Gazete REDTruman Show 2: Başkanlık, Referandum, Erken Seçim

Truman Show 2: Başkanlık, Referandum, Erken Seçim

Yazının ilk bölümü için TIKLAYIN

Anayasa değişikliği, muhalefet, mücadele derken!

9 Ocak pazartesi günü, Erdoğan’ın fiilen yürüdüğü başkanlık yolunu artık resmi olarak da kutsayacak olan anayasa değişiklik teklifinin mecliste oylanmasına başlandı!

Bir önceki hafta Kılıçdaroğlu çağrı yapıp, “Pazartesi gününü bekleyin, TV’leri açın, mücadele göreceksiniz, bizi izleyin” deyince, “durum ciddi” diye düşündük!

Bir çok sivil toplum örgütü de pazartesi günü için Ankara’da eylem çağrısında bulunmuştu.

7 Haziran’dan beri bir türlü oldurulamayan eylem birliği temelinde birleşik mücadele fiilen kendini dayattı demek! Değil mi ya? Muhalefetin birleşerek gerçek anlamda ete kemiğe bürünmesi ve iktidarın karşısına dikilmesi için daha ne kadar gecikebilirdik?

Haziran Hareketi ile beraber yaklaşık elli kitle örgütü, söz verdiği gibi meclisin Dikmen kapısını tuttu. Anayasa değişiklik paketinin görüşülmesini protesto etmek üzere desteğe gelen birkaç CHP milletvekili de oradaydı. Derken, polis gaz fişekleri ve TOMA’larla saldırdı. Yaşanan arbedelerde kitle örgütleri temsilcilerinin yanı sıra yaralanan CHP milletvekilleri de oldu. Ardından, valilik Ankara’da bir ay süreyle eylemleri yasakladı!

CHP’nin ‘e’ hali, ‘de’ hali, ‘den’ hali!

Bütün bu olup bitenler arasında Kılıçdaroğlu’nun Binali Yıldırım’la mecliste yaptığı görüşmenin fotoğrafı sosyal medyaya düştü. O da ne? Günlerdir “pazartesi gününü bekleyin, TV’leri açın, mücadele göreceksiniz, bizi izleyin” diye yaygara koparan Kemal efendi, oturmuş Binali Yıldırım’ın yanına, çay eşliğinde sunduğu utangaç gülümsemesiyle “Şu değişiklik önergesini geri çekseniz ne güzel olur, ortam biraz yumuşardı” ricasında bulunmuş! Nasıl öneri ama? Adamlar, Erdoğan’ın kişisel varoluş mücadelesini ülke geleceğinin üzerinde tutarak ülke yönetimine dair her şeyi, hatta memleketin tapusunu ona teslim etmek üzere üstelik hukuk, iç tüzük namına ne varsa çiğneyerek maddeleri geçirmeye başlamışlar, bir lider olarak oylamaya katılmamışsın, bir ilke ve sorumluluk gereği “Hayır” oyu kullanmamışsın, AKP milletvekilleri gizli oy kuralını ihlal ederek oylarını göstere göstere kullanırken daha bu ihlallerin tutanağını tutturamıyorsun, ikazlara karşılık küstahça ve hukuk tanımaz yanıtlar alıyorsun, kendini ve meclisi aşarak bir tavır geliştirmek yerine değişiklik paketini geri çektirebileceğini umarak Binali Yıldırım’dan bunu istemek gibi sefil bir talepte bulunabiliyorsun! Hazır, bunu bir rica ile yaptırabileceğini umacak kadar cüret bulabilmişsin, “ver şu iktidar koltuğunu, bir tur da ben bineyim” deyip iktidarı olduğu gibi isteseydin ya Kemal efendi!

Bu arada, Bahçeli’nin başkanlığı desteklemesinin MHP’de yarattığı yarılma nedeniyle milliyetçilerin sahipsiz olduğu, bunun da CHP’nin önünde tarihi bir fırsat yarattığı türünden rüyalara yatan arkadaşlar var; CHP’nin genel başkanlık koltuğunda ve yönetim katında bunları dert edinen bir “sahip” olduğundan çok emin olmasınlar! Zira CHP’nin yönetim katında referandumda kararlı biçimde “Hayır” kampanyası yürütecek bir genel başkan yok; bir paratoner var; Koltuğa oturtulduğu 2010’dan beri CHP’den beklenebilecek düşük frekanslı muhalefet dalgalarını ve şimdi de “Hayır”dan gelecek yüksek gerilimi üzerine çekerek etkisizleştiren bir paratoner! Referandumda “Diktatörlük anayasasına HAYIR deyin” propagandası yapmak yerine “EVET demeyin” çağrısıyla yetinerek algıya oynamaya meyilli bir paratoner! Anayasa değişikliğinin laik cumhuriyetin temel ilkelerine, demokratik ve denetlenebilir bir yönetim anlayışına, içerde ve dışarda barışa aykırılığını anlatmak yerine “İslamiyete uygun olmadığı” eleştirisi üzerinden güya muhalefet geliştirmeye kalkan bir paratoner!

Kendi partisinin ilkelerine, değerlerine, seçmenine değil, Erdoğan’ın masaya üç kere vurarak çağırdığı naylon Yenikapı ruhuna sadık kalmış tek lider olmakla övünen, dokunulmazlıkların kaldırılmasına “aslında anayasaya aykırı ama” diyerek onay veren ve parlamentonun işlevsiz bırakılmasına gönüllü yazılan Kılıçdaroğlu ve ekibi, Truman Show’un figüranlarıdır.

Dokunulmazlıkların kaldırılmasına “anayasaya aykırılığını” bile bile onay vermek, tutuklamalarla HDP’nin oyun dışı bırakılmasına ortak olup anayasa değişiklik paketinin görüşüleceği sürecin arifesinde apaçık muhalefeti zayıflatmayı ve sadece mecliste değil sahada da “Hayır” cephesinin baştan büyük yara almasını amaçlayan bu operasyona destek vermek Truman Show’un birinci perdesidir. Bu vesileyle, neredeyse her maddede 340’ların üzerinde oy alan “Evet” karşısında 130’larda gezinen “Hayır”ın meclisteki ezilmişliği de herhalde toplumun ilgili kesimlerine gerekli mesajı vermiş oldu! Yandaşıyla ana akımıyla medya, oylanan her maddede topluma sunmak üzere o acıklı sahneye odaklandı; Evet; 342 – Hayır; 133. Her iki tur boyunca binlerce kez bu “ezilmişliği” insanların kafasına kakarak “bu kadarsınız” algısı umudun üzerine ağır bir taş gibi bırakıldı. Sanki, Yenikapı seferine çıkan AKP, MHP ve CHP’nin “milli birlik” adı altında oluşturdukları yazılı olmayan bir anlaşmayla aralarındaki görev taksimatı ilk sonucunu verdi. Genel başkanları ve yöneticileri tutuklanmış bir parti olarak anayasa değişikliği oylamasına katılmayacağı açık olan HDP uzaklaştırılmış, kalanlar da aralarındaki “iyi polis kötü polis” oyununu “iki iyi polis ve bir ahmak polis” yorumuyla sahneye koymuş oldular. “Ya zaten hepi topu kaç vekil”le başlayacak bir “ana muhalefet savunması”nın içine eser miktar “sert açıklama” da katıp karıştırdığınızda, alın size “CHP muhalefet etti ama milletvekili sayısı yetmedi abi” sonucuna varan kabulleniş! Umuttur yeşillenir, Truman Show’la çitilenir!

Kılıçdaroğlu’nun halkı TV’lerin başına davet ederek müjdelediği ve mutlaka izlenmesini salık verdiği o mücadele ve sert muhalefet de “ama Baykal iyi konuştu abi” (s)avunması karşısında kaynayıp buharlaştı. “Söylenebilecek ne varsa hepsini söyledi adam abi” tesellesi, dinleyenlerin omzunu sıvazlayıp telkin etmeye yetti! Alkışlayın. Sevsinler muhalefetinizi!

Yazının Devamı;

4 Şubat, Cumartesi; Truman Show 3: Show must go on!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,818BeğenenlerBeğen
17,097TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol