Yellense kokmaz…


“Ben Fethullahçıysam, Tayyip de öyledir…”

“Ben şundan çok eminim, bu 80 milyonluk kitlede belki 80 kişi haricindeki herkes Fethullah Gülen’in belki bir dini lider olarak, belki eğitim hizmetlerinin güzelliği karşısında bir sempati beslemiş olabilir.”

Bunu söyleyen AKP kurucularından Bülent Arınç…

Samimiyetsizlik ve siyaset gibi kavramları bir araya getiren ender aktörlerden… Hayatının her alanında ‘Feto’ ideallerini yaşamını kendisine amaç edinmiş bir kişilik, herkese kendi pisliğini bulaştırmaya çalışıyor…

Safradan attığı bu sözlerle, damadı ve kızı dahil etrafı Fetocu kaynayan 80 milyondan, 80 kişiyi ayırt etmesi, kendini ve çevresini koruma moduna geçtiğini gösterir.

“Ben Feto’yu sevdim ama herkes de Fetocu demeye getiriyor.
Kedi bokunu örter ya güya kapatır, bu da aynı o şekilde üzerindeki, Feto pisliğini örtmeye çalışıyor.
Şeytan aklına ne getiriyorsa hepsini yapmaya çalışıyor.

Kendi pozisyonunu korumak için karakterden karaktere geçiveren, rol kabiliyeti yüksek, politikacı.
Cemaat üzerinden bütün muhalefeti şeytanlaştırmak ve politik meşruiyetini insanların teftişine kapatmak istiyor. Kılıf hazır, yeter ki minareyi görsün…

DÜMBÜLLÜ DERSİ

Sahnede biri İsmail Dümbüllü’ye hıyar atar, Dümbüllü hıyarı eline alıp, “Biri kartvizitini yollamış” der. Arınç’ın olayı da aynı işte…
Papağanı bile konuştuğu için kafeste tutuyorlar, Bank Asya’ya selam verenler önünden geçenler içeride, bu adam hâlâ dışarıda. Feto’nun siyasi ayağını aramayın, Feto’nun kolu bacağı kaynıyor ortalık!

Bülent Arınç öyle ustaca oynuyor ki oyununu ‘oskarlı nice sanatçıya taş çıkartıcasına’.

ÖLÜ TAKLİDİ YAPIYOR

Hikâye olunur ki, adamın birinin bir kişiye borcu varmış ancak ödemeye hiç niyeti yokmuş. Uzun bir süre parasını tahsil edemeyen alacaklı sonunda borçluyu mahkemeye vermiş.

Duruşma günü yaklaştıkça borçlunun etekleri tutuşmuş. Zira borcu sabit olduğundan mahkemenin kendisini haksız bulma ihtimali çok yüksekmiş.
Ne yapayım diye kara kara düşünürken bir arkadaşına rastlamış. Halden anlayan arkadaşı da “derdin nedir?” diye sorunca borçlu durumu özetlemiş.

Arkadaşı demiş ki, “ben sana bir çözüm söylerim ama davadan yırtarsan 3 liranı alırım.”
Çaresiz durumdaki borçlu hemen kabul etmiş.

Bunun üzerine arkadaşı demiş ki, “hâkim sana ne derse desin ‘lolo’ de, böylece hâkim yakandan düşer” duruşma günü gelmiş çatmış, hâkim borçluya “senin bu adama borcun olduğu doğru mu” diye sormuş.
Borçlu hemen “lolo” demiş.

Hâkim “ne diyorsun evladım” demiş. Borçlu yine “lolo” demiş. Hâkimin yarım saat boyunca sorduğu her soruya “lolo” diye cevap veren borçlu sonunda hâkimi bezdirmiş, hâkim “çık git gözüm görmesin seni hergele!” diye kovmuş.

Borçlu sevinç içinde çıkıp giderken bir de ne görsün, kendisine akıl veren arkadaşı yolun karşı tarafında dikilip kendisini beklemiyor mu?

Arkadaşı yaklaşmış ve sormuş “ne oldu, davadan yırttın mı?” borçlu bu soruya müspet cevap vermesi halinde kendisinden 3 lira isteneceğini bildiği için “lolo” demiş.
Bunun üzerine akıl veren arkadaşının gözleri kocaman açılmış ve o tarihi soruyu patlatmış: “bize de mi lolo?!”

Biz sizin aslınızı biliriz Bülent Bey, bize lolo yapmana gerek yok. Hepiniz günahkârsınız. İnsanların duygularını sömürüyorsunuz, sundurmadaki müren balıklarına benziyorsunuz.
Dünya kurulduğundan bu yana unutulmuş ve affedilmiş ya da bir başka deyişle bedeli ödenmemiş veya ödettirilmemiş tek bir ihanet yoktur. Feto’yla işbirliği yaparak ülkeye ihanet etmenizin bedelini bu halk sizlere mutlaka ödetecektir Sayın Arınç.
Beraber yediğiniz nanelerin kokusu hâlâ ağzınızda.

Arsızlığın, utanmazlığın hiçbir sınırı olmadığını; edepsizlikte, ahlaksızlıkla aşılamayacak hiçbir çıta olmadığını anlamaktan bıktık artık.

Ve hizmet insanı Bülent Bey:

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here