Yeni deccal: 5G

5G teknolojisini virüse bağlayabilen zihniyeti hayretle izlerken, konuyla ilgili bir miktar açıklama yapmak zaruret haline geldi…

  • T. AKMAN

Neredeyse 20 yıldır kullanılan 5G teknolojisinin cep telefonu şebekelerine gelmesi ile virüsümüze bağlamak nasıl hastalıklı bir zihniyetinin ürünüdür ben çözemiyorum, ancak konuyu bağlamak için Deccal’lerimizi ilgilendirdiği (ve çok sorulduğu) için, arkası son kez yarına kaldı diyerek, konuya ilişkin biraz teknik bir açıklama getirmeye çalışayım; yazıya ait resim yazıyı anlamakta zorlandığınız yerde yardımcı olacaktır.

Çok sıkıcı olmaması için büyük çaba gösterdim, umarım anlaşılabilir olmuştur. Kim derdi ki beni en zorlayacak yazı, teknik bir yazı olacak diye…

Teknoloji öyle baş döndürücü bir hızla ilerliyor ki, artık kimse takip edemediği gibi, vatandaş neye inanacağını da bilemez hale geldi.

Cep telefonu şebekeleriyle ilgili tüm endişelerin temelinde Radyo Frekans Radyasyonu (RFR) bulunmaktadır. Kablosuz iletişim, bir elektromanyetik dalga olan radyo sinyallerinin çeşitli frekanslar üzerinden yayılmasıyla (radyo->radyasyon) sağlanır.

Çoğu insanın aklına radyasyon dendiğinde Hiroşima veya Çernobil geldiği için de tüm kavramlar birbirine karışmaktadır. RFR, mikrodalgalardan X-ışınlarına, radyo dalgalarından televizyon ekranından gelen ışığa, cep telefonunuzun yaydığı dalgalardan, güneşten gelen ışığa kadar elektromanyetik spektrumdaki herhangi bir ışımadır.

RFR normalde insan sağlığı için tehlikeli değildir, bu nedenle gerçek sorun hangi radyasyonun tehlikeli olabileceğini anlamamaktan kaynaklıdır.

Bir radyasyon türünün insan hayatı için tehlikeli olup olmadığı konusunda en önemli kriter, iyonlaştırıcı olup olmadığıdır.

Frekans veya titreşim sayısı bir olayın birim zaman (tipik olarak 1 saniye) içinde tekrarlanma sıklığına Hertz (Hz) adı verilir. Yani 1 Hz frekansında bir dalga boyu, döngüsünü saniyede bir kez tamamlar.

Bu birim herhangi bir periyodik olaya uyarlanabilir. Mesela; bir insan kalbi saniyede 1,2 kez, yani 1,2 Hz ile atıyor denebilir. İnsan kulağı kabaca 20-20 bin Hertz arasındaki frekansları duyabilir.

Hayvanlar depremi önceden hissetmez, sağlıklı ve genç kedi ve köpeklerin kulakları çok daha yüksek frekansları duyabildiği için, düşük frekanslı depremi değil ama tahminen birkaç saniye sonraki depreme sebep olacak, normal olmayan bazı yüksek frekansları duyar ve tepki verir.

Evinize gelen elektrik 50Hz frekanstadır, yani evinizdeki akkor ampul saniyede 50 kere yanar ve söner, ancak gözünüz 25 Hz üzerindeki dalga değişimini saptayamadığı için ışığı kesintisiz görür.

Tıpkı televizyonda izlediğiniz yayın gerçekte hareketli olmadığı, ortalama saniyede 25 fotoğraf karesinden oluştuğu, ancak bunun beyniniz tarafından hareketli olarak algılaması için yeterli olması gibi.

Keza bilgisayar parçaları arasındaki veri akımı ile RAM ve işlemci gibi parçaların hızları MHz (1 milyon Hz) veya GHz (1 milyar Hz) olarak ifade edilir. Kablosuz iletişimde kullanılan, 300 GHz’e kadar olan frekanslardaki radyo dalgalarının radyasyonu elektron ya da parçacık yapılarına zarar vermez, yani iyonlaştırıcı değildir ve yüzyıllardır maruz kaldığımız bu tip radyasyonun zararlı olduğuna ilişkin bilimsel bir bulgu yoktur.

Buna ultraviyole, görünür ışık, kızılötesi ve radyo dalgaları gibi daha düşük frekanslı her şey dahildir.

Enerji nakil hatları, FM radyo ve Wi-Fi gibi günlük teknolojiler iyonlaştırıcı olmayan radyasyon yayar ve sürekli olarak vericilerin çok yakınında olmadığınız sürece bu dalgalar zararsızdır. Sadece endüstriyel uygulamalarda 915 MHz’te, evlerde 2,45GHz’te çalışan mikrodalga fırınlar istisnadır, zira kullanılan frekanslar iyonlaştırıcı olmadıkları halde su molekülleri ile rezonansa girmek için hassas ve kasıtlı olarak ayarlanmış olduklarından insana zarar verebilirler.

X-ışınları ve gama ışınları gibi morötesinin de üzerindeki yüksek frekanslı radyasyon türü ise iyonlaştırıcıdır, yani elektronları yörüngelerinden çıkartıp (iyonize ederek) atomun yapısını bozmaya yetecek kadar enerji taşırlar. Bu tür radyasyona aşırı maruz kalmak insan sağlığı için oldukça zararlıdır ve zamanla düşük ancak kalıcı maruziyet bile hücrelerinizi mutasyona uğratabileceğinden kanser riskinizi önemli ölçüde artırabilir.

İletişimde kullanılan dalga boyu, iletişimin mesafesini ve veri taşıma kapasitesini belirlemekte etkili olur. Telsiz ve radyo dalgaları gibi uzun boylu (düşük frekanslı) dalgalar uzak mesafelere ulaşabilir, binalar gibi engellerin etrafından dolaşabilirler, ama taşıyabildikleri veri miktarı azdır.

Daha kısa boylu (yüksek frekanslı) dalgalar ile ise daha kısa mesafelere ulaşabilir ancak daha çok veri aktarılabilir.

Evdeki Wi-Fi bağlantınızın salondan odaya gelene kadar zayıflamasının sebebi yüksek frekanslı (2,4GHz-5GHz) dalgaların kısa menzilidir. İlk cep telefonları 150 MHz dalga boyunda çalışıyordu ve ses kalitesi telsiz gibiydi ve 2kbps veri taşıyabiliyordu. Ancak o dalga boyunda İstanbul’daki bir verici Bursa’daki bir telefona hizmet verebiliyordu.

2G teknolojisi, 900 MHz/1,8 GHz bantlarını kullanmaya başladı, SMS gibi daha geniş veriler aktarılabiliyordu ama İstanbul’daki vericiler İstanbul dışına sinyal gönderemiyordu. 3G 1,8/2,5 GHz’e çıktı ve internete keyifle bağlanacak kadar veri hızı sağlıyordu ancak vericiler artık semtlere hizmet verebiliyordu (dolayısı ile her yer verici dolmaya başladı). Şu anda kullandığımız 4G/LTE ise 2/8GHz’e kadar çıkarken, vericilerin menzili mahallelere kadar düştü, sayıları iyice arttı.

2019’dan itibaren yayılmaya başlayan 5G’nin üç ayrı frekans aralığı var ve tahminen 2025 gibi 5G’nin en önemli gelişimini sağlayacak olan yüksek frekanslı 5G için kullanılacak olan frekans aralığı 30-300 GHz aralığında olabilecek.

Ancak şu anda tercihlerin 60GHz bandı olduğu gözleniyor. 60GHz çok uzun yıllardır askeri sistemlerin ve uyduların tercih ettiği frekanslardan biri.

Bu seçimin en önemli sebebi “Oksijen Emme Bandı” olarak bilinen 57-64 GHz aralığında elektromanyetik dalgalar havadaki oksijen (O2) molekülleri tarafından, tıpkı mikrodalgada yemeğin ısınmak için dalgaları emmesinden aşina olduğumuz gibi emilerek zayıflaması. Bu da 5G teknolojilerinin havadaki oksijeni emiyor saçmalığının çıkış noktası.

Emen oksijen, emilen şey dalga. Sizin kulağınız da vücudunuz da bütün gün dalga emip duruyor, siz isteseniz de istemeseniz de güneş ışınlarına maruz kalıyorsunuz. Bu teori doğru olsaydı, insanlığın yaşam şansı olmazdı.

İki uydu arasındaki haberleşmenin dünyadan dinlenememe sebebi kullandıkları frekans olan 60Ghz’teki hiçbir sinyalin uzun yolculuğuna izin vermeyecek olan atmosferdir. Bu yükseklikteki frekanslar bir yandan en çok 250 metrede bir mini vericilerin kurulmasını gerektirecek, bir yandan da doğal sinyal ve veri güvenliği sağlayacaktır. Cihazlar arasındaki iletişim de şu andaki gibi dağınık değil çok ince bir dalga demeti içinden gerçekleşecektir.

Hava şartları, yağmur, duvar, ağaç gibi her şeyden etkilenecek olan 60GHz bandı çok yerele ineceği için gerçekte çok daha fazla baz istasyonu gerektirse de daha az enerji kullanacak ve bırakın daha zararlı olmayı, virüsler doğurmayı (!), bir ihtimal sağlığa mevcut dalga yayıcılardan daha yararlı olacaktır.

5G ile kavga gününüz geldiğinde, sağlığınız için, evinize uzak az sayıda devasa baz istasyonları değil, mümkün olduğunca yakın çok sayıda mini istasyon kurulmasını sağlamaya çalışabilirsiniz.

2025 sonrasında cep telefonlarının pil ömrünün aynı nedenden dolayı çok daha uzun olabileceğini öngörebiliriz, zira cep telefonları da 5G vericileriyle iletişimde olmak için boylarından büyük elektromanyetik dalgalara ihtiyaç duymayacak.

Bugün Wi-Fi vericileri 200 milivat, cep telefonları 1000 milivat güç kullanırken, 60GHz’te çalışan mini 5G vericileri sadece 10 milivat güç harcıyor. Bu rakamlardan aslında en büyük tehlikenin beyninize birkaç santimetre mesafede kullandığınız cep telefonları olduğu sonucunu çıkarabilirsiniz.

Keza en zararlı ışıma da güneş kaynaklıdır; güneş hiç de masum değildir, dostunuz değildir.

Plajda bütün gün güneş altında, gözde gözlük, elde telefon konuşmak bir insanın kendisine yapabileceği en büyük kötülüklerden biri olabilir.

5G’nin getirdiği devrim çok hızlı olsa da daha hızlı internet değil. Bugün teknolojide gerçek zamanlı iletişimin ve yapay zekanın önündeki problem “latency” yani bekleme/tepki alma süresidir.

Bugün siz internete bir istek yolladığınızda en iyi 4G bağlantısında 20 milisaniye gibi bir bekleme süresinden sonra veri almaya başlarsınız. Bu sizin için sıkıntı olmayabilir, ancak akıllı araba gibi milisaniyelerin eylemleri değiştireceği durumlar için çok uzun bir süredir.

5G bunu 1 milisaniyeye indirmeyi ve arabaların (ve tüm bağlı cihazların) kendi aralarında doğrudan konuşabilmesini de sağlayabilecek bir teknolojik gelişme. İnternete bağlı gözlükler, sanal gerçeklik, bağlı evler, bağlı arabalar, normal yaşamın içine girecek bilgisayar oyunları, sayaçlar, hayatın her alanına girecek sensörler ve nihayet tıbbi uygulamalar ve de Bill Gates ile Elon Musk’ın bize takmak istediği çipler (hayır aşı yapıyoruz numarası ile ya da dövmelerle vücudunuza kalıcı bir çip yerleştiremezler; en azından henüz değil), hepsi çok rahatlıkla aynı anda birbirleriyle haberleşmeye başlayacak.

5G ile Deccalvari projelerin önünü tümüyle açacak olan iletişim altyapısı sağlanmış olacak.

Önceki İçerikYollarda ceza yağacak
Sonraki İçerikBrezilya cehennemi

Son Haberler

RedHack geri döndü!

Kızıl hackerlar AKP'li belediyelerin web sitelerine kayyum atamaya başladı!.. RED Haber - Türkiyeli devrimci hacker grubu RedHack bir dizi AKP'li belediyenin sitelerini hackleyerek "Size kayyum...

Belçika: “Onları Tayyip besliyor…”

"Tayyip Erdoğan'ın teşvik ettiği İslamcılar Belçika için başlıca tehditlerden biri..." RED Haber - Christophe Lamfalussy, geçtiğimiz günlerde Belçika La Libre gazetesinde Devlet Güvenlik Servisi (VSSE)...

Korona günlerinde turizm

Koronavirüs tüm dünyada turizmi vurdu. Bazı ülkeler büyük gelir kaybına uğruyor. Turizmin geleceği meçhul. RED Haber - Koronavirüs nedeniyle dünya turizmi ağır bir tehdit altında....

Trump solculara ‘faşist’ dedi

Müzisyen Neil Young, geçtiğimiz cuma Beyaz Saray'ın Bağımsızlık Günü'nü kutlayan Rushmore Dağı etkinliği sırasında müziğini kullanan Başkan Donald Trump’a sinirlendi. Trump ise 'solcu faşizmi'...

Bir acayip Japon treni

Japonya’da deprem sırasında yol almaya devam edebilen, dünyanın en hızlı ‘mermi tren’i hizmete girdi. RED Haber - Japonya'nın en yeni ‘mermi tren’i sadece daha hızlı...