmasalar da onları işine geldiğince, “taktik olarak” kapısından buyur eden solun iflasıdır.

O yüzden, üzerine ne kadar gitsek yine de azdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,152BeğenenlerBeğen
17,023TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol