Yeryüzünü gökyüzünden yazmak – II…

Şimdi mahvetmek istediğimiz gezegenimiz var ya, zaten yok olacak. O zaman tapu kayıtlarının da bir manası kalmayacak… Anlatıyoruz da, kime?

  • ÖNDER ŞAHİN

* Şimdiki durağımız günümüz, konumuzsa ışık kirliliği… Yukarıdaki fotoğrafa bakarak başlayın lütfen…

1879’da icat edilip 1880’de satışa konulmaya başlayan akkor ampuller ortaya çıkmadan önce Dünya’nın doğuşundan beri berraklığı aynı olan gökyüzü, doğal olarak bu vasfını yavaş yavaş yitirmeye başlar.

Göz ucuyla bile bakılsa sayısız yıldız veya bulutsu; hatta Samanyolu’nun bir kolu bile görülebilecekken günümüzde gökte asılı pembemsi renkte, hidrojen kümesiymiş gibi bir tabaka görülür.

Haddizatında bu hidrojen değil, özellikle dış aydınlatmada kullanılan sarı-kırmızı arası renkte olan sıvı sodyumdur. Cadde, sokak ve otoyollarda yaygın olarak kullanılır.

Bu element öyle bir özelliğe sahip ki genel bir elektrik kesintisinde dahi göze çarpmaktadır.

Aydınlatma olmadan şu anda yaşamak elbette zor; fakat buradaki sorun aşırı kullanımdır.

Şayet böyle giderse geceleyin gökyüzünde sanırım yalnızca Ay’la Venüs görülebilecek!

Gök cisimlerinin görülememesinde atmosferik etkiler, söz gelimi hava hareketleri de etkide bulunuyor. Örneğin Titanik mürettebatı, buz dağının hele ki o mevsimde ve o güzergâhta karşılarına çıkabileceğinin gayet bilincindedir. Yalnız, yüksek basınç gözcülük yapan görevlileri âdeta bakarkör etmiştir! Lâkin bunlar istisnadan öteye geçmez.

* Yolculuğumuz artık “istikbal”e doğru, yaklaşık 4 milyar yıl sonrası ve komşu galaksi Andromeda’yla gökadamız Samanyolu’nun çarpışıp birleşmeye doğru iyice yaklaştığı dönem…

Çıplak gözle görülebilecek en uzak gök cismi Andromeda’dır. 2 buçuk milyon ışık yılından daha fazla bir mesafede olup Samanyolu’na yaklaşma hızı saniyede 110 km civarıdır.

Yani buradan oranın 2 buçuk milyon ışık yılı önceki hali gözlenebilmektedir, oradan birinin (!) burayı gözlediğini varsaysak aynı durum geçerlidir.

Komşu galâksimiz bizimkinin iki mislinden fazla büyük. Tahmini yıldız sayısı 1 trilyon gibi bir sayı iken Samanyolu’nda 250 milyon dolaylarındadır!

İlâveten, gökada çarpışmaları trafik kazasına benzemez. Cisimler arasındaki uzaklıklar havsalamızın alacağından fazla olduğu için pek azı birbirine girer. Nitekim geçmişte galâksimizin de yuttuğu daha küçük gökadalar olduğu düşünülmektedir; zira büyük olanın kütle-çekimi ufak olana baskın gelir.

Uydu galâksiler Büyük ve Küçük Macellan bulutunun varlığı buna delildir.

* Kıyameti uzaklarda arama; çünkü 150 milyon km ötede! Yaklaşık 5 milyar yıl sonrasındayız. Güneş, ölüm döşeğindeki bir kırmızı dev!…

Şimdiki büyüklüğünün 150 katından fazlasına çıkacak ve iç gezegenler olan Merkür ile Venüs’ü kesinlikle yutacak.

Astronomlar Dünya’yı da yutacağını söylerken bazısı da Ay civarına kadar genişlemesinin sürüp orada son bulacağını öngörüyor.

Öyle olsa bile kararsız hale gelecek yıldızımız, savuracağı muazzam rüzgârlarla şayet o zamana dek yeryüzünde hayata dair bir şey varsa zaten çoktan süpürmüş olacak.

Tahminen 3 milyar yıl sonra hayat kaynağı hidrojen yakıtını tüketerek şişme aşamasına geçecek; lakin süpernova patlaması geçirecek kadar kütleli bir yıldız olmayan Güneş, katmanlarını usulca uzaya salmaya başlayacak.

Bu arada, en dış katmanının adı bu aralar pek aşina olduğumuz Corona’dır; taç anlamını taşır.

Gayet tabii o dönemde görseldeki gibi değil, henüz oluşum aşamasındaki gibi bir Dünya manzarası ortaya çıkacak, yer kabuğu magma misali eriyik hale gelecek. Atmosfer ise ondan çok önce buharlaşacak.

* Zamanda seyahatimiz “şimdilik” son bulurken yaklaşık 7 milyar yıl sonrasına gidiyoruz: Galaksimiz Samanyolu, komşusu Andromeda’yla Milkomeda veya Milkdromeda adıyla birleşiyor.

Bu adlandırma şimdiden oldukça uzak geleceği nitelendirme amaçlı düşünüldüğünde saçma gelse de nihayetinde şu anı baz alarak konuşmaktan başka bir seçenek yok.

O dönem muhtemelen bildiğimiz mânâda bir Dünya kalmayacak; ama doğrusu bu manzara son derece görülmeye değer olurdu.

Evren o kadar dehşetengiz ki bu iki gökada birleşince dahi yaklaşık 6 milyon ışık yılı çapındaki IC-1101 kod adlı, bilinen en büyük galâksinin yanında cüce sıfatını bile kazanamaz!

Bu arada, Samanyolu’nun adı Batı dillerinde “Sütlü Yol”dur. Gene Yunan mitolojisine dayanan bir efsaneye göre Zeus, ölümlü bir kadından doğma oğlu Herkül’e ölümsüzlük vasfı kazandırabilmek için eşi Hera’nın göğsünden o uyurken süt emmesini sağlamak ister.

Hera uyanıp da hiç tanımadığı bir çocuğu bilmeden emzirdiğini görünce bebeği fırlatıp atar, göğsünden fışkıran süt de Samanyolu’nu oluşturur…

Son Haberler

Grev 205’inci gününde ama işçiler yalnız!

Yenibosna Yeditepe Tır Garajında faaliyet gösteren Samsun Çorum Nakliyat Ambarı (SONER AYDAR) işçilerinin işverenin sendika düşmanlığına karşı başlattığı grev 205'inci gününde, ancak işçiler yalnız! RED...

Korona testlerinde AKP’lilere kıyak!

Koronavirüs salgınıyla ilgili yeterli önlemleri almamakla eleştirilen AKP iktidarının koronavirüs testlerinde de kendilerine öncelik tanıdıkları iddia ediliyor! RED HABER - İstinye Devlet hastanesi çalışanı...

“Ekonomik refah” can alıyor!

Koronavirüs salgınında gerekli önlemleri almayan ve işçileri köle şartlarnda çalışmaya mecbur eden sermaye düzeni can almaya devam ediyor. İşçi örgütlerine göre Temmuz ayında en...

“Her yer korona, her yer sömürü!”

Koronavirüs salgını sermaye sahiplerinin işçiyi kâr hırsıyla nasıl acımasızca sömürdüğünü her gün açığa çıkarıyor! Vestel, Kumtel ve Dardanel fabrikalarında ölüm ve vakalar artarken işçiler...

Çok insan ölecek

Bugüne kadar yazdığım hemen her şey, sadece kötü senaryo dahilinde gerçekleşiyor ve bu beni çok üzüyor. T. AKMAN İnsana ne düşüneceğini şaşırtan, çok keyifsiz bir...