Gazete REDTürbanı doğru yerleştirmek…

Türbanı doğru yerleştirmek…

1980’ler öncesi Türkiye’de hiç de tartışma konusu olmayan ve bir avuç siyasal islamcı dışında kimsenin kullanmadığı “türban” yine ısıtılıp önümüze konuyor… CHP ise geri adım ata ata türban uçurumundan aşağı düşüyor…

  • ÖZGÜR TOPSAKAL

Tayyip Erdoğan, CHP’deki türbanlılara “konu mankeni” diyerek, hayatında belki ilk defa doğru bir tespit yaptı.

Neden mi?

Nedenini anlamak için Türkiye’de yıllardır gündemde tutulmaya çalışılan sözde türban sorununu incelemekte, “türban”ı doğru yere “yerleştirmek”te fayda var.

Türban ve başörtüsü ayrı şeyler. Başörtüsü güneşten ya da tozdan korunmak amacıyla neredeyse hepimizin ninelerinin kullandığı örtüdür. Dini bir amacı olmadığı gibi herhangi siyasal bir görüşün de sembolü değildir.

Türban ise siyasal islamın üniformasıdır. Nasıl ki insanın sağcı ya da solcu olduğunu belli eden çeşitli simgeler varsa, türban da bu simgelerden biridir. Selefi ideolojiyi temsil eder.

Böyle bir örtünme şekli Türkiye’de yaşayan kadınlara ait değildir. Bu moda, bu toprakların değildir. 80’den sonra başlayan sıkmabaş örtünme furyası, AKP iktidarıyla birlikte ivme kazandı.

Türkiye’de türbanlılar hiç bir zaman mağdur olmadı. Tam tersine müslüman ülkeler içinde dinini en özgür yaşayan Türkiye’deki müslümanlardır. Birçok müslüman ülkede kadının adı bile anılmazken, türbanlı bacı Türkiye’de meydanlara çıkıp devleti protesto edebiliyordu.

Bu elbette lütuf değil olması gerekendir.

Sözde “mağduriyet masalı”na gelince…

Türbana özel bir yasak söz konusu değil. Kamuda “bütün dini simgeler” yasaktı. Bu yasağın sebebi ise laiklik ilkesiyle bütün dinleri koruma altına almak ve dinin, din bezirganları tarafından tarafından suistimal edilmesini önlemekti.

Laiklik ilkesine en çok din bezirganları karşıdır ve laikliği “dinsizlik” olarak insanlara anlatırlar. Bu sebepten CHP bünyesinde türbanlıların siyaset yapması, CHP’nin altı okundan biri olan “laiklik” ilkesine terstir. CHP, siyasal islamcılara şirin görünmek için kendi ilkelerinden taviz vermektedir.

Avrupa’da, Amerika’da insanların nasıl türban sorununu aştığı konusu ise farklı bir tartışma konusudur. Türkiye’de türbanın kamuda yasak olduğu yıllarda, ABD’de kadınlar türbanlarıyla okula gidebiliyordu. Çünkü ABD’de ve Avrupa’da sistem oturmuş. Devlet kendinden emin. Türbanlı da olsa, açık da olsa, sağcı da olsa, solcu da olsa kimse o ülkelerde sistemin dışına çıkamıyor.

Oysa Türkiye’de azcık güçlenmeye başlayan siyasal islam, adım adım şeriatı getirmeye çalışıyor. Alkolü yasaklıyor, kızlı erkekli öğrenci evlerine laf ediyor, üniversiteleri fuhuş yuvası olarak nitelendiriyor, seküler yaşam tarzını yok etmeye çalışıyor.

Türkiye’nin siyasal islamdan kendi özünü, dokusunu korumaya çalışması doğaldır ancak yetersizdir. Ve bugün birileri özel yaşamımıza burnunu sokma hakkını kendinde görüyorsa, bu savunmada yetersiz kalınmasındandır.

Bir kısım solcunun “özgürlük” adı altında siyasal islam argümanı olan türbanı savunması ise acınacak durumdur.

Siyasal islam ve onun çeşitli argümanlarına karşı mücadele etmek, memleketin özüne sahip çıkmaktır. Yerli ve milli olmak bunu gerektirir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

23,989BeğenenlerBeğen
16,915TakipçilerTakip Et
1,350AboneAbone Ol