Gazete REDYaklaşan felaket ve iki olasılık…

Yaklaşan felaket ve iki olasılık…

Ülkemiz büyük bir felakete sürükleniyor. AKP iktidarının, vatandaşlık hukukunu ortadan kaldıran ve yerine kulluk hukukunu getiren, bir çeşit saltanat tesis eden hamleleri devlet yapısında tam anlamıyla hakim oluyor.

Seçim hileleri kanıksandı. Cumhurbaşkanlığı makamını işgal eden unsurun diploması hâlâ ortada yok ve artık bunu dert eden de yok. Göstermelik “demokrasi” bile rafa kaldırıldı; yerel seçimler yaklaşırken, beğenilmeyecek belediye başkanlarının görevden alınacağı ve yerlerine kayyım atanacağı ilan ediliyor.Kısacası, Türkiye tam bir keyfi idareye teslim oldu, hiçbir denetim mekanizması kalmadı, bir çeşit mutlakiyet kurumsallaşmaya başladı.

Sesini çıkaranların sesini duyurabileceği bir medya artık yok. Ziraat Bankası’ndan hibe gibi kredinin Demirören Grubu’nun eline tutuşturulmasıyla, medya denen dev pisliğin üzerine tüy dikilmiştir. (Daha önce de Sabah-atv, aynı yöntemle, Vakıfbank kredisi ve Katar parasıyla el değiştirmişti.) Türkiye’de halkın haber alma hakkını sağlayabilecek tüm kanallar tıkanmıştır. Her an kabloları kesilebilecek bir ‘sosyal medya’ dışında yaygın bir medya organına sahip değiliz. Geniş halk yığınları, kendilerine ekranlardan söylenen yalanlara mahkum haldedir. Haberlerinden dizilerine kadar her şeyiyle büyük bir yalan medyası egemendir.

Bu durum, felaketin başlangıç noktasıdır.

Karşıdevrimci dönüşüm süreci çok ciddi bir iktisadi krizle birleşiyor. Türkiye’nin senelik enflasyon oranı yüzde 70’i aştı. İktidar ise iktisadi gerçekleri vurgulayan ve tartışan kim varsa “hain” diye etiketlemeye, konuyu “dış güçlerin oyunu”diyerek bir “milli mesele” haline getirmeye uğraşıyor. Oysa iktisadi kriz tam olarak hırsızlık ve yolsuzlukların, ahmakça bir “büyüme” anlayışının ve nihayet ülke ekonomisini emperyalist sermayeye peşkeş çekmenin bir sonucu.

Öyle ki, halka “büyüme” diye yutturulan süreçte en büyük “büyüme” kalemleri inşaat ve otomotiv sektörleri oldu. En fazla vergi akaryakıttan toplandı. Ülke bir beton çöplüğüne çevrildi ve petrole daha fazla bağımlı hale getirildi. İnşaat sektöründeki ihale yolsuzlukları ise ülke kaynaklarını silip süpürdü. Şimdi bunları anlatanlara “hain” diye saldırıyorlar.

Ülke siyaseti Medrano Sirki gibi. Taşların bağlandığı, köpeklerin salındığı bir sistemi kurumsallaştırdılar. İktidarın pis işlerinden sorumlu MHP’liler gidip siyasi muarızları Meral Akşener’in evinin önünde toplu halde tehdit savurabiliyorlar. Hiçbir şey olmuyor. Mesela aynı grup gidip Tayyip Erdoğan’ın evi önünde “Bir gece ansızın gelebiliriz!” diye bağırsa, tamamı müebbetle yargılanır. Mekan Akşener’in evinin önü olduğunda yasalar farklı çalışıyor.

AKP bizi bölgenin her türlü gericisiyle, katiliyle yüzgöz etti. Suudiler İstanbul’un göbeğinde adam doğruyor. AKP’nin bölge siyasetleri, kurmuş olduğu ittifaklar ve karanlık bağlantılar, Türkiye’yi Ortadoğu’da hızla olgunlaşan savaş koşullarının tam da göbeğine sürüklüyor. Ülkemiz bir anda kan gölüne dönebilir, bu işin hiç şakası yok.

Savaş tehdidi “teğet geçse” bile, şiddet ülkenin geleceğine damga vuracak. Önümüzdeki dönemde ekonomik krizin sonuçlarının çok daha hissedilir hale geleceğini ve emekçilerin seslerini yükselttiği her durumda iktidarın sopasıyla yüzleşeceğini pekala söyleyebiliriz. Üçüncü Havalimanı işçilerinin hali ortada; açıkça kölelik koşullarında, zorla çalıştırılıyorlar ve her gün ölmeye devam ediyorlar. İtiraz eden işçiler zindana tıkılıyor. Bu durum genelleşecektir.

İktisadi krizin neden ve sonuçlarına karşı mücadele, tam olarak emekçilerin bu kullaştırılma/köleleştirilme süreci nedeniyle siyasi baskılara ve karşıdevrim hamlesine karşı mücadeleden ayrı tutulamaz. Bütün musibetlerin kaynağı tektir. İktisadi ve siyasi cephelerdeki aynı mücadelenin sonucu, ülkemizin ve halkımızın geleceğini belirleyecektir. Ya daha insani bir yaşamın kurulması için uygun zemini oluşturacağız, yahut mutlak olarak yoksullaştırılmış, ortalama yaşam beklentisi düşmüş, tüm kazanımlarını yitirmiş kullar/köleler ülkesinde azap içinde yaşamaya mahkum olacağız.

İkinci alternatif ölümden beterdir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,815BeğenenlerBeğen
17,090TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol