Gazete REDTruman Show 5: Boykot ve Evet’e Karşı Hayır

Truman Show 5: Boykot ve Evet’e Karşı Hayır

Bugün itibarıyla bilinmelidir ki, referandum sonrası her halukarda Saray’ın erken seçime ihtiyaç duyacağı bir süreç örülüyor.

“Hayır” çıkarsa, 7 Haziran’a geri döneriz. Halkın Saray’a karşı moral üstünlük bakımından 1-0 öne geçmesi anlamına gelir. CHP ve HDP, iktidarın “terör örgütleri ile aynı safta olmak” türünden kuru sıkı tehditlerine pabuç bırakır da referanduma kadarki süreç içinde Erdoğan’a katkı anlamına gelebilecek örtülü bir tutum izler ve buna rağmen “Hayır” çıkarsa, bu daha geniş bir uyanışın habercisi sayılmalıdır ve siyasi arenada taş üstünde taş bırakmaz; 2002’ye dönülür. CHP, MHP ve HDP yönetimlerinin yenilenmesi, hatta bu sürecin yeni bir seçenek doğurması da muhtemeldir; Türkiye Devrimci Solu, bu süreçte yeni bir seçenek oluşturma perspektifiyle çalışmak ve kendisini yeniden doğurmak durumundadır. Türkiye’nin devrimci işçi sınıfı partisini kurmak, tam da bu süreçte önümüzde duran asli görevdir.

“Hayır” çıkarsa, elbette Saray bu sonuca rıza gösterip parlamentonun yeniden asli işlevine dönmesine göz yummayacak, erken seçimle AKP’nin parlamento çoğunluğunu artırmaya yönelik bir hamle deneyecektir. Hani, o 400’ü almak için!

Güçlü bir “Hayır”la çıkılacak referandum, – “Evet” çıkacak referandum karşısında – gidilecek bir erken seçimin sonucunu da etkileyebilecek sarsıcı bir vuruş demektir. Bu nedenle, “Hayır” kampanyaları sadece referandumun değil, gelecek erken seçimin sonucunu da etkileyebilecek güçte bir enstrümana dönüştürülmelidir.

“Evet” çıkması, Saray açısından naylon Yenikapı ruhunun “milli irade” tarafından tescillenmesi anlamına gelecek ve böylelikle Erdoğan, zaten kullandığı başkanlık yetkileri üzerinde yükselen Saray diktasına “anayasal” zırh kazandırmış olacak. Bunu batıya karşı kullanarak Türkiye’nin kepenklerini indirince içerde oluşacak karanlıkta dökülecek kanın, uygulanacak baskının haddi hesabı olmayacak. Üstümüze yağacak acılardan göz gözü görmeyecek. Kör olacağız. Kaftan giyer gibi giyeceği “halifelik” herhalde bir referandumla halk oyuna sunulmayacak, fiilen uygulamaya konacak ve şehir meydanlarında halka okunacak fermanla idrak edilecek inşallah! Ekonomik verileri izlemek gibi bir ihtiyaç olmayacak. Zira, ekonomik çöküntü altında kıvranırken analiz ihtiyacı da öngörü imkanı da kalmayacak. AB ve Şanghay Beşlisi gibi seçenekler arasında savrulmayacağız, yerçekimsiz bir salınım içinde dağılırken her bir parçamız kapanın ağzında kalacak. Saray diktasının gözlerini kör eden hırs, Siyasal İslam ısrarcılığının kabaran faturasını görmesine engeldir. Evet çıkarsa, bütün memleket esir kampına, memlekette herkes işte o faturayı ödemeye hükümlü birer kürek mahkumuna dönüşür. Sadece siyasi arenada değil memlekette taş üstünde taş kalmaz. Yıkım süreci derinleşir, HDP ve MHP kapanır, CHP kapatılmaktan beter edilir, meclis dışı muhalif kesimler kıyıma uğratılır, bir kan deryasında yıkanır bu ülke.

“Boykot” seçeneği, utangaç bir “Evet”tir. “Evet”in üzerine sürülerek yiyilebilen bir tür aperatiftir. Boykot, oy pusulasında bir seçenek olarak yer almadığından “Hayır” demekten kaçınarak evlerinde pijama ve terlikle “sistem dışı” tavır almayı tercih edenlerin sayısı “Hayır”dan düşülürken, kalan toplam içindeki “Evet”i oransal olarak artırmaktan ve Erdoğan bir göz isterken ona iki göz sunmaktan başka anlam taşımaz. Boykot kararı, Erdoğan’ın yanında poz vermek kadar net bir fotoğraftır. Boykot, kafanıza sıkılmış bir “Evet”tir.

“Evet”, yeni ve artırılmış dozda bir şiddet dalgası ile meclisin Saray’ın tüm kararlarına rıza üretme çiftliğine, memleketin ise mezbahaya döneceği bir dönemi önümüze koyar. Nihayet açık faşizmle yüz yüze tanışacağımız bu dönemin tek katkısı, herhalde sol içi faşizm tartışmasını bitirmek olur!

İki emperyalist blok arasında sendeleyen ve tutunmaya çalıştığı her yerden elleri kayıveren Saray iktidarının “müttefikleri” ile ilişkileri de her fırsatta pamuk ipliği ile teyellenmeye çalışılmaktadır. Dikiş tutmamaktadır. Aynı zamanda Türkiye solu için de öldürücü bir etki yaratması kaçınılmaz olacak olan emperyalist bir müdahale ile bütün bu sürecin Ortadoğu hesabıyla beraber kapatılmak üzere adisyona eklenip faturasının kesilmesi ihtimali de kartların yeni baştan karılacağı bambaşka bir dönemi dayatır.

Truman Show, Sahne 1 bölüm 5,

Kestik! (*)

Bir ihtimal daha!

Bütün bu senaryoyu yırtıp atacak, Truman Show sahnesini dağıtacak olan seçenek ise Türkiye’nin ilerici ve devrimci güçleri ile laik ve demokratik yaşam tarzından yana olan tüm muhalif kesimleri tarafından “birleşik devrimci cephe”nin örgütlenmesidir. Kazanılacak bir “Hayır”dan sonra Saray’ın dozunu artırarak sürdüreceği faşizme karşı durabilmenin ve bu iktidarı yıkmanın imkanları bu cephenin örgütlenmesiyle yaratılabilir. Değilse, kabile devletine dönüşecek bu ülkede her biri ayrı duran muhalif güçlerin ayrı ayrı tek başına taş üstüne taş koyması mümkün olmayacak, taş devrine geri dönülecek ve taş yontmaya başlanacaktır.

(*) İlerleyen günlerde, Truman Show’un Ekonomi ve Dış Politika sahnelerinin çekildiği 6. ve 7. bölümlerde ve daha sonra Truman Show sahnesinin çökertileceği 8. bölümde, “halk sahnesi”nde görüşmek üzere!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,822BeğenenlerBeğen
17,108TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol