Gazete REDYerli ve milli fuhuş çetesi

Yerli ve milli fuhuş çetesi

Avukat ve ceza hukuku hocası Dilek Ekmekçi gayet yerli ve milli bir fuhuş çetesiyle ilgili sosyal medyada müthiş bir ifşaatta bulundu.

RED haber – Avukat Dilek Ekmekçi, suç duyurusunda da bulunduğu fuhuş çetesini sosyal medyada isim isim ortaya çıkarıyor.

Bizzat yakınları da fuhuş çetesine kurban olan avukatın yazdıklarının tamamı:

Yurt kızlarını pazarlayan yapılanmaya ilişkin suç duyurumda şüphelilerden biri eski emniyet istihbaratçı ikinci sınıf emniyet müdürü Koray Ö., diğer ikisi Gökçek’in adamı, Mansur Yavaş’ın da koruduğu Ankara Büyükşehir Belediyesi çalışanları, bunlardan biri Mevlüt Ö. Koray’ın kardeşi, diğeri Ali H.

Ali H. eski Osmanlı Ocakları Beypazarı ve Ankara merkez ilçe başkanı, Beypazarı eski Ak Parti teşkilat yöneticilerinden, diğer bir şüpheli Serkan T. Ak Parti Mamak İlçe teşkilatı eski yöneticilerinden, Kayserili müteahhit, partiden istifa etti.

İki hafta önce diğer bir şüpheli Çağla B., Altındağ’da gecekonduda yaşadığı günlerden, hukuk profesörü Atilla Ö.’nün kendisini boşadığı günlere ve Abidinpaşa’da apartman dairesine terfi eden 3 çocuk 1 torun sahibi Mamak maması!

Çağla B.’nin kızkardeşi Ankara’da şu an fasıl restoranı işleten Nihal B., yetiştirme yurdunda yetişmiş bir kadın ve evlilik dışı çocuğuna baba olmayı başaramayan Küçük Emrah’ın eski sevgilisi!

Yapının eskort gönderdiği kişilerden biri eski Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlarından, adı 2010 yılında da Hatay’da kokainli eskort skandalına karışan, bu yüzden Fetö mağduru oldum diyen Osman K.

Osman K. Mansur Yavaş tarafından Seğmenler Su’nun Yönetim Kurulu başkanı yapıldı. Denmez ya, “zamparalık” mağduru ülkücü diye sahip çıktı diyelim. Yavaş, hâlâ Ak Partili ve Gökçek’in adamları olarak bilinen Ali H. ve Mevlüt Ö.’ye nasıl sahip çıkıyor?!

Soruma cevap veriyorum. Ali H. Beypazarılı, hemşehrisi Yavaş ile “hukuku” ayrı, boy boy elinde çiçek tebrik fotoğrafları var Yavaş’ın! Bir de teyide muhtaç Yavaş’ın Koray Ö.’nün avukatlığını yaptığı söylentisi var.

Yapının eskort gönderdiğini bildiğim bir başka isim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri’nden birinin başkanı Hüseyin K. Osman K.’nın da yakın arkadaşı, birlikte Antalya gecelerinde fotoğrafları var.

Yapının eskort gönderdiği bir başka kişi yine Osman K.’nın arkadaşı Kayseri Savcısı Mehmet K. Bu ismi bana evlat edinen annemin önünde, Ankara’da, Oran’da Emniyet İstihbarat binasında bizzat ağzından kaçıran Koray Ö. Ablamı pazarlayan yapının başlarından Koray Ö.!

Koray Ö., kardeşi Mevlüt Ö. ve Mevlüt Ö’nün hanımı Tuğba Ö. aile konsepti olarak “Uygun” ailesini çağrıştırıyor. Tuğba Ö., Uygunlar gibi Yozgatlı, hemşire ve doğum fotoğrafçısı ama aslında benim suç duyurumundan sonra fark ettiğim bir diğer mama ve hatta swinger.

Yapının içinde eskort olarak hakim, savcı, bürokrat ve siyasetçilere pazarlanan kadınlar SHÇEK yurtlarında yetişmiş, çoğu yurt kontenjanından memur yapılmış kadınlar. Benim tanıdıklarım TMO’da çalışan esrar müptelası Filiz Ç., İşkur’da çalışan G.Ö. vs.

Tüm bunları bu yapının kullandığı, 7 yıl önce bulduğum, anne bir baba ayrı biyolojik ablam G.Ç.’den sebep öğrendim. Ablam da olaylar medyaya yansıyınca, yurt kontenjanından girip çalıştığı kamu bankasına ileri tarihli istifa dilekçesi verdi.

Ablamı bankada da önemli mevkilerdeki kişiler yıllarca kullanmış. Başka hiçbir kadının olmadığı bir dolu erkek yöneticinin tiplerinin kaydığı içki sofralarında meze olmuş.

Şimdi bankanın adını vermeden banka bağlantılı birkaç girift ilişkiye de dikkat çekeceğim. Beni 15 Temmuz’dan önceki zamanda Emniyet İstihbarat’ta Koray Ö. ile tanıştıran Murat B., o dönem söz konusu bankanın 2. bölge başkanıydı.

Murat B. 2. bölge başkanıyken, onun yardımcısı olan Mehmet C. ise, genel müdürlükte çalışan ablamın 15 Temmuz sonrası tayin olduğu Abidinpaşa şubesine müdür olarak atandı.Şubenin yüksek portföylü ticari müşterilerinden biri kimdi? Yukarıda sözünü ettiğim Serkan T.

Ablamın Osman K. Hüseyin K. anlatımlarına ortağım, avukatım, manevi kardeşim
P. Sanrı şahit! Bunları tutanağa geçirmesini, 2015’de Ankara savcısı Abdülarif Akgüç’e tanık olarak beyanda bulunurken üç defa ısrarla istediği halde, savcı tutanağa geçirmiyor.

Savcı Abdülarif Akgüç buna gerekçe olarak; “Osman K. zaten zor emekli oldu, ihracın kıyısından döndü, bu soruşturmayla doğrudan ilgisi yok” cümlesini kuruyor.

Teşhisi doğru koymazsak tedavi mümkün değildir. Abdülarif Savcı’daki soruşturma fuhuşla Fetöyle ilgili değildi. Sahteciliklerle, kadın cinayetleriyle yok edilen biyolojik anne baba bilgime, soybağıma ulaşmak için çırpınıyordum.

Soybağımı araştırırken biyolojik annemi ölü buldum. Babasının kumar borcu yüzünden 13 yaşında satılmış, hayat kadınlığına sürüklenmiş, çok zor bulduğum hayalet bir kadındı. Bu yapının fuhşa sürüklediği biyolojik ablam G.Ç. annemizin kaderini tekrar ediyordu.

Dahası biyolojik annemin ve soybağımı sahteciliklerle yok etmek karşılığı sülalecek Adalet Bakanlığı’na memur yapılan Kuran ailesinden yine hayat kadını olduğu şüphesi olan bir kadının da ölümlerindeki cinayet şüphesini ortaya çıkardım.

Biri biyolojik annem olmak üzere bu iki kadın cinayeti soruşturmasının detayları da bu haberde, ortada bir de “kadın cinayeti örtbas” maddesi var!

Soybağı davası iki kadın cinayeti soruşturmasına dönüştü: “Kadın cinayeti örtbas maddesi”

“Ceza hukuku hocası ve avukat Dr. Dilek Ekmekçi, biyolojik anne ve babasını ararken defin ruhsatı olmadan gömülen iki kadının şüpheli ölümünü yargıya taşıdı.”

Ablam annemizin kaderini tekrar ediyordu. Çünkü ablam da biyolojik annem gibi bürokratlara peşkeş çekilmişti. Halen babalık davam devam eden kişi 12 Eylül sonrası ara rejim döneminin Bülent Ulusu hükümetinin başbakanlık özel kalem müdürü Tevfik Ertürk.

Gelelim 11.11.2019’da suç duyurusunda bulunduğum fuhuş dosyasının nasıl örtbas edilmek istendiğine…

Soruşturmada benim tanıklarımı dinletmek istediğime, delillerimi sunacağıma dair dilekçe vermemden 1 gün sonra apar topar takipsizlik verildi.

Takipsizlik kararını veren savcı Mustafa Saylam, hiçbir şüphelinin ifadesini bizzat almamış. Kolluğa yani polise aldırmıştı. Bunun sebebi ya da sonucu şudur: Bu dosya bir gün yeniden açıldığında bazı şüpheliler belki dava zaman aşımında yırtabilir!

En trajikomik kısımlardan biri kolluğa “bilgi veren” sıfatıyla ablamın olduğu söylenen bir ifade aldırılmıştı. Bu ifadede ve DİKKATİNİZİ ÇEKERİM FUHUŞ SORUŞTURMASINDA HİÇ EVLENMEMİŞ OLAN ABLAMIN MEDENİ HALİ “EVLİ” OLARAK YAZILMIŞTI!!!

Savcının kolluğa aldırdığı bizzat almadığı ifadelerden Koray Ö. ve Mevlüt Ö.’nün ifadeleri, Koray Ö.’nün üst düzey emniyet mensubu olması sebebiyle kopyala yapıştır, bire bir, aynı 3 cümlelik ifadelerdi.

Tabii bu benim Mustafa Saylam’ı da araştırmama engel olmadı. Mustafa Saylam Adana’da görülen MİT tırları soruşturması kapsamında, Ankara’da talimat savcısı olarak 4 emniyet istihbaratçının ifadesini alan savcıydı.

Koray Ö. gibi emniyet istihbaratçıların dosyalarının tevzi edilmesi muhtemel joker bir savcı olması muhtemeldi.

Google araştırdığımda hakkında olumsuz başka bilgilere de ulaştığım savcı Mustafa Saylam benim suç duyurusunda bulunduğum tarihdeki görev bölümüne göre genel soruşturma savcısı olarak göründüğü halde dosya kendisine tevzi edilmişti

Dosyanın kendisine aslında cinsel suçlar ve ayrımcılık savcısı olduğu için tevzi edildiği, Google’dan erişilebilen tarihli güncel görev bölümü listesinin yanlış olduğu söylenmişti.

Dahası dosyada apar topar verdiği takipsizlik kararından sadece iki gün sonraki yeni görev bölümünde savcının çocuk suçları savcısı olarak görevlendirildiği söylendi.

Ama 06.03.2020 tarihli görev bölümü listesine göre, cinsel suçlar ayrımcılık savcısı olarak soruşturmayı kapattıktan 2 gün sonra daha yeni görevlendirilmiş gibi görünüyordu.

Tabii dosya tevzilerinde bu alenen ilan edilen görev bölümü listelerine, devletin verdiği bilgiye güvenemeyeceksek, bunların neden yayınlandığını Ankara Başsavcımıza uygun bir dille sordum. Bir cevap almış değilim.

Daha sonra Google araştırmasıyla, bir şey daha öğrendim bu savcıyla ilgili. Bir sosyal medya platformunda takip ettiği 10 civarında kişiden biri “Cinsel Suçlar” konusunda akademik çalışmaları olan, bu konularda birilerinin referans aldığı bir ceza hukuku hocasıydı.

Buraya kadar bir şey yok. Ama o ceza hukuku hocasının pek çok kadınla ve kadın avukatla ihtilafı olan, kızına cinsel istismardan yargılanan, Odatv’ye vs. mecralara haber olan, fuhşu neredeyse savunan sosyal medya yorumları yapan biri olduğu biliniyordu.

Soruşturmada kuzunun kurdun eline düştüğünü az çok anlatabildim sanırım.

Ancak bu yetmez gibi olayın üstüne gittiğimiz için farklı pusu/kumpas girişimlerinin de hedefi olduk.

Ancak buna geçmeden Ali H. ile ilgili benim sunduğum delillerle açılan Fetö soruşturmasında da takipsizlik verildiğini ve bu kararın ihbarcı olduğumdan bahisle tebliğ dahi edilmediğini ekleyeyim.

Suç duyurum eş zamanlı olarak ulusal medyada haber olunca; Ali H.’nin Osmanlı Ocakları’ndan manevi abisi, hamisi sayılacak Kadir Canpolat, yerel basında konuyla ilgilenen ve Ak Partili olduğu için tanıdığı arkadaşımı bizzat aradı.

Hem arkadaşıma benimle ilgili alaycı konuşup, hem de beni ulaşım ve otel masraflarımı karşılayacak şekilde Antalya Akev Üniversitesi’nde akademik bilgim olmayan bir konuda konuşmacı olarak panele davet etti ve arkadaşı olan rektörüne davet ettirdi.

Tabii ki kısa bir analiz ve niyet tartma süreci sonunda davetin asıl niyetini anladığımızı yüzlerine vurarak, Kadir Canpolat’ın davetine icabet etmedik ve ayrıca suç duyurusunda bulunduk.

Ali H. kanadından gelen bu girişimde eş zamanlı olarak, konuyla ilgili Beypazarı’nda yerel amatör haberler yapan bir abimiz de, Kadir Canpolat’ın sekreteri tarafından genel merkeze çaya davet edildi.

Koray Ö. kanadından gelen girişim ise, ulusal gazetede haber yapan muhabir arkadaşımı arayan bir Anadolu A. Ankara Emniyet muhabiri kanalıylaydı. O girişimde de analizi yapıp, niyeti çözdükten sonra yüze vurup, üzerine hakarete uğrayıp, suç duyurusunda bulunduk.

Dönelim yine Aleyna Çakır’a… Sadece fuhuşa sürüklenen değil, intihar etti denilen, kaza denilen, faili meçhul bırakılmak istenen kadın ölümlerine büyük resmi görmemiz lazım, bu iktidar, muhalefet meselesi veya münferit olay değil bir zihniyet ve vicdan meselesi.

Bizim bizi davet niyetini çözdüğümüz Kadir Canpolat’ın, kızı Hiranur Canpolat Ramazan ayında Ankara’da 3. kattan düşerek vefat etti. Olay kaza olarak basına yansıtıldı, soruşturulmadı. Şüpheli noktaları ince ince araştırarak ben çözdüm ve köşemde yazdım.

Hiranur Canpolat’ın ölümü de fazlasıyla şüpheliydi Aleyna gibi, Rabia Naz gibi, Nadira gibi, niceleri gibi…

Dilek Ekmekçi’nin Twitter hesabına ulaşmak için TIKLAYIN

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,069BeğenenlerBeğen
17,011TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol