Gazete REDTruman Show 3: Show Must Go On!

Truman Show 3: Show Must Go On!

Taksim ve Gündoğdu mitinglerinin getirisini, koşa koşa gittiği Yenikapı’da Erdoğan’ın “milli birlik” söylemine yedekleyerek har vurup harman savuran Kılıçdaroğlu, toplumun muhalefet refleksinin nasıl köreltileceği üzerine tez konusu olsa yeridir. İncelenmelidir.

Bırakın daha öncesini, 7 Haziran’dan bu yana yaptıklarına ve yapmadıklarına dair bir liste çıkardığımızda vardığım nokta şudur; Bugün biri çıksa, “nasıl ki Erdoğan ve Yaşar Büyükanıt arasında sırları mezara gidecek bir Dolmabahçe mutabakatı yapılmış ise, etkili bir muhalefet yürütmemek, toplumsal muhalefeti manipüle etmek üzere Kılıçdaroğlu ve Erdoğan arasında da bir gizli Dolmabahçe mutabakatı yapılmıştır” dese, artık ilk inanıp parmak kaldıracak olan kişi benim. Arz ederim!

Özellikle 7 Haziran ertesi, bütün inisiyatifi eline alarak iç siyasetin çerçevesini belirleyen Saray’ın bellediği, ekip biçtiği bahçesini kendi oyun alanı zanneden Kılıçdaroğlu, Saray’ın çitlerini aşıp sokaktaki halka karışmadıkça, bir muhalif siyasi figür olarak kendi siyasi yönünü bulamaz. Ki, böyle bir arayışı olduğunu da söyleyemeyiz. “Ekmek için Ekmeleddin” vakası da dahil olmak üzere hesapların daha farklı bir düzlemde yapıldığına dair göstergeler boyumuzu aştı. CHP’nin genel merkezine kurulup, ellerindeki belediyeleri ve buralardan sağlanacak rantı yönetmek, çoktandır “makul eleştiri” sayılan basiretsizlikle toplumsal muhalefeti manipüle edip iktidarı domine etmek, sonrasında da iyi koşullarda bir emeklilik için meclis mesaisini doldurmak dışında herhangi bir varlık nedeni ve iktidar hedefi olmayan, muhalefet amacı gütmeyen bu ekip tasfiye olmadıkça CHP’nin en azından kendi ilke ve değerleri ölçüsünde asgari demokratik koşullar için politika üretip muhalefet geliştirmesini beklemek ham hayaldir.

7 Haziran’dan sonra memleketin bir buçuk ayını AKP ile koalisyon görüşmelerinde tüketen ve görüşmelerin sonuna gelindiğinde “AKP bize koalisyon teklif etmedi” diyebilen Kılıçdaroğlu ve ekibi, “Evet” çıkacak bir referandumdan sonra “AKP, anayasa komisyonunda değişiklik paketi hazırlanırken bunun bir diktatörlük getireceğini bize söylemedi” derse şaşırmayın!

Hazırladıkları Kürt Raporu sorulduğunda ilk üç maddesini sayamayan Kılıçdaroğlu’nun onsekiz maddelik anayasa değişiklik paketinin ilk üç maddesini sayıp sayamayacağından, hayatımızda neleri değiştireceğini bilip bilmediğinden emin olamazsınız!

Truman Show ve Kamera arkası!

Anayasa değişiklik paketinin meclisteki oylaması sırasında izlenebildiği ve haberi yapılabildiği kadarıyla görünen o ki arasıra çıkan tartışmalar, kimi CHP milletvekillerinin itirazları ve hemen akabinde kadın milletvekilleri dahil tartaklanarak sindirilmeleri, oylamalar, sonuçlar, gizli oy ihlalleri, tehditler, küstahça açıklamalar ve etkisiz muhalefet meclisin bir Truman Show’a dönüştüğünün resmidir. Sonuç bellidir. Bütün bu olup bitenler karşısında yer yerinden oynaması gerekirken Kılıçdaroğlu’nun Binali Yıldırım’la çay faslı, Truman Show çekimlerinin kamera arkasıdır!

Bahçeli, MHP kanadındaki olası fireleri önlemek için milletvekillerine aba altından sopa niyetine parlamentonun yenilenebileceğini söylediğinde Erdoğan da, CHP de, HDP de seçime hazır olduklarını söylediler. Benzer bir tehdit de Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı AKP’li Mustafa Şentop’tan gelmiş ve anayasa teklifi için “Genel Kurul’dan geçmezse Türkiye seçime mecbur kalır” demişti.

Madem iktidarıyla muhalefetiyle bütün siyasi partiler anayasa değişiklik paketinin Genel Kurul’dan geçmemesi halinde bir erken seçime bu kadar hazır ve istekliydi, madem CHP de “hodri meydan” diyebilecek kadar kendine güveniyordu, şu soru cevabını beklemektedir;

İlk Anayasa Komisyonu, bugünkünden farklı olarak bir çok maddede uzlaşı sağlandığı söylenmesine rağmen kısa süre sonra CHP’nin çekilmesi ile feshedilmişti. İkinci Anayasa Komisyonu ise, diktatörlüğü dayatan Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne ilişkin maddelerde bir uzlaşı olmamasına rağmen CHP’nin geri çekilmesi ve bir fesih olmaksızın çalışmalarını CHP’nin de katılımıyla tamamlayabildi ve pakete nihai şekli verilerek Genel Kurul’a getirilmesi sağlanmış oldu. Büyük ölçüde uzlaşı sağlandığı söylenen ilk komisyondan çekilen CHP, komisyon aşamasında iken genel kuruldan geçeceği apaçık belli olan bu paketi hangi gerekçelerle reddederek çekilmedi ve erken seçimi zorlamadı?

Bu soruya verilecek olan, CHP “masadan kaçtı” suçlamasına maruz kalmamak için komisyondan çekilmedi, cevabı temelsizdir. Basit bahanedir. Zira bugün, HDP ile beraber aynı safta olmak, “teröristler”le beraber “Hayır” cephesinde yer almak gibi çok daha ağır bir suçlama ile karşı karşıyadır! Bunu göze almak, masadan kaçmakla suçlanmayı göze almaktan çok daha ağır bir sorumluluk gerektiriyorken, uzlaşı sağlanamıyor ve apaçık bir dikta anayasası hazırlanıyor olmasına rağmen neden ikinci anayasa komisyonunun “demokratik işleyişi”ne katkı sunuldu?

Çünkü, her şeyin yeri ve zamanı var! Önce mecliste koşulları hazırlanan referandumla diktatörlük anayasasına meşruiyet kazandırmak, sonra erken seçimle o meşruiyet tacını altın tepside Saray diktasına sunmak; Truman Show must go on!

Kılıçdaroğu ve ekibi, bir ana muhalefet olarak Erdoğan için biçilmiş kaftandır!

Başbakan Binali Yıldırım’ın kendisini ve makamını yok saydığını aylar önce yazmıştım. Şimdi açıkça kendisi de söylüyor. Referandum süreci, 1 Kasım itibarıyla feshedilmiş parlamenter sisteme ikame edilen fiili Saray rejimine ruhsat çıkarma girişimidir. Hukukun ve meclis iç tüzüğünün çiğnendiği bu oylamalar gayri meşrudur. Çıkan sonuç yok hükmündedir. Bu nedenle, bir başka “iç veya dış sistemik faktör”e takılmaz da önümüze konacak olursa çok güçlü bir “Hayır”la bu oyunu ters yüz ederek referandum sandığını iktidarın boynuna geçirmek şart oldu! Arkasından, her halukarda dayatılacak olan erken seçim sandığını da!

Yazının Devamı:

8 Şubat, Çarşamba; Truman Show 4: Referandumda Hayır Cephesi

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,821BeğenenlerBeğen
17,104TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol