Gazete REDYerli işbirlikçi kim?

Yerli işbirlikçi kim?

Kaşıkçı cinayetinde sözü geçen “yerli işbirlikçi” kim olabilir? Erdoğan da infaz timi dışında yerli bir işbirlikçinin varlığından bahsedip duruyor konuşmalarında.Geçtiğimiz günlerde “içimden bir ses, yerli işbirlikçinin nişanlısı olabileceğini söylüyor” şeklinde yazmıştım. İki güvenilir kaynaktan bu tahminime yakın görüşlerin gelmesi beni şaşırtmadı.

Kaynaklardan birincisi Arap medyasını da yakından takip eden Hüsnü Mahalli. Arap medyasında nişanlının da işin içinde olduğu şeklinde haberlerin yayımlandığını anlattı Mahalli. Öte yandan saat 13:15 civarı konsolosluğa giriş yapan Kaşıkçı’nın “1 saat içinde çıkmazsam AKP’li Yasin Aktay’ı ara” dediği nişanlısının neden 1 saat içinde değil de 16:41’de Aktay’ı aradığı ciddi şüphe uyandırmış haliyle. Aktay’la Kaşıkçı arasında nasıl bir ilişkinin olduğu ise ayrı bir konu tabii.

İkinci kaynak ise tecrübeli ve güvenilir bir gazeteci büyüğümüz. İsmi bende kalsın. Olayın kendisiyle ilgili bir şey söylemedi aslında. Ama çok kısa ve net bir örnek verdi. Kaşıkçı cinayeti organizasyonunda nişanlısının da olabileceğinden şüphelendiğimi söylediğimde, bana eski bir Agatha Christie okuru olduğunu ve eserdeki dedektif karakteri Hercule Poirot’un bir cinayetle ilgili “maktülün mirasından kim yararlanıyorsa, katil büyük ihtimalle odur” dediğinden bahsetti.

Dediğim gibi, kısa ve net.

Size de mantıklı gelmiyor mu?

Masumiyet karinesini göz önünde bulundurarak benimkinin sadece bir “şüphe” olduğunu eklemeliyim. “Masum mu değil mi?” bunu ortaya çıkaracak “bağımsız” ve “tarafsız” yargıdır. Tabii kaldıysa.

Olayın büyük ama bir o kadar da beceriksiz bir organizasyon olduğu aşikar. Fakat paranın açamayacağı kapı olmadığı gibi kapatmayacağı cinayet de yoktur.

Çavuşoğlu’nun “elimizde açıklamadığımız deliller var” açıklaması cinayeti kapatma borsasında bir mesajdır. Daha açığı bir şantajdır. Ortada çok kirli bir pazarlık söz konusudur. İstanbul’un orta yerinde vahşi bir cinayet işlenmiştir ve katillerin “diplomatik dokunulmazlık” bahanesi öne sürülerek ellerini kollarını sallayarak kaçmalarına izin verilmiştir. Türkiye’nin bu katiller için daha sonra iade talebinde bulunması ise insanları aptal yerine koymanın diğer adıdır.

Bu vahşi cinayet tahminimce hiçbir zaman tam manasıyla açıklığa kavuşturulmayacaktır. Durum onu gösteriyor.

Önceki İçerikCHP’de basiret sorunu
Sonraki İçerik10 Kasım Hatırası!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,818BeğenenlerBeğen
17,098TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol