Üniversiteler kimindir?

Üniversitelerdeki mezuniyet törenlerinde açılan akıl dolu pankartlarla yerin dibine sokulmalarına, kendi cenahlarında karşılık verecek kapasitede kimsenin olmamasından dolayı hasetlerinden çatlamaya devam edecekler.

  • HAKAN AYTAÇ

AKP iktidara geldiği günlerde, gizli ajandasında -gerçi bunun apaçık olduğunu da söyleyebiliriz- yazan laik rejimi değiştirme hedeflerinin önündeki en büyük engellerden biri üniversitelerdi.

Çünkü o zaman en azından bilim yapmak hâlâ bu kurumların gündemindeydi. AKP’nin çağdışı herhangi bir uygulaması açıkça eleştirilebiliyordu. En önemlisi de üniversite mezunu olmak daha fazla anlam ifade ediyordu.

Şimdi ne halde olunduğu ise malum!

AKP’nin gerici zihniyetiyle üniversitelerin uyuşması zaten pek mümkün değildi. Bilimle mücadele etmesi de öyle. Onlar da bu yüzden düşmanlık etmeyi tercih etti.

Yok etmenin yolu ele geçirmekti.

Öncelikle “81 şehre üniversite açıyoruz” böbürlenmesi ile içi boş, tabeladan öteye gitmeyen ve kim bilir nasıl müfredatlarla açtıkları apartman dairesinden mütevellit üniversitelerle, akademi mezunu olmanın içini boşalttılar, önemini bitirdiler. Rektörlük seçimlerinde en az oyu alan ve tek özellikleri yandaş olmak olan onlarca kişiyi atamayla üniversitelerin yönetimlerine getirdiler. Sınav sorularını sızdırdılar.

ALES sınavında neredeyse sıfır çekenleri kapalı kapılar ardında mülakatlarla akademisyen yaptılar, çok kişinin emeğini çaldılar. Kişiye özel yetkinlik tanımları duyurarak kadroları akraba, arkadaş, yandaş diyerek adeta peşkeş çektiler.

AKP’nin bizzat atadığı hemen her üniversitede bu tabloyu görebiliyoruz, dileyen araştırabilir.

Onların üniversiteye bakışları, geçtiğimiz günlerde Akit TV’ye çıkan sözde akademisyen bir kendini bilmezin üniversiteler için fuhuş yuvası demesinden ötede değildir. Şahsa en güzel cevabı, açılalı 20 gün olmuşken siyasi iktidarın baskısıyla kapatılan OLAY TV’den Nevşin Mengü vermişti, tekrar etmekte fayda görüyorum:

“Pardon da bu gençler yetişkin insanlar. Size mi kaldı onların seks hayatını takip etmek! Sizin başka işiniz gücünüz yok mu?”

Biliyorsunuz, şimdi de Boğaziçi Üniversitesi’ne AKP’den alenen milletvekili adayı olmuş bir şahsiyet atandı. Hemen akabinde arkadaşın yüksek lisans tezinde de doktora tezinde de kopyala yapıştır usulü intihal yaptığı ortaya çıktı.

Şaşırdık mı? Hayır!

Onlara yakıştı mı? Oldukça!

Çünkü AKP içindeki bu intihal mevzusu ne ilktir ne de son olacak. Alışkanlık haline mi gelmiş, ancak böyle mi beceriyorlar, bilemedim!

Bu atamayla birlikte rektör yapılan aleni AKP’lilerin sayısı da 20’ye yükseldi. Güya “üniversitelerde siyaset istemiyoruz” diye diye tüm muhalif sesleri tamamen yok ettikten sonra geldikleri nokta işte bu!

Hoş onların siyaset istemiyoruz bahanesiyle bastırmaya çalıştıkları şey AKP-CHP arasındaki kısır çekişmelerden çok daha üst bir seviyedeydi ya, neyse!

En azından diplomaları varmış mı desek!? Hayır demeyeceğiz.

Çünkü Boğaziçi öğrencilerinin çiçeği burnunda bu rektörü haklı protestolarına polis plastik mermi, gaz ve TOMA ile müdahale etti. Çünkü biliyorlar ki öğrencilerin, gençlerin, bilimin konuşmaya başlaması tehlikelidir. Dünyada birçok değişim öğrenci hareketleriyle başlamıştır.

Boğaziçi öğrencileri gelişmelerin sonunda dersleri boykot kararı aldı. Gelişmeleri izleyeceğiz. Yine Nevşin Mengü’nün aynı çıkışından alıntılayalım:

“Arkadaşlar girmeyin zaten bunların derslerine. Öğreneceğiniz bir şey yok bu kafalardan. Bunlar bir önceki yüzyıla ait. Gitsin önceki yüzyılda yaşasınlar.”

AKP iktidarı çağdışı zihniyetinin bir gereği olarak aslında üniversite kavramına tümden karşı olmalarına rağmen, demokrasi tanımlarında olduğu gibi üniversiteleri de gitmek istedikleri yere kadar kullanacaklardı. Büyük oranda bunu başardılar ama bilin ki bu bilgisizlikleri, liyakatsizlikleri, çağdışılıkları dolayısıyla ancak torpille gelebildikleri bu kadrolarla isteseler de asla gerçekten bilim yapamayacaklar, isteseler de üretemeyecekler, isteseler de gelişemeyecekler.

En afilisi de ne biliyor musunuz?

Mezuniyet törenlerinde açılan akıl dolu pankartlarla yerin dibine sokulmalarına, kendi cenahlarında karşılık verecek kapasitede kimsenin olmamasından dolayı hasetlerinden çatlamaya devam edecekler.

Üniversiteler asla belirli bir grubun, belirli bir görüşün, belirli bir partinin tekeli değildir, olamaz. Üniversiteler aynı zamanda çağdışı zihinlerin de barınma alanı asla olamaz. Üniversiteler ancak aydınlık gençliğindir, geleceğindir…

Son Haberler

Vefa Serdar’a veda…

Yukarıda, Vefa Serdar'ın Deniz Gezmiş'leri anlattığı programın videosu... TKEP/L davasından hapis yatan, "Hayata Dönüş" katliamında kolu koparılan Vefa Serdar koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirdi. RED haber -...

Aşı pasaportu

Aşı pasaportu uygulamasının küresel olarak kabul edilmesi konusu dünya ülkeleri arasında tartışılmaya devam ediyor. RED haber - Dünyada "aşı pasaportu" uygulaması tartışılırken, bazı ülkeler uygulamayı başlattı...

Ferdi Özbeğen kitabı

Gazeteci, müzik ve sahne sanatları organizatörü Ali Rıza Türker dostu Ferdi Özbeğen’nin hayatını anlattığı kitabı Şöhret Dediğin kitapçılarda. RED kitap - Evden her fırsatta kaçan...

Aydınlık’ta son tasfiye

Doğu Perinçek, kuruluşundan beri Aydınlık hareketinin en önemli isimlerinden olan Mehmet Bedri Gültekin'i de nihayet partiden tasfiye etti. RED özel - Aydınlık hareketinin partide kalan...

Sedat Peker’e ne oldu?

Hakkında "Makedonya'dan sınırdışı edildiği" iddiaları gündeme gelen Sedat Peker'in akıbeti henüz belli değil. RED haber - Kuzey Makedonya Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı'nın resmi sitesinden dün yapılan...