Gazete REDYerli otomobil, milli uçak, astronomik kanalizasyon…

Yerli otomobil, milli uçak, astronomik kanalizasyon…

Türkiye’de şu ‘çılgın’ proje diye ortaya atılan ‘Kanal İstanbul’u hiçbir şuur sahibi insan ciddiye alıp da tartışmadı. Zira şuur sahibi insanlar böyle bir projeye finansman sağlanma ihtimalinin olmadığını biliyordu.

Kanal İstanbul projesinin tartışma konusu yapılması, bir tek, amiyane tabirle ‘keriz silkeleme’ diye tarif edilen arazi operasyonlarına yarayabilir. Hani iki kazma vurulsa vurgun yapacak arkadaşlar var ya, onlar konsorsiyum halinde bu tartışmaya yatırım yaptılar, o kadar.

Yoksa Türkiye’deki finans çevrelerinde iki haftadır fıkra türetiyorlar ‘Kanal İstanbul’ tartışmaları üzerinden.

Fıkralar şimdi ‘yerli otomobil’ işine kaydı tabii. Zemin mizah açısından oldukça müsait. İnanılır gibi değil, koca koca adamlar, kadınlar, ortada yerli bir otomobil varmış gibi davranıyor.

Yerli otomobili tebrik mesajları yayınlayan yayınlayana. Topluca bir yalana iltifat gösteriliyor. Hatta otomobilin sağını solunu düzeltmeye kalkışanlar bile var.

Sorun şu ki, ortada otomobil falan yok!..

Kralı kandıran terzi, çıplak kralın üzerinde sadece akıllıların görebileceği bir elbise olduğunu söyleyip kralı anadan üryan ortalığa salmış, kral dahil hiç kimse durumu itiraf edemiyor.

Bu yazı yazılırken, fonda Ahmet Davutoğlu’nun zamanında büyük bir lansmanla tanıttığı milli uçak projesinin videosu dönüyor. ‘Milli uçak’ların isimleri bile açıklanmıştı: TRC 328 tam 32 yolcu, TRC 628 ise 70 yolcu kapasiteli olacak ve 2019 yılında gökleri fethedecekti.

2019 bitti!

Kim hatırlıyor şimdi o lansmanı? Hiç kimse! Bir de tanıtım toplantısına dünyanın parasını dökmüşlerdi, uçak uçuracağız diye…

Şimdi Davutoğlu kendi partisini uçurmaya çalışıyor. Gerçi bugüne kadar şeytan uçurtması bile uçuramadı ama olsun…

‘Yerli ve milli’ otomobil için de aynısı yapıldı. Milyonlar döküldü, ‘yerli’ diye ortalık malı olmuş bir otomobil prototipi tanıtıldı. Tam iki buçuk sene önce Çin’de tanıtılmış bir otomobil projesi!..

Olan şu: Türkiye’de iktidar battıkça batıyor, her dibe ilerleyişinde konuyu farklı yöne çekebilmek için acayip bir tartışma başlatıyor.

Emeğiyle geçinen milyonlarca insana insanca yaşayabileceği bir asgari ücret teklifi sunamayan iktidar, şapkasından otomobil görünümlü tavşan çıkarıyor. Zaten ‘milli uçak’ tavşanı zıplıyordu, ‘kanal’ görünümlü başka bir tavşan daha çıkararak bütün tavşanları ortalığa saldılar.

Tavşanlar zıpladıkça ilgi onların üzerine kayıyor. Millet zıplayan tavşanlara bakarak ömür tüketiyor…

Türkiye öyle bir hale geldi ki, “Yarın Mars’a insanlı uzay uçuşu başlatacağız” deseler inanacak birileri çıkacak. İnanmayıp inanıyormuş gibi yapan ve alkışlayanlar ise mutlaka tribünlerdeki yerlerini alacak.

Aslında kritik lafı ‘damat-bakan’ Berat Albayrak bundan uzun süre etmişti: “Cumhurbaşkanımız Ay’a dört şeritli yol yapacağım dese vallahi inanacak seçmenimiz var!..”

İşte bu durumla başa çıkılamaz.

Patates, soğan, karnabahar almaktan aciz insanların yüksek teknolojili yalan projeler üzerinden iktidar partisini savunduğu bir sosyal atmosferle karşı karşıyayız. Hani ‘yerli ve milli’ otomobil ve uçak üretilmiş olsa, çılgın kanallardan üç tane açılsa hiçbiriyle teması olmayacak bir sosyallikten söz ediyoruz. İktidar kendini bu sosyallik üzerinden meşrulaştırıyor.

Bu esnada 2020 yılında ülkemizde uyuz salgını vakası yaşanıyor, İstanbul’da sokakta evsizler donarak ölüyor. 5 milyon vatandaşımız Genel Sağlık Sigortası pirimlerini ödeyemediği için 1 Ocak itibarıyla sağlık hizmetlerinden yararlanamıyor!

Bir kez daha vurguluyorum, bu durumla rasyonel bir başa çıkma metodu yoktur.

‘Yerli ve milli’ bir psikiyatri ilacı geliştirmemiz, bu ilacı hep beraber makul miktarda kullanarak tedavi olmamız gerekiyor. Yoksa, salalım gitsin…

Önceki İçerikTavır almak zor değil
Sonraki İçerikBir kıta yok oluyor!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,817BeğenenlerBeğen
17,096TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol