Virüs Harikalar Diyarında

Günaydın. Bugün sizleri dinleyip bir ilke imza atıyorum ve okunmayacak uzunluğa gelen yazıyı, arkası yarın diyerek ikiye bölüyorum.

  • T. AKMAN

Lewis Carroll takma adını kullanan yazar, matematikçi, ilahiyatçı ve fotoğrafçı Charles Lutwidge Dodgson’un 1865 tarihli Alice Harikalar Diyarında ve 1872’de bu öykünün devamı olarak yazdığı Aynadan İçeri sınırları zorlayan hayal gücü ve saçmalıklarıyla günümüzün gerçekçi çocuklarına biraz yabancı gelse de, sihirli anlar ve tuhaf yaratıklar nedeniyle çocuklar için oldukça dikkat çekicidir.

Yetişkinler içinse, bu hikayelerin her biri, birer absürt kara mizah eseridir. Dodgson için ise bir matematik kitabıdır: Yazıldığı Viktorya döneminde temelleri sarsılan geleneksel matematiğin soyut ve sanal boyutlarına bir diyalektik yaklaşımdır.

İlahiyatçı ve Öklidci geometrinin neferlerinden olan yazar, matematik soyutlaştığı ve serbest bırakıldığı zaman ortaya çıkacak mantıksızlığı açıklamak isterken, önyargılardan kurtulmanın, fikirlerin ve düşünmenin zincirlerini kırmanın ve zihni serbest bırakarak, gerçeğe ve bilgeliğe ulaşmak için gereken sorgulamaların ütopik dünyasını yaratmayı başarmıştır.

Canı çok sıkılan Alice adında bir kız çocuğunun, yeleğinin cebinden çıkardığı saate bakan ve geç kaldığını söyleyen pembe gözlü bir tavşanın peşinden atladığı delikten geçerek girdiği fantastik dünyada geçen hikayeler yoluyla yetişkinlerin dünyasının, saf, temiz bir çocuğun gözünden (yeni matematiksel kuramların yazar gözünden) ne kadar saçma göründüğünü anlatır. Bu diyarda yetişkin dünyasından tamamen ayrılarak, gerçek bilgiye doğru uzun bir yolculuk (“trip”) vardır.

Carroll’un felsefi düşünceye kattığı boyut, o dönem için çok ters bir yaklaşımla bir çocuk ile yetişkinin düşünsel farklılıklarını kullanmak olmuştur. Bunu bir yandan psikedelik bir etki altında bir “trip” gibi, bir yandan da bir masal havasında anlatması, edebiyatı ve çocuk kitaplarını sonsuza dek değiştirmiştir.

Felsefe öğretmeni ve yazar Jostein Gaarder tarafından 1991 yılında yazılmış olan Sofie’nin Dünyası da Sophie’ye gerçek bir filozof olması için çocuk gibi düşünmesi gerektiğini söyler: “İyi bir filozof olmak için gereksindiğimiz tek şey hayret etme yeteneğimizdir.”

İnsan, bir çocuğun henüz kalıplara sokulmamış beyni gibi bir sorgulama seviyesine yeniden ulaşılabilir mi?

Toplumlar tarih boyunca mevcut düzeni sorgulayan, kendilerinin sorgulamadan kabullendiği temel şeyleri sorgulayan insanları kabul etmeyip ‘deli’ damgası vurmaya, hatta öldürmeye çekinmemiştir. Galileo Galilei, “Eppur si muove” (Dünya yine de dönüyor…) dese de ancak engizisyon mahkemesi önünde dünyanın döndüğüne ilişkin tezini inkar ederek idamdan kurtulmuştur.

Platon’un Sokrates’in Savunması adlı eserinde anlattığı üzere, Sokrates, şehrin tanrılarına inanmamak, başka tanrılar ve fikirlerle gençliği zehirlemekle suçlanarak idam edilmiştir.

Alice’in önyargılarından sıyrılarak tavşan deliğinden aşağı atlaması Sokrates felsefesindeki sorgulamanın başlangıç noktasının metaforu olarak kullanılmıştır. Özgür bırakılan çocuklar sıkılmaz, zira zaman kavramları yoktur. Acıkmak, susamak, oynamak, yorulmak, uyumak gibi temel dürtüleri vardır.

Kural ve kısıtlamalarla toplumsal kalıplara sokulan çocuk tıpkı bir yetişkin gibi sıkılmaya başlar, çünkü sıkılmak toplumsal bir olgudur ve yaşamı farklı algılamaya engel olan zihnin ürünüdür.

Alice’in sıkılması da büyümeye ve kalıplara girmeye başlamasının çok güçlü bir ifadesidir. Beyaz Tavşan Sokrates’tir, Alice’in zihnini tetikleyen merak kıvılcımıdır. Alice Harikalar Diyarı’nda gezerken de zihni kalıplara dönme eğilimine girdiği anlarda, Beyaz Tavşan uzakta belirecek ve Alice’e “aydınlanmaya” giden yolu gösterecektir.

Hikayelerde kurguların hemen hepsi “Zıtlıklardan Doğan Birlik” felsefesi üzerinden gelişir. Efesli Heraklitos’un işlediği hiçliğin zıtlığı Alice’in dünyasını absürt hale getiren kavramdır. Taoizm’de varlık (bir şey) ve var-olmayan (hiçbir şey) yin-yang’da tezahür eder.

Bir fincana baktığınızda varlık gördüğünüz maddedir: Fincan, kulp, üzerindeki renk ve desen. Görmediğiniz “var-olmayan” varlık ise fincanın varlığının en önemli parçasıdır: İçinde sıvının doldurulacağı boşluk. Siz bir şeye sahipken (fincan), size, fincana ya da hiçbir şeye ait olmayan hiçbir şeyi (boşluk) kullanıyorsunuz. Fincana (varlık) sahip olma sebebiniz gerçekte boşluk (var-olmayan). Tıpkı eviniz gibi: Evinizin varlığına sahipsiniz ama hiçliğini kullanıyorsunuz.

Caroll kitap boyunca bu diyalektiği çok akıllıca kullanarak, yarattığı deliler diyarında önyargısız ve hayrete açık bir sorgulamayla ilerliyor.

“Biraz daha çay al,” dedi Mart Tavşanı Alice’e, gayet ciddi bir tavırla.

“Daha hiç çay içmedim ki,” diye karşılık verdi Alice gücenik bir ses tonuyla, “o yüzden biraz daha çay alamam.”

“Biraz daha az alamam demek istedin herhalde, çünkü hiçten daha fazla almak çok kolay.”

“Lütfen söyler misiniz, buradan ne tarafa doğru gitmeliyim?”

“Bu daha çok nereye varmak istediğine bağlı,” dedi Kedi.

“Neresi olursa olsun…” dedi Alice.
“Öyleyse ne tarafa doğru gideceğinin önemi yok,” dedi Kedi.

“Bir yerlere varayım da, gerisi önemli değil,” diye ekledi Alice, ne istediğini daha iyi anlatabilmek için.

“Kesin, bir yerlere varırsın,” dedi Kedi, “tabii yeterince yürürsen.”

Alice uzanıp Tavşan’ın omzunun üzerinden merakla bakıyordu. “Ne komik bir saat!” dedi. “Günü gösteriyor, ama saati göstermiyor.”

“Neden göstersin ki?” diye homurdandı Şapkacı. “Senin saatin yılları gösteriyor mu?”

“Tabii ki, hayır,” diye yanıtladı Alice, hemen atılarak, “ama bu, uzun bir süre aynı yılda kaldığımızdan böyle.”

“Benim saatim için de aynı durum geçerli,” dedi Şapkacı.

Alice kahkahalarla güldü. “Böyle yapmanın hiçbir faydası yok,” dedi. “İnsan imkânsız şeylere inanamaz.”

“Öyle sanıyorum ki senin bu konuda çok fazla inanma denemen olmamış,” dedi Kraliçe.

“Ben senin yaşındayken her gün yarım saat inanma denemesi yapardım. Yaa! Bazen kahvaltıdan önce altı tane imkânsız şeye inandığım olurdu. İşte şal yine uçuyor!”

Tırtıl, nargilesinin marpucunu ağzından çıkarıp, cansız, uykulu bir sesle Alice’e “Kimsin sen?” diye sordu.

Bu soru, sohbete koyulmak için çok da cesaret verici bir başlangıç değildi. Alice, oldukça mahcup bir tavırla şöyle dedi: “Şey efendim, yani aslında şu an tam bilmiyorum. En azından bu sabah kalktığımda kim olduğumu biliyordum, ama o zamandan beri birkaç kez değiştim galiba.”

Carroll’un düzenli işlediği ikilik ve görecelilik, daha önce incelediğimiz gerçek/hakikat-doğru yapısına da benzer bir şekilde yaklaşıyor. Her şeyin göreceli olması, baktığımız açıya, zamana ve mekana göre doğruların değişmesi bizi mutlak bir hakikatten uzaklaştırıyor.

Sonsuz ve “sınırsız” bir evreni, varoluşu ve gerçeği anlayabileceğimiz kalıplara sokarak “sınırlı” akıl yoluyla anlamaya çalışıyoruz. Dünyamız ve hayatlarımız evrensel gerçeklerden değil, sadece “anladığımız kadar” hakikatten oluşuyor.

Alice’in yazıldığı dönemdeki matematik ile bugünkü matematik arasında çok temel farklılıklar var ve teknolojik devrim bu değişim sayesinde yaşandı. Peki, 200 yıl önce insanın bildikleri yanlıştı diyoruz. O halde, bugün bildiklerimiz 200 yıl sonra doğru olacak mı?

Sadece bir hamburger için 2 bin 400 litre su harcayan insanın bugünkü doğrularımızla “bildiğimiz” şekilde 200 yıl daha devam edebilmesi pek mümkün görünmüyor. İnsan merakını baskıladıkça, zihnini kalıplara teslim edip kendisine aktarılmış olan hakikati kabul ettikçe ve “güvenilir alanda” yaşamak için büyük bir istekle sürüye katıldıkça, insanlığın kurtuluşu için gereken kahramanın giderek daha da güçlü olması gerekecek.

Resimde über deli Salvador Domingo Felipe Jacinto Dalí i Domènech’in 1969’da Alice Harikalar Diyarında için yaptığı 12 helyogravürden Tavşan Deliğinden Aşağı var. Ben bakmaya doyamıyorum; umarım keyif alırsınız…

Son Haberler

RedHack geri döndü!

Kızıl hackerlar AKP'li belediyelerin web sitelerine kayyum atamaya başladı!.. RED Haber - Türkiyeli devrimci hacker grubu RedHack bir dizi AKP'li belediyenin sitelerini hackleyerek "Size kayyum...

Belçika: “Onları Tayyip besliyor…”

"Tayyip Erdoğan'ın teşvik ettiği İslamcılar Belçika için başlıca tehditlerden biri..." RED Haber - Christophe Lamfalussy, geçtiğimiz günlerde Belçika La Libre gazetesinde Devlet Güvenlik Servisi (VSSE)...

Korona günlerinde turizm

Koronavirüs tüm dünyada turizmi vurdu. Bazı ülkeler büyük gelir kaybına uğruyor. Turizmin geleceği meçhul. RED Haber - Koronavirüs nedeniyle dünya turizmi ağır bir tehdit altında....

Trump solculara ‘faşist’ dedi

Müzisyen Neil Young, geçtiğimiz cuma Beyaz Saray'ın Bağımsızlık Günü'nü kutlayan Rushmore Dağı etkinliği sırasında müziğini kullanan Başkan Donald Trump’a sinirlendi. Trump ise 'solcu faşizmi'...

Bir acayip Japon treni

Japonya’da deprem sırasında yol almaya devam edebilen, dünyanın en hızlı ‘mermi tren’i hizmete girdi. RED Haber - Japonya'nın en yeni ‘mermi tren’i sadece daha hızlı...