‘Ülkücü Nihat’ nasıl delirdi?

Sivilceleri yeni patlamış ergendik. Gazete bayiine gider, “Bir Playboy bir de Leman ver” derdik…

  • CEM ASLAN

90’larda LeMan’daki yazıları ile tanıdık. Yazılarını dergiye sığdırmak için çok küçük puntolar kullanırlardı. Okurken gözümüz ağrırdı.

Kızılay’ın işportacılarını, Mamak’ın gecekondularını, Karadeniz’in yaylalarını, Diyarbakır’ın kuşbazlarını, Aydın’ın efelerini, Konya Çölü’nün köylerini, Arap sokaklarını, Sultan Galiyev’i, devlet hastanelerinin içinde dönenleri, kerhane kapılarına yığılan kitleleri, Trabzon’un ilk şampiyonluk macerasını, eskinin belediye helalarını, Türkiye’nin farelerini, Mustafa Behçet Efendi’yi, Çankırı’nın kara çıbanını… Özetle ezeli ve ebedi dangalaklığımızı… Ondan okuduk.

Gençliğinde ülkücüymüş. Ama sağ düşüncenin ağır eleştirileriyle doludur bütün yazını.

Kumpas operasyonlarına karşı dik bir duruşu onda gördük. Liberallere en galiz lafları o etti. Irak’taki, Filistin’deki zulme, Amerikan uçaklarına, uranyumlu mermilere en ateşli lanetleri o yağdırdı. Karadeniz kıyıları otoyolla imha edilirken, bankalar boşaltılırken isyan bayrağı açtı.

Bir nesile Yunus’un, Karacaoğlan’ın, Aslı ile Kerem’in pencerelerini açtı. Pek çokların gözlerini Paris’ten Halep’e, Şam’a, İsfahan’a, Mardin’e çevirdi. Çanakkalenin, Plevne’nin, Mustafa Kemal’in pek güzelduyulu anlatımlarını yazdı.

Üretken bir yazar olmasının yanında çok iyi bir okur. Yazılarını okurken anlaşılır yoğunluğundan. 10 kitap okuyup bir yazı belki de bir paragraf yazar. Yazıları konuşmaları gibi uzundur ama gereksiz laf yoktur. Yalındır, kolay anlaşılır. Akıp gider ve bir anda biter.  En çok altını çizdiğim ve atıf yaptığım adamlardan biridir. Kendine okur kitlesi oluşturmakta çok başarılı bir yazardır.

Fakat doğa bilimleri alanında altyapı zayıflığı var. Fizik, kimya, doğa tarihi, yerbilim, astronomi, evrim, çevre konuları vs gibi konularda okuma yapması gerek. “Çok tutulan” bir yazar bunlarla da ilgilenmeli.

Yazarlık temposu sadece zihin için değil, bedensel olarak da çok yıpratıcı. Nasıl baş ediyor bilmiyorum. Biz bile basit bir sayfa yazısı için ne kadar uğraşıyoruz.

Yazdıklarını unutmazsınız. 10 yıl önce okuduğum yazısı dün okumuşum gibi aklımdadır. Ya değerli bir bilgi, ya güzel bir anı, ya matrak bir fıkra, ya yerinde bir benzetme, ya da özgün bir sövgü sözü… Her yazısından mutlaka bir şeyler aklınızda yer eder, dilinize yerleşir.

Kahramanları da hep sıradanın sıradanı insanlardır. Ne zaman Türk Tarih Kurumu’nun önünden geçsem, sesi kulaklarımda ”Kalk Ali kalk…” diye yankı yapmaya başlar, bir film sahnesi gibi gözümün önünde canlanır o heybetli hikaye.

Mektepli değil, yabancı dil de bilmiyor. Böylesi daha iyi bir bakıma. Hem Anadolu’ya daha iyi odaklanmasını sağlıyor hem de zaman kazancı. Bir diploma artı bir yabancı dil insanın net 5-6 yılını alır. Onun yerine yazarlığını ilerlet daha iyi.

Sahaflarla ilişkisi, kitap toplayıcılığı bakımından 21. yüzyıl Katip Çelebi’sidir. Gençlik maceralarıyla bir Jack London. Çekirdekten yetişmesiyle ise bir Mihail Kalaşnikov! Hiç okumadıysanız En Büyük Taraftar başlıklı anı yazısından başlayın. Çankırı Özlem Seyahat‘i de okuyun, olağandışı bir sosyoloji. En sevdiğim kitabı Köpekleşmenin Tarihi. Çok kere eşe dosta hediye etmişliğim vardır.

Her çağrıldığı yere gitmez. Yazar kılıklı esersiz medya amigolarını muhatap alıp yan yana gelmez. Çok da doğru yapar. Nihat Genç kim, pop star tipinozlar kim. Mankenler, popçular nasıl ünlü olduysa onlar da öyle yazar, gazeteci olmuş.

Sky, Akşam, Halk TV, ART, Aydınlık, Veryansın, Odatv…Nereye çıktığının hiç bir önemi yoktur. Çünkü her yerde kendisidir. Nerede çalıştıysa da mutlaka basılmıştır orası. Ya polis ya da gestapo maliyeciler tarafından.

Sky’da Serdar Akinan buna ara gazını verirdi Sakarya, Çanakkale diye…Bir başlardı vatan millet edebiyatına. Ağlayarak bitirirdi nutkunu. Çok matrak olurdu.

Kendisine ağır bir ambargo uygulandı. Sadece merkez basın değil, sol, sosyal demokrat basın da hep dünyada yokmuş gibi davrandı. Yayınevleri bile adamdan onca para kazanabilecekken yüz çevirdi. Okurlarından başka kimseden bir tanıtım desteği görmedi. Buna rağmen çok satan bir yazar oldu. Fakat listelerde hiç görmedik ismini.

İletişim Yayınları Kazmalar ve Maşalar yazısı yüzünden kitaplarını basmama kararı aldı ve bir hayra vesile oldu. Böylece Orhan Pamuk denen edebiyat tüccarıyla aynı yayınevi çatısı altında olmaktan kurtuldu.

Gel zaman git zaman 15 Temmuz oldu, göt gibi açığa çıktı kazma da maşa da…

Her kelimesi içinde insan olmanın talihsizliği saklıdır. “Kardeşlerim…” diye bir peşrevi vardı. Derin bir yalnızlık duygusunu anlatır. Nedense son zamanlarda kullanmaz oldu.

“Nihat Genç ismi sana ne çağrıştırıyor?” diye sorsalar… “Anadolu” derim. Kendisi benim gözümde önemli bir değeridir bu toprakların. Böyleleri yazdı bu toprağın şiirini, türküsünü, öyküsünü, insanını. Vicdan ne demek deseler Nihat Genç demek derim. Karen Fogg’ların tavuklarına kışt diyor diye kimse bizden böyle bir adama lanet okumamızı beklemesin.

Sevmeyenleri de vardır, bunu anlarım. Fakat yazdıklarını okumayan kendi kaybeder. Nefret ediyorsan et ama okuyup da “Ee bu adam şimdi neyi savunuyor? Kimden yana?” gibi bir cümle kuruyorsan kafanda bir arıza var demek, kusura bakma… Adam aklı, fikri, insanlığı savunuyor işte, anlaması çok mu zor? Takım tutar gibi fikir tutarsan, dünyaya kabile penceresinden bakarsan öyle “erör” verirsin.

Okuduktan sonra bir düşünce alıyorsa, dönüp dönüp tekrar okumak istiyorsan paragrafları, şunu bilmiyordum öğrendim diyorsan, şunu görmemiştim şimdi gördüm diyorsan, yeni kapılar açılıyorsa, farkındalığın artıyorsa, benim için iyi yazardır. Evde olsaydım, kitapları elimin altında olsaydı eski notlarıma bakar, hakkında daha çok şeyler yazardım. Ne yazık ki uzağım… Ve bütün bunları bir okuru olarak hiç bir kaynağa bakmadan doğaçlama yazıyorum.

Cemaatin bağırsak solucanları kırk yıldır entegrasyon, laik zulmü, jakobenlik, ittihatçılık, totaliterlik, vesayet diye ANIRDIKÇA bu adam inadına üretim dedi. Toprağımız, derelerimiz dedi. Sendikacılık, kooperatifçilik dedi. Anadolu dedi. Çayımız, fındığımız, tereyağımız dedi. Buğdayımız, koyunumuz, sığırımız diye çığlıklar attı!

Holding kapılarında gelen geçene kolonya tutup peçete dağıtmakla yazar olunmaz. Nihat Genç pezevenk değil yazardır. Okuyanı müşteri değil okurdur. Farkı budur!

Reenkarnasyona inanan biri olsam derdim ki; bu adam önceki hayatında soykırım suçlusu bir SS subayıydı. Cezası da bu lağım fareleri arasında vicdanlı biri olarak yeniden doğmak oldu.

Şunu da ekleyeyim. Doktorun biri buna bir teşhis koysa hiç şaşırmam. Böyle bir adamdan normal olmasını beklemek akla sığmaz. Tamam bu adam dengesiz, deli. Ama keramet sahibi deli. Her kelimesi değerli.

Deliliğinin, ettiği küfürlerin, eserlerinin içeriği ve vicdani tavrı yanında kuruş kadar önemi yoktur… Sinek kovucu gibi bir şeydir aslında onun deliliği. Anlamayanı uzak tutmaya yarar.

Bu devirde adamlığın alameti öfkedir. Bu devirde ibadetini öfkelenerek yapacaksın. Bok çukuru taşmış tüm ülkeyi basmış. Bunca pisliğe ne kadar öfkeleniyorsan, sayıp sövüyorsan o kadar adamsın. İşte bundan bu adam adamın hasıdır.

Küfürsüz anlatılır mı ekmeğine köpek boku sürüp yiyen herifler?! “Irak’a demokrasi Amerikan bombalarıyla gelecek” diye köşe yazısı yazdılar. Adam 40 yıldır holding basınında köşe tutuyor, bir kere bu toprağın fındığı, kaysısı üstüne kelime yazmamış. Küfürsüz mü konuşacaksın şeyhinin boklu donunu yalayanlardan söz ederken? Bunlar islamcı Erol’u da delirtir, ülkücü Nihat’ı da. Daha kimleri delirtecek şeytan bilir.

Sen akıllısın da neye yaradın? Kaç kişiye ulaştırabildin sözünü? Altı çizilecek kaç laf ettin? Yüz yıl sonraya kalacak kaç eserin var? Yabayı bok yiyenlerin kıçına kaç kere batırdın?

Kızdırdı mı da kızdırır insanı. Bazen şeytan der ki ıslak kızılcık sopasıyla pataklayacaksın eşşek sudan gelene kadar!! Ermeni kırımlarından, 15 Temmuz’dan, Kaftancıoğlu’ndan falan söz etti mi ileri sar gitsin. Ben öyle yapıyorum artık. Dine, imana gönderme yapma huyu var bir de, yeme de yanında yat.

Acayiplik bu dünyada herkeste var. Bazısında kiloyla. Bunda da olsun 3-5 gram. Noam Chomsky yapardı bazen ahlaki tarafsızlık şekli. Amerika’ya saydırır saydırır sonra da lafı Küba’ya getirip özellikle aynı dozda bir kaç laf da ona ederdi. Buradan anlardın sen de ne kadar “yansız” bir aydın olduğunu. Bu da şimdiler Eko’yla Canan’a taktı çok gerekliymiş gibi.

Güncel siyasetle, ıvır zıvır bok püsür ile ilgili her şey bir gün unutulup gidecek zaten. Kala kala eserleri kalacak yüz yıl sonrasına.

15 Temmuz’dan sonra tuhaflaşmaya başladı. Yaşı da 70’e dayandı. Kafayı üşütmeden ölüp gitse de anısı kötü kalmasa hafızalarımızda gibi bir dilek dilemek geçiyor aklımdan. Sonra aman diyorum, daha yazacak çok şey var o kafada, yaşasın bir kırk yıl daha.

Bir yazara yüz üstünden not ver deseler önce bağımsızlığına bak. Patron paçası sürtüğü değilse, lobilere yaslanmıyorsa, bir partiye, tarikata, STK’ya menfaatle bağlı değilse, kendi fikrinin adamıysa sekseni kafadan alır benden. Kalan yirmiyi de edebi yeteneğe, insanlığına, siyasi duruşa, cesaretine dağıt. Bu adam konuşurken okuru dahil kimseyi takmaz. Bu ölçekle EN AZ seksen eder. Çünkü bu kadar önemlidir bağımsız yazarlık.

Sivilceleri yeni patlamış ergendik. Gazete bayiine gider, “Bir Playboy bir de Leman ver” derdik. Playboy‘a baktıktan sonra, bu hafta ne yazmış acaba diye hemen Leman‘ı açardık. Daha o yaşlarda öyle öyle rahle-i tedrisinden geçtik. Kendisine benzediysek ondandır.

Son Haberler

‘Ülkücü Nihat’ nasıl delirdi?

Sivilceleri yeni patlamış ergendik. Gazete bayiine gider, "Bir Playboy bir de Leman ver" derdik... CEM ASLAN 90'larda LeMan'daki yazıları ile tanıdık. Yazılarını dergiye sığdırmak için...

Türk’ün uzayla imtihanı

AKP iktidarının milyonlar harcayarak düzenlediği "Milli Uzay Programı" tanıtımını ciddiye alan bir kesim uzaya gidecek astronotumuza Türkçe isim bulmaya başladı! RED haber - Tayyip Erdoğan'ın...

Hazırlanın Mars’a gidiyoruz!

Tayyip Erdoğan "milli uzay projesi"ni açıkladı. Uzay projesinden hem komedi hem rezalet çıktı. RED haber - Tayyip Erdoğan, 'milli uzay programını' anlattı. Milyonlarca çocuğun evinde televizyon...

Profesör Cevdet’in hezeyanları

AKP üniversiteleri Cevdet Bahçeleri haline getirdi. Dekan ve Trakya Üniversitesi Genel Sekreteri olan Cevdet Kılıç sosyal medyadan katliam tehdidinde bulundu. Yargı'dan ses yok. RED haber...

Bahçeli huzursuz

Devlet Bahçeli, muhalefet partilerinin birbiriyle görüşmesini bahane ederek AKP'ye üstü örtülü mesaj verdi: "Ne o görüşmeler öyle?!" RED haber - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, muhalefet...