Gazete REDUçan araba, kaçan aşı…

Uçan araba, kaçan aşı…

Uzak Doğu’ya “uçan araba” satıyor iken, Çinliler “kaçan aşı”yı bize vermiyor. Protesto ediyoruz, tren yolluyoruz.

  • BURAK SÖNMEZER

Her şeyin bir sınırı olması gerektiği gibi zırvalamanın da bir sınırı olması gerekir… Gerçekten de ilk başlarken geyik muhabbeti dediğimiz olay insanı güldürürken düşündüren bir karakter arz ederken dozu arttıkça zırvalamaya dönüşür ve düşündürerek güldürmeye başlar.

İşte o noktada “Hay… nerden düştük buraya” hissi zuhur eder.

Bendeniz mesela en son elime aldığım küçük arabaları 6 yaşında falan uçuruyordum. Aklım ermeye başladığında arabaları uçurmaktan ziyade sürerek oynamanın daha mantıklı olduğunu tecrübe ettim. Ancak yine de ister uçurmayı ister yere koyup sürmeyi denemek nihayet matchboxdiye tabir ettiğimiz oyuncaklardan en az bir tane olmasını gerektiriyordu.

Aradan geçen aşağı yukarı 45 yıldan sonra devlet büyüklerimizin çıkıp “Uçan araba yapıyoruz, Uzak Doğu’dan da sipariş aldık, satacağız” demesinin ağzımda nasıl bir kabak tadı bıraktığını varın siz düşünün.

Tabii durum göründüğü kadar basit değil. Siparişin geldiği yere bakıldığında ortaya bir önyargının da çıktığını belirtmek gerekiyor. İlk siparişler Uzak Doğu’dan ya…

Uzak Doğu denildiğinde aklımıza çok da fazla ülke gelmiyor. Mesela Çin var, Japonya var, Laos, Kamboçya ve adındaki muzip aldatmacaya karşın Güney Kore var Uzak Doğu’da. Bunlar biri ya da birkaçı Türkiye’de üretilecek olan “uçan araba” için talepte bulunmuş.

Dahası var, şu meşhur “ihracat trenini” biliyorsunuz. İstanbul’dan kalkıp taaa Çine gitmek için yola çıktı. İçinde tam 1.400 adet buzdolabını bir Uzak Doğu ülkesine; Çine götürüyordu. Açıklamalara bakılırsa tren 15-20 kilometre gitmişti ki, Çin’den bir telefon gelmesin mi? Telefon hattının diğer ucunda bir Çinli, “abi” diyor “hesabı biz yanlış yapmışız (Çince bunlar ben çeviriyorum) bi 15-20 tane daha eklerseniz memnun oluruz abi” demiş.

Bu yüzden tren geri dönüyor ve istenen miktarı tekrar yükledikten sonra yola çıkıyor… Bugün edindiğim bilgilere göre tren Kayseri’ye varmış bulunuyor…

Yalnız zırvalık bu kadar değil. Hadi bu Uzak Doğulular dangalak diyelim… Uçan araba sipariş ediyorlar, buzdolaplarını bizden alıyor… Yahu deniz yolu varken biz neden bu malları trenle gönderiyoruz, anlaşılmaz bir şey. Çin’de etler sütler bozuluyor da acil buzdolabına mı ihtiyaçları varmış. “Yükle abi trene gönder bir an evvel” mi demişler?

İşte diyorum ya, geyik muhabbeti uzun bir süreden beri zırvalamaya dönmüş vaziyette.

Revaçtaki zırvalardan biri de Corona aşısı. Son derece güvenilir bir kimse olduğunu defalarca kanıtlayan Sağlık Bakanı geçenlerde 50 milyon doz aşının yine bir Uzak Doğu ülkesi olan Çin’den sipariş edildiğini açıkladı. Günlerce konuşulduktan sonra yine malum bakan Çin’in siparişleri karşılayamayacağını üzülerek açıkladı…

Sanki Çin’den aşı sipariş edilmemiş de kebapçıdan soğuk godemiş istemiş, kebapçı da “Abi mutfağı kapattık, soğuk godemiş de kalmadı” diyor. Yahu söylesene “Veresiye yazdırmaya çalıştık, Çinliler peşin çalışıyorlarmış” diye.

Son olarak bu yazının sınırlarını aşsa da sizlere bazı meşhur bestecilerin isimlerini sayacağım:

Yok vazgeçtim ben “Betovin” diyeyim, siz anlayın.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,152BeğenenlerBeğen
17,017TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol