Gazete REDVirüs bahane…

Virüs bahane…

Koronavirüs salgını tüm dünyada halkların haklarını kısıtlamak için bahane olarak kullanıldı. Türkiye’nin “karne notu” da bildiğiniz gibi!..

RED haber – Pandemi sırasında ifade özgürlüğü, insan hakları ve toplantı ve gösteri özgürlükleri baskıcı hükümetlerce engellendi.

Dünya nüfusunun yüzde 87’sinin “kapalı”, “baskıcı” veya “engellenmiş” kabul edilen ülkelerde yaşadığını ortaya koyan bir araştırmaya göre, dünyadaki insan haklarının durumu “umutsuz”.

Bu rakam, Covid-19 sırasında dünyanın hemen hemen her ülkesinde insan haklarının kötüye gittiği tespit edildiğinden geçen yıla göre yüzde 4’lük bir artış gösteriyor.

196 ülkeyi değerlendiren kitle örgütlerinden oluşan bir ittifak olan Civicus Monitor‘a göre, bir dizi hükümet pandemiyi ifade özgürlüğü, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü gibi hakları kısıtlamak için bir bahane olarak kullandı.

Toplum üzerindeki baskıların düzeyini beş kategoriye ayıran kuruluşun verilerine göre, Türkiye sondan ikinci seviyede.

Rapor, protestocuların gözaltına alınması, aşırı güç kullanımı, sansür, gazetecilere yönelik saldırılar ve insan hakları savunucularına yönelik taciz ve sindirme gibi yöntemleri kullanarak, birçok hükümetin Covid-19’u “yurttaş özgürlüklerine ek kısıtlamalar getirmek veya uygulamak” için kullandığını ortaya çıkardı.

Grup, çeşitli veri kaynaklarını birleştiren bir metodolojiye dayanarak, temel örgütlenme, barışçıl toplanma ve ifade özgürlüklerini “kapalı”, “bastırılmış”, “engellenmiş”, “daraltılmış” veya “açık” olarak kategorize etti.

Dünya nüfusunun dörtte birden fazlası, devlet ve devlet dışı aktörlerin haklarını kullanmaya teşebbüs ettikleri için insanları rutin olarak hapsettiği, yaraladığı ve öldürdüğü en kötü puan alan ülkelerde “kapalı” yaşıyor. Çin, Suudi Arabistan ve Türkmenistan bu kategorideki ülkeler arasında değerlendiriliyor.

Civicus Monitor’den Marianna Belalba Barreto, “Protestoları sınırlamak için, protestocuları gözaltına almanın ana taktik olarak kullanılması, protestoları bastırmak için Covid-19’u bahane olarak kullanan hükümetlerin ikiyüzlülüğünü gösteriyor, virüsün hapishaneler gibi kapalı alanlarda yayılma olasılığı daha yüksek” diye konuşuyor.

Barreto şunları söylüyor:

“Araştırmamız, dünya çapında derinleşen bir sivil alan krizini yansıtıyor ve hükümetlerin, konuşmayı suç sayan yasalar çıkarmak da dahil olmak üzere, hakları daha fazla kısıtlamak için bir bahane olarak pandemiyi nasıl kullandıklarını vurguluyor.”

Çalışma için değerlendirilen 196 ülkeden sadece ikisi, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Sudan notlarını artırarak “kapalı” dan “bastırılmış” a geçti. Aralarında ABD, Kosta Rika, Fildişi Sahili, Irak, Filipinler ve Slovenya’nın da bulunduğu on bir ülkenin notu düşürüldü. Rapor, genel olarak, insanların sivil özgürlüklerinin görünümünün umutsuz olduğunu söylüyor.

Araştırmaya göre ABD’de milyonlarca protestocu Black Lives Matter hareketine katılırken, Trump yönetimi aşırı güç, polis şiddeti ve toplu gözaltılarla karşılık verdi. Araştırmacılar, son yıllarda, bazı eyaletlerin insanların barışçıl protesto hakkını sınırlayan kısıtlayıcı yasalar çıkardığını, ABD genelinde ise röportaj yapan veya protestoları takip eden muhabirlerin giderek daha fazla gözaltına alındığını veya yaralandığını ortaya çıkardı.

Avrupa’da, salgını “özgürlükleri kısıtlamak için bir bahane olarak” kullanan hükümetlerin “otoriter” politikaları Macaristan, Polonya, Slovenya ve Sırbistan’da insan haklarını kısıtladı.

Raporda, Batı Afrika’da, dört ülke, Fildişi Sahili, Gine, Nijer ve Togo Türkiye seviyesine düşerek, “engelleyici”den “baskıcı”ya indirildi.

Civicus Monitor araştırmacısı Josef Benedict, araştırma grubunun dikkat çektiği bir başka eğilimin, LGBT+ kişiler, göçmenler veya mülteciler gibi dışlanmış grupların doğrudan hedeflenmesi olduğunu söyledi.

Benedict, “Uganda’da, Covid-19 bahanesiyle hedef alınan LGBT bireyleri gördük. Hindistan’da hükümet politikalarından zaten olumsuz etkilenen kayıt dışı göçmenler devlet tarafından daha fazla ihlalle karşı karşıya kaldılar” dedi.

Benedict şöyle konuştu:

“İnsanları gözetlemenin genişlemesi de endişe vericidir. Halihazırda kapsamlı bir gözetim endüstrisine sahip olan Çin, bu teknolojiyi genişletmek için salgını kullandı ve Ermenistan ve İsrail’de hükümetler, uluslararası insan hakları hukuku kapsamında kabul edilebilir olanın çok ötesinde gözetleme önlemleri aldı.”

Civicus Monitor, hükümetleri kitle örgütleri ve insan hakları savunucuları ile birlikte çalışmaya, “bu aşağı doğru gidişatı durdurmaya” davet etti.

Kaynak: The Guardian

Önceki İçerikİşsizlik üzerine…
Sonraki İçerikAdalet!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,153BeğenenlerBeğen
17,019TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol