Türkiye’nin ölüm analizi…

Türkiye ekonomisi gibi COVID-19’la ‘mücadele’de de, masallar, palavralar ve müjdeler arasında daha da kötüye gitmiş her şey.

  • T. AKMAN

Ne yazık ki, gerçekten ne yazık ki yazacak yeni bir şeyim yok. Sadece pandeminin başından beri yazarken yanılmış olmayı kalben istediğim onlarca konuda yazdıklarımı tekrarlayabilirim.

Eski yazılardaki bilgiler güncelliğini o kadar koruyor ki, ben de eski yazılara döneyim dedim. Haydi 26 Nisan’a (*arada güncellemelerle*) dönelim.

“Dünyada raporlanan vaka sayısı 3 milyona dayandı, vefat sayısı günde 6 bin (dün 504 bin) artışla 200 bini (bugün itibarı ile Türkiye’nin yalanları hariç 44,7 milyonu!) geçti ve halen virüsün yakın dönemde durdurulabileceğine ilişkin bir umut yok. Peki kabaca dünyadaki diğer ölüm sebeplerine bakarsak nasıl bir tablo var? Bugün dünyada her gün yaklaşık 161 bin kişi (1.250’si Türkiye’de) ölüyor:

50 bin kişi kalp ve damar hastalıkları sonucu, çoğu çocuk 32 bin kişi açlıktan (ne yazık ki!), 26 bin kişi kanserden, 10 bin kişi akciğer hastalıklarından, 7 bin 500 kişi alt solunum yolları enfeksiyonlarından, 7 bin kişi demanstan, 6 bin 500 kişi sindirim sistemi hastalıklarından.

Kayda değer diğer ölümler arasında 4 bin 600 AIDS, 4 bin 500 ishal, 4 bin 300 diyabet, 3 bin 800 böbrek yetmezliği, 3 bin 700 trafik kazası, 3 bin 600 verem ve 800 boğulma sayılabilir. Sivrisinekler her gün 2 bin 700 kişiyi öldürürken, yılanlar 150, köpekler ise 70 kişiyi öldürüyor (listenin sürprizi tatlısu salyangozu günde 55 ölümden sorumlu); diğer yırtıcı hayvanlardan hipopotamlar yılda 2 bin 900, filler yılda 500 kişi öldürürken, en korkulan hayvanlardan aslanlar yılda 250, köpekbalıkları ise yılda sadece 5 kişi öldürüyor. (Bizde yaygın olarak metro istasyonlarında su satan otomatların -vending machine- yılda 13 kişi öldürdüğünü biliyor muydunuz? Nasılını sormayın lütfen…)

İnsanlar ise her gün 1.300 cinayet (savaşlar ve terör saldırıları hariç) işlerken, 2 bin 200 kişi de intihar ediyor. Her gün!!!

Ama bunların hiçbiri okul, restoran, lig, AVM ya da ülke kapattırmıyor.

Bu orantısız tepkimizin sebebi ne peki? Belirsizlik ve bilinmezlik (ve dahi politik oyunlar ile cehalet).

Virüsü tanıdıkça bu tedbirlerden gerek olanlarla (eğer varsa) yola devam edeceğiz. Bu virüsten kaçışımız yok; bugün olmasa yarın, yarın olmasa 10 yıl sonra, 20 yıl sonra bir gün istisnasız hepimiz bu virüs ile tanışacağız. O gün henüz tedavisi ve aşısı bulunmamışsa tıpkı bugünkü gibi sıkıntı yaşama riskimiz de olabilir. Yani bugün bütün çabamız virüsle gerçek tedavi bulunduktan sonra tanışabilmek için.

Coronavirüs çok hızlı yayılıyor gibi görünüyor, oysa ki gripten daha yavaş yayılıyor. Çok ölümcül görünüyor; evet gripten daha öldürücü ama yavaş yavaş derlenen rakamlar gripte binde 1 olan ölüm oranının CoVID-19 için binde 4 ile yüzde 1 arası olduğunu gösteriyor, yani gribin 4-10 katı.

Dünyada yıllardır her gün yaklaşık 1200 (DSÖ tahmini 800-1800 arasında bir yerde) kişi gripten ölüyor; yüzde 45 başarılı kabul edilen aşılarla bu rakamı neredeyse yarı yarıya tutuyoruz (*Burada hesap hatası varmış; herkes aşı olmuyor ki? Tüm dünyada kabaca yüzde 5-10’unu tutuyoruz, Türkiye’de ise durum çok vahim! Rakamlar en altta.*) diye düşünebiliriz.

Kaba bir hesapla önemli bir değişiklik olmaz ise dünyadaki düzenli ölüm sebepleri arasına CoVID-19 da girecek ve her gün ortalama 10 bin-25 bin (bugün raporlanan 7 bin ama sadece Türkiye’de gizlenen rakamlar dahi düşünüldüğünde, kabaca tüm dünyada raporlanan rakamı ikiyle çarpabilirsiniz) kişinin ölümünden sorumlu olacak.

Aslında en hızlı ve rahat mücadele edilebilecek ölüm sebebinin, yani açlığın CoVID’den çok daha ciddi boyutta olduğunun farkında mısınız? (Açlıktan ölmenin nasıl bir acı olabileceğine hiç girmiyorum bile. Konuyu çok dağıttım, toparlıyorum…)

Politikacıları bu tip kararlar almaya iten şeylerden biri özellikle İtalya ve İspanya’da hazırlıksız yakalanan sağlık sisteminin çöküşünün kendi ülkelerinde tekrar edilmesini riske edememek oldu.

Eminim ki virüsün, normalde parayla her tür tedaviye ulaşabilen zengin ve ünlü insanlara rahatça ulaşabilmiş olması da bir etken oldu bu kararlarda. Bu adaletli virüs ne yazık ki adaletini dağıtmak için (bizim gibi çok adaletli ülkelerde duramasa da) yayılıyor:

ABD’de (+35 bin 419 vaka/+2 bin 65 vefat; dün +81 bin 581 vaka/+1.030 vefat) durmak bilmezken, Rusya (+5 bin 966 vaka; dün +16 bin 202 vaka), Brezilya (+6 bin 201 vaka; dün +28 bin 852 vaka) ve Peru (+3 bin 683 vaka; dün +2 bin 431 vaka) da artık patladı diyebiliriz. İngiltere (+4 bin 913 vaka; dün +24,.01 vaka) ile bir raporlama problemi olan tutarsız İspanya (+3 bin 995 vaka; dün +19 bin 765 vaka) tatsız tırmanışlarını sürdürüyor. Hindistan (+1.836 vaka; dün +49 bin 912 vaka) tüm dünyanın yayılmasın diye dualar ettiği ülkelerin başında (*Ne yazık ki dualar tutmadı ve Hindistan’da 6 ayda 8 milyon kişiye bulaşan virüs, 120 binden fazla can aldı*). İzlanda son vakayı taburcu etmişti ama dün yeni 1 (bir) vaka bildirdi (*dün +97 vaka ile neredeyse 5 bin vakaya ulaştı İzlanda da*). Bu da Singapur (+618 vaka; dün +7 vaka) gibi virüsü sıfırlamanın (*çok zorluyorlar ama 0 olmuyor; toplamda 57.987 vakadalar*) şu an için imkânsız olduğunun bir başka canlı örneği. Zaman artık güvenli çemberlerimizi oluşturup, geleceğimizi başkalarının planlamasına izin vermeyecek şekilde farkındalığımızı arttırma ve yeni normallerimizi oturtma zamanı…”

Evet bunları yazmışız tam 6 ay önce.

Arada ne olmuş?

Hiçbir şey!

Türkiye ekonomisi gibi masallar, palavralar ve müjdeler arasında daha da kötüye gitmiş her şey.

Dün akşam sağlık bakanı titri taşıyan adamı dinlerken inanın kanım dondu. Bu köhne ve algıcı zihniyet devam ettiği ve devlet salgın sürecindeki başarısızlığının suçunu vatandaşa yüklemeye çalıştığı sürece, bu ülkede bir şeylerin değişmesinin mümkün olmayacağının kanıtıydı Mevlit Kandili’ni yalanlara bezeyen canlı yayın.

Aşı konusundaki her gün çıkan müjde ve palavraları lütfen artık unutun. Aşı hiçbir şeye çözüm değil, olamaz da.

Tutturduk, oldu diyen şirketler, çok yetersiz faz 3 denemelerinden, o da iyi durumda, sadece iki aylık bağışıklık çıkartabiliyor. Bu mu çözüm olacak? Olsaydı 200 yıldır yakından tanıdığımız, bildiğimiz ve kanıksadığımız grip virüsü her gün yüzlerce, belki binlerce kişiyi öldüremezdi.

Gripten ölümlerin çok zor erişilebilen detaylarına baktığınızda aşının ölüm oranlarını düşürdüğünü ancak iddia etmek mümkün, ne var ki kanıtı yok. Aşı yapılan da benzer oranlarda ölüyor, yapılmayan da.

Ama aşıların ne kadar tehlikeli olduğunu hatırlamak için bir iki günlük haberleri takip etmek yeterli.

OECD verilerine göre 65 yaş üzerinde grip aşısı yaygınlığında dünya lideri Güney Kore (nüfusun yüzde 85,1’i aşılanıyor; Türkiye’de bu rakam sadece yüzde 7; bu sene o dahi olamayacak) ve 16 Ekim’den beri grip aşısı olan 59 kişinin beklenmedik ölümleri üzerine aşı kampanyasını incelemeye aldı.

Kullanılan 7 ayrı aşıdan 2’si Singapur’da da uygulandığı için Singapur tedbir olarak bu iki aşıyı kullanmama kararı aldı. Bu iki aşıdan biri Kore üretimi SK Bioscience’ın SKYCellflu Quadrivalent aşısı, diğeri ise Fransız Sanofi Pasteur’ün VaxigripTetra aşısı, yani bizim aşı.

Bizim şu anda kimseye verilmeyen, kime verildiğini anlamak için finans ve ekonomi bakanı kadar bilgili olmak gereken aşılarımızın hepsi Fransız Sanofi şirketinden geliyor.

Biz bir de Fransız mallarını boykot ediyorduk değil mi? Çok karıştı…

Bugün Türkiye’nin ve hepimizin doğum günü, mutlu olma günü, bayram günü…

Önceki İçerikMadencilere tuzak
Sonraki İçerikOrtada Cumhuriyet yok ama…

Son Haberler

Fransa camileri kapatıyor

Fransa: 76 cami kapatılıyor, 66 göçmen sınır dışı edildi. RED haber - Fransız hükümeti, "dini aşırılıkçılık" olarak adlandırdığı "düşman"la mücadele etmek için "bölücülük" yaptığından şüphelenilen...

Otelde çatışma!

Maraş'ta bir otelde, hakkında arama kararı olan bir şahısla polisler arasında çatışma çıktı, bir polis öldü. RED haber - Antalya'da cinayet şüphelisi olarak hakkında yakalama...

Çakıcı’nın dostu hâlâ CHP’de

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu tehdit edip küfürler sallayan Çakıcı'yı Mustafa Kemal Atatürk'ün odasında ağırlayıp ona hediye veren Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, utanmadan...

Kürtaj mücadelesi büyüyor

Kadın hareketi, kürtaj kısıtlamalarını gevşetmek için Latin Amerika'yı kasıp kavuruyor. RED haber -Latin Amerikalı kadınlar kürtaj hakkı için mücadele ediyor. Mücadele tüm kıtaya yayılıyor. Bazı kadınları...

Kölelik geri geldi!

ABD Yüksek Mahkeme yargıçları Nestle ve Cargill aleyhindeki insan hakları ve 'kölelik' iddialarını sorguluyor. RED haber - ABD’de yayımlanan rapor günümüzde kakao üretiminin her aşamasında...