Gazete REDTruman Show 1: Sözün Bittiği Yerde Umudu Aramak

Truman Show 1: Sözün Bittiği Yerde Umudu Aramak

Önsöz

Gerçekte bir İslami dikta rejimi olan başkanlık meselesini, başından beri toplumu usandırırcasına gayet bilinçli şekilde alıştırma sürecine yayma ısrarı içinde olan Saray iktidarının ve onun meclis kolu olan AKP hükümeti ve saz arkadaşlarının durumunu, içerde ve dışarda yarattıkları tabloyu kimi hatırlatmalar eşliğinde uzun bir yazı halinde kaleme almak, içinden geçtiğimiz sürece ve sonrasına ışık tutmak açısından elzem oldu. Bu nedenle, bir kez daha 7 Haziran’dan başlayan bir durum özetiyle konuya girip, eğer bir iç veya dış sistemik faktörle gündem değiş(tiril)mez ve başımıza da bir şey gelmez ise gidişatı değerlendirmeye çalışacağım. Çevreye vereceğim rahatsızlıktan ötürü özür dilemek bir tarafa, aksine konunun kimi muhataplarını dürterek uyarmak da yazının temel amaçlarından biri olacak. Bu dizi yazı boyunca, oluşması muhtemel beklenmeyen durumlar için gerekli olabilecek oksijen, tentürdiyot, gazlı bez, tansiyon aleti, dil altı tableti vb gibi ilk yardım malzemeleri ile tıbbi müstahzarların temini yazının ilgili muhataplarına aittir. “Yahu, hakaten ha!” diyerek hak verecek olan okur ise, bu dizinin takip eden yazılarına sararak vereceğim falçatayla Truman Show’un gökyüzü niyetine üstümüze gerilmiş muşambadan tavanına kesik atıp oradan dışarı çıkabilir, derin bir nefes aldıktan sonra varsa eleştirilerini paylaşabilir, gerçek bir “Hayır” cephesinin oluşturulması ve geliştirilmesi için omuz verebilir, sonrası için de Saray diktasına karşı mücadeleyi genişletmek üzere bu memleketin düzen içi naylon muhalefetiyle göbek bağı olmayan ilerici, devrimci, sosyalist güçleriyle omuz omuza yola koyulabilir.

Özet

Değil mi ki 7 Haziran itibarıyla tek başına iktidar kurmaktan men edilmiş olan AKP, güya ana muhalefet olan CHP başta olmak üzere MHP ve HDP’nin de doğrudan ve dolaylı katkılarıyla parlamentoyu işlevsizleştirerek yarattığı kaos ortamında baskı ve şiddeti başat bir silah olarak kullanıp 1 Kasım seçimleri itibarıyla tek başına yeniden iktidar olabildi, bu memlekette söz bitmişti.

Meclis, taşıdığı suçların yüküyle iki emperyalist blok arasında sendeleyen, sendeledikçe kendi halkına karşı şiddet kullanmaktan çekinmeyen, yeni sömürü mekanizmalarını kurup işletirken gözünün yaşına bakmadığı halkı gerçeklikten tamamen koparak uydurduğu Yeni Osmanlı parodisiyle doyurmaya çalışan Saray diktasının film setidir. İktidarıyla muhalefetiyle “kutlu Yenikapı seferine” çıkan liderlerin “Milli Mutabakat” sirkine çevirdiği, Saray’ın artık kendi topraklarına katıp hegemonyası altına aldığı mecliste, bu kabus hiç bitmeyecekmiş gibi çekimleri devam eden yerli Truman Show’dan söz ediyoruz.

Fragmanlar!

Günler, üst üste yaşanan travmatik olaylar ve gelişmelerle geçiyor. Kadına yönelik şiddeti yazalım derken memleketin bir yerinde daha bombalar patlıyor, onlarca insan ölüyor, daha fazlası yaralanıyor. Bunu yazmaya koyuluyoruz, bir işçi cinayeti daha örtbas edilirken suçüstü yapılıyor ve sorumluların cezasız bırakılmalarını izliyoruz. Ekonomideki çöküntüyü yazalım derken Suriye’den askerlerin ölüm haberleri geliyor. Başımızı Suriye’ye çevirdiğimizde Başika’daki TSK birliğinin neden olduğu kriz önümüze devriliyor. Patlatılan bombaların IŞİD mi yoksa TAK eylemi mi olduğunu tartışan ikiyüzlülüğe, Saray safına yazılan liberallerin laikliğe dil uzatan küstahlıkları eşlik ediyor. “Allah’ın lütfu” 15 Temmuz darbesinin allak bullak ettiği memleket, 20 Temmuz’da başlayan açık sivil darbe süreciyle ha bire dayak yiyor, Saray’ın ilan ettiği OHAL ve yayınladığı KHK’lar ile nefessiz bırakılıyor. “FETÖ’yle mücadele” adı altında çoğunluğunu Fethullah Gülen ve cemaatiyle uzak yakın ilgisi bulunmayan muhalif on binlerce insan işsiz bırakılıyor, yüzlerce dernek kapatılıyor, onlarca gazetecinin daha tutuklandığını öğreniyoruz, bir o kadar akademisyenin görevden alınmasıyla çoraklaşan üniversitelerde cihatçı IŞİD militanları cirit atıyor. Medyadan yalan, sahtekarlık, riyakarlık fışkırıyor; Çok büyük ve organize suçlarla karşı karşıyayız.

Yaşamın her alanında dişlerini gösteren faşizm, yavaş yavaş ete kemiğe bürünerek kanser gibi yayılıyor. Çocukların ve kadınların tacize, tecavüze, şiddete uğramadığı gün yok. Dinci şarlatanların salyalarını akıtarak ekranlardan Erdoğan’ı halife ilan eden, hırsızlığı meşru gösteren fetvalar verdiğine, Gülen cemaatinden boşalan devlet kadrolarının aç tarikatlarca doldurulduğuna tanık oluyoruz. Saray tarafından devletin manevi muhafızı ilan edilen muhtar ve esnafların kendilerine vehmedilen yetki ve güçle birer muhbire, ajana, kolluk gücüne dönüştürüldüğü günleri yaşıyoruz.

Söz çoktan bitmişti. Bu tablo karşısında yazmak, söz söylemek bir eylem olarak yapılabilecekler arasında herhalde ilk sırada gelmiyor uzun süredir. Gelin görün ki, en azından tarihe not düşmek, Saray karşısında savrulmadan muhalif kimliğini koruma onurunu gösteren kesimlerle birlikte yapılabilecekler konusunda arayış umudunu korumak ve katkı koymak adına daralan imkanlar içinde yazmayı sürdürüyoruz.

Yazının devamı;

2 Şubat, Perşembe; Truman Show 2: Başkanlık, Referandum, Erken Seçim

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,818BeğenenlerBeğen
17,099TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol