Virüs gerçekleri ve maske garabeti

Şu anda dünyadaki CoVID-19 kaynaklı vaka sayısı 25 milyonu geçti, vefat sayısı ise 850 bin sınırında…

  • T. AKMAN

Artık dünyadaki sayıların büyüklüğü ve çeşitliliği, özel başarılara imza atmamış hiçbir ülkenin kendini ayrıştıramayacağı istatistiksel bir anlam oluşturmaya başladı ve oranlar yerine oturdu.

Türkiye gibi sistematik yalan sayı servisinde ısrarı sayesinde verileri artık kimse tarafından ciddiye alınmayan birkaç ülke (Suriye, Kuzey Kore, Azerbaycan, Kazakistan, Rusya, Polonya, Belarus, vb.) haricinde vakaların yaklaşık üçte biri aktif vaka (25 milyonda 6,7 milyon), üçte ikisi sonuçlanmış vaka (25 milyonda 18,3 milyon).

Aktif vakaların içinden yüzde 99,1 (6,82 milyonda 6,75 milyon) hafif ya da orta, yüzde 0,9 (binde dokuz, yani 6,82 milyonda 61 bin) kişi ise hastalığı ağır ya da kritik geçiriyor.

Sonuçlanmış vakalarda yüzde 95,3 (18,3 milyonda 17,5 milyon) hastalığı hasarla ya da hasarsız yenmeyi başarmış, ne yazık ki yüzde 4,7 (18,3 milyonda 850 bin) vefat etmiş.

Toplama vurursak hastalığa yakalananların yüzde 3,4’ü vefat etmiş, binde ikisi de hayata tutunmaya çalışıyor; yani dünyadaki raporlanan vakaya göre ortalama ölüm oranı yüzde 3,5.

Bizim rakamlara bakınca zaten hasta görünmüyor; neredeyse bütün vakalar kritik. Vaka sayıları tahminen 1/10 oranında tutulunca da vakaya göre gizlemesi nispeten daha zor olan vefat sayıları yüzde 2,6 gibi “daha az farklı” görünüyor.

Bu “her gün müjde verelim ama sayıları da tutturalım” oyununda, tutulan Excel tablosu, Temmuz ortası tablo görevlisinin tatile çıkmasıyla birlikte patladı ve şu anda oluşan resimde, dört işlem üzerinden iyileşen hastaların toplam hastadan çok olduğu ve binlerce vakanın “kayıp” olduğu açıkça görülebiliyor.

Bunlar bir de gizlenenlerin haricinde!

Tabip odaları her ilden ses yükseltiyor ve gerçek rakamların servis edilen sayıların EN AZ on kat yüksek olduğu rahatça anlaşılabiliyor.

Bu görüntüden ve şeffaf olmamaktaki inatta, ilk fırsatta bir erken seçime gidileceği dışında bir mantık göremiyorum. Seçim için de en erken ve uygun görünen zaman 2021 Temmuz başları olacaktır. Dolayısı ile en azından 2021 Temmuz başına kadar bu yalan sayı servisinde bir değişiklik olmayacağını öngörebiliriz.

Trump’ın ABD’si 6,1 milyon vaka (~+50.000), 185 bin (~+1.100) vefatla tablo liderliğini sürdürürken ‘Tropik Trump’ Bolsonaro’nun Brezilya’sı 3,8 milyon vaka (~+50.000), 120 bin (~+900) vefatla paralel seyirde. Bu ikiliyi tahttan indirmek için hızla yaklaşan Hindistan 3,5 milyon vaka (~+75.000), 63 bin (~+1.000) vefat ile çok can sıkıcı bir potansiyele sahip.

Hızlı ilerleyen ülkelere yalancı Putin’in Rusya’sı, bize yavaş yavaş yaklaşan hastalık mevsimini yani kış aylarını şu anda yaşayan Arjantin, Kolombiya, Peru, Meksika ve Şili başta olmak üzere, hemen tüm Güney Amerika ülkelerinin yanı sıra, üç kuruşluk turizm geliri için salgını yeniden hortlatan iki geri zekâlı Avrupa ülkesini ekleyebiliriz: Fransa ve İspanya.

Madrid’de gece hayatı hafta sonu itibarı ile bitti, sokağa çıkma yasağına ramak kala yasaklar arasında sigara içmek ve toplu taşımada yeme/içme yasağı da var.

Paris’te de yine hafta sonu itibarı ile maskesiz çöp atmaya çıkmak dahi yasaklanırken, keza maskesiz içilemeyeceği için sigara ve kamuya açık alanlarda yeme/içme de yasaklandı.

Virüssüz bir yer arıyorsanız, bu durumda sızmak isteyeceğiniz yerler oldukça kısıtlı: 650 bin nüfuslu Makao, 112 bin nüfuslu Grenada, 285 bin nüfuslu Yeni Kaledonya, 53 bin nüfuslu Saint Kitts ve Nevis Federasyonu, 56 bin nüfuslu Grönland, 3 bin 500 nüfuslu Falkland Adaları, 15 bin nüfuslu Anguilla ve nihayet nüfussuz diyebileceğimiz ve sadece papanın etrafındaki 800 kişiden oluşan Vatikan Şehir Devleti gün itibarı ile virüsten temizlenmiş durumda.

Dünyanın en ücra köşelerine dahi rahatça gidebilmeyi başaran virüs, nihayetinde insandan insana bulaşıyor, başka bir bulaşma şekli yok. Bu sayede de bu ücra köşelere virüs yeniden gelse de akılcı uygulamalarla yeniden kontrol altına alınabiliyor

Bizde de o kadar zor değil, yeter ki bilinçli olalım ve virüsün nasıl bulaştığını anlayalım.

Açık havada 3 metre mesafeyi koruyabildiğiniz hiçbir durumda virüsün size bulaşma ihtimali yok.

Açık havada 1 metreden maskeyle, karşınızdakinin ağzından çıkacak damlacıklara doğrudan maruz kalmazsanız (kabaca yüzünüze minik minik tükürülmüyorsa) keza yine ihtimal yok.

Ancak kapalı alanlarda olayın rengi değişiyor; bir kapalı odada cam kapalıyken UVC filtresi olmayan bir klima altında 4 kişi 1 saat toplantı yapsa, hepsi toplantıdan hasta çıkar.

Servis ya da toplu taşıma ile 8 saatlik işyerine giden bir çalışana, her gün idealde 7, en az 5 maske gerekli (2 saatte bir yeni maske, gidiş/geliş için birer maske, bir de yedek maske).

Okul için de benzer bir senaryo geçerli: Okula giderken bir maske, her ders + teneffüs için bir maske, dönerken bir maske.

Bu sayılar da maskelerin çok temiz kullanıldığı ve bir sürpriz yaşanmadığı durumda yeterli.

Yerde bulduğu maskeyi yüzüne takacak kadar bilinçsizliğin ötesinde çaresiz insanlar ne yapacak?

Anne baba çalışan, çocukları okula giden 4 kişilik bir ailenin bütçesine, tanesi 1 TL’den 800 TL gibi bir aylık yükten bahsediyoruz.

Devletin en yetkili ağızlarının salgını küçümseyen söylemleri devam ettikçe, kim böyle bir bütçe ayıracak peki?

Bu yüzden insanlar yaptırdıkları bez maskeler içine kâğıt sokuşturup kendini korumaya çalışacak ya da kollarına taktıkları andan itibaren koruyuculuğundan ödün vermeye başlayan maskeleri gün boyu kola takıp çıkartacaklar. Sabah da bakıp “temiz” olduğuna karar verirlerse aynı maskeyi tekrar kullanacaklar.

Sadece 3 adet tek kullanımlık maskesi olan ve aylardır dönüşümlü olarak bunları kullanan insana o maskenin hiçbir koruyuculuğu olmayacağını nasıl anlatacağız?

Bu noktada bir başka sorun daha çıkıyor; karşımızdaki insanın maskesi olduğu için ona ek bir güven duyacağız ama maske gerçekte hiçbir işe yaramadığı için biz boş yere gardımızı düşürmüş olacağız. Verimsiz kullanılan maskelerin kimi ne kadar koruyacağı konusu tamamen piyango.

Bu yüzden hiç kimsenin tedbirine güvenerek tedbiri elden bırakmayın ve rahatsız olduğunuz ortamlardan çıkmakta tereddüt etmeyin.

Ben salgının başından beri, sadece bir kez bir restoranda bir şey yemeye kalkıştım. O da açık havada, deniz kıyısında bir mekandaydı. Garsonların çenesine inmiş, terden ıslanmış maskelere karşı yapacak bir şeyim olmadığını anlayarak, kalkıp gittim.

Restoranınız size kalsın, ben evde yumurta kırar yerim.

Bunu tekrar tekrar yazıyorum ama lütfen kendinizi ve sevdiklerinizi çok iyi koruyun; sizin ne yaptığınız diğer insanların ne yaptığı ya da yapmadığından daha önemli…

Son Haberler

Aşı sallaması

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın sayı saymayı bilmediği veya hayal aleminde gezdiği anlaşıldı. Gripteki aşı muamması COVID'e gelince 'aşı sallaması'na dönüştü... RED haber - Sağlık Bakanı...

Remzi’nin unutulmayan tekmesi…

1992 yılında Türkiye'de polis tezgahları bir tekmeyle yıkıldı. Bir daha devrimcileri masa önlerine dizip teşhir etmeye cesaret edemediler. Remzi şu aşağılık düzene tekme vurduğu...

Saray para emiyor!

İşçiye, emekliye, memura yüzde 5 maaş zammı bahşeden Saray, kendi bütçesini 3,1 milyar liradan 4,3 milyar liraya yükseltti! RED haber - Vatandaşın önüne askıda ekmek...

ABD kapıları kapattı!

ABD'nin Türkiye Büyükelçiliği ve tüm konsolosluklar kapılarını kapattı. Vize dahil tüm işlemler askıya alındı. RED haber - ABD Türkiye'deki Büyükelçiliği'nin ve tüm konsolosluklarının kapısını bir...

Madencinin sesi yükseliyor

Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Tahir Çetin... Soma ve Ermenekli madenciler, kimsenin sesini çıkaramadığı bir dönemde tüm Türkiyeli emekçilerin yükselen çığlığı oldu... RED haber - Somalı...