Gazete REDYaklaşan krizin ayak sesleri

Yaklaşan krizin ayak sesleri

Toplumsal alt üst oluşlarda altyapı, yani ekonomi belirleyicidir. Bir siyasi erkin attığı adımlarda ekonomik yönü görmezsek, doğru çözümleme de yapamayız. Hele ki  bu erk AKP ise.

On beş yıldır ülkeye (rıza devşirerek) bir kabus gibi çöken, yapıp ettikleriyle toplumu çürüten ve gittikçe meşruiyetini yitiren AKP iktidarda kalabilmek için her türlü entrikayı kolayca çevirmekte de ustadır.

Fethullahçı şakirtlerin tasfiye olacaklarını anladıklarında can havliyle ve ABD gazıyla balıklama atladıkları darbe girişiminin AKP ve saray için “Allah’ın bir lütfu” olmasında siyasetten çok ekonomik durumun etkisi var.

Dış politikada iflas, kaynağı belirsiz para girişinde muslukların kapanması, müttefik emperyal  güçlerle aranın bozulması, cari açık, artan dış borç ve dağdan bir kartopu olarak yuvarlanan krizin çığa dönüşüyor olması AKP’nin eskisi gibi yönetememesini zorunlu kılıyordu.

İşte bu noktada darbe girişimini bir kurtarıcı gibi gören AKP biraz daha iktidar kalabilmek için darbeyi bahane edip OHAL ve KHK yönetimine geçiş yaptı.

Aslında yaptı değil, yapmak zorunda kaldı.

Gövdesinde delik olan ve hızla su alan bir gemi kaptanı ne yapar? Elbette fazlalık olan tüm yükleri denize boşaltır ki, gemi batmadan biraz daha yol alabilsin.

AKP’nin şu an yaptığı da gelecek olan tsunamiye karşı yük boşaltmadır. Arka arkaya çıkardığı KHK’ler ile devlette büyük bir tasfiyeye girişiyor. Sayının yüz binleri bulması sürpriz değil. Bu insanlar Fetö çuvalı açılarak görevlerinden, işlerinden ediliyor ve o çuvala muhalif potansiyelleri tescilli solcular da dolduruluyor. Düşünün devlet yüz elli bin çalışanını işten atacak, maaş ödemeyecek, tazminat ödemeyecek. Üstelik bu durumun toplumda açacağı derin yara ile de hiç ilgilenmeyecek. Bu ekonomik savaşa ideolojik tahkim olarak düşünülen sözde bölücü terör mücadelesi kılıfı da geçirilince her şey apaçık ortaya çıkıyor. Tsunami geldiğinde muhalefet bayrağını yükseltmesi kaçınılmaz olan derneklerin, ilerici devrimci meslek kuruluşlarının kapatılması, yine HDP eş başkanlarının, bazı milletvekillerinin, belediye başkanlarının tutuklanması ve belediyelere kayyım atanması da gelecek krize çatlak ses olmadan girme düşüncesinden kaynaklanıyor.

Oysa hepimiz biliyoruz ki “korkunun ecele faydası yok” AKP’nin can havli ile yaptıklarının onları felaketten korumayacağını en azından yakın tarihi bilen herkesin bilmesi gerekir. Fakat siyaset erbabı bir kez şaşırmaya görsün.  Ne şaft kalır ne şiraze.

Bir ekonomik krizin ürünü olan ve yıllardır din afyonu ile kitleleri uyutmada hayli becerikli davranan siyasi iktidarı keskin demokrasi söylemlerinden fiilen faşizmi tesis etmeye getiren yasallığı ve meşruiyeti olmayan uygulamalarından dolayı hesap sorulacağı korkusudur.

Kriz yaklaştıkça baskı ve zulüm daha da artacaktır. Ancak toplumlar kurtuluş için kesin çözümlere böyle olağanüstü dönemlerde meyil ederler. Bu son dayanma sınırıdır, sabrın son kertesidir. Bütün devrimler işte o kritik eşikte başlar ve hızla gelişir. İşte devrimimizi emperyalizme çaldırmamak ve kitleleri başka bir kapitalist çözüme ikna edecek her türlü tuzaktan uzak durmak için işçi sınıfının örgütlü gücünün yaratılması ve solun hızla belli ilkeler çerçevesinde bir araya gelmesi gereklidir.

Nasıl siyasal gericiliğin tüm kurumları “biat” kültürüyle tek kumanda merkezinin etrafında toplanıp bir araya gelebiliyorsa ilerici güçlerin de işçi sınıfı ideolojisinin kumandasında eşitlik, laiklik, özgürlük şiarları etrafında sarsılmaz bir güç oluşturmaları gerekmektedir. Öncü sarsıntıları hissedilen ve bir tsunami etkisi yapması muhtemel olan krizden yepyeni, aydınlık ve sömürünün olmadığı bir ülke kurabilmek seçenektir. Bu büyük krizde sefalet içinde insanlığından utanacak kadar düşmek de öyle.

  • Bu fotoğraf, 1917’de silahlanmış halkın Çar’ın Kışlık Sarayı’nı basarken çekilmiş.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,059BeğenenlerBeğen
17,013TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol