Gazete REDTigre meselesi ve hafıza-i beşer

Tigre meselesi ve hafıza-i beşer

1989-1991 döneminde “Tigrecilik” yarışına giren gruplar buharlaşmadı elbette. Kimileri için Marksizm ve Marksist politik söylem hokus pokus sanatından ibarettir: Stalin ölür SSCB biter, Enver Hoca ölür Arnavutluk biter, Meles “dönek” olur Tigre biter.

  • YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN

Etiyopya’nın Tigre bölgesinde 4 Kasım’da başlayan çatışmalar şimdilik hükümet güçlerinin zaferiyle sonuçlanmış görünüyor. Bölgeyi 1990’dan beri yöneten Tigre Halk Kurtuluş Cephesi’ne (THKC) bağlı özel kuvvetler yenildi, THKC yöneticileri Etiyopya ordusundan kaçıp dağlara sığındı.

Okur belki merak edebilir, Tigre’de yaşananları Afrika’daki sayısız iç savaştan, “kabile” çatışmalarından farklı kılan nedir?

Tigre’nin ve dolayısıyla Etiyopya’nın dünyadaki komünistler için bir dönem önemli bir tartışma olduğunu bilmiyorsanız ya bu tartışmalara uzaksınız, ya yaşınız fazla genç, ya da tüm bunları unutacak şekilde selektif demans yaşayanlardansınız.

Öykümüz 1980’lerde, Etiyopya İç Savaşı’nda başlıyor…

İktidarı 1974’te ele geçiren, Sovyet destekli Derg rejimiyle isyancı güçler arasındaki kedi-fare oyunu kuraklığın ve onu izleyen müthiş kıtlığın ortasında sürüyor. Ülkede 1960’lardan beri ciddi bir radikal sol damar var. Bu iklim isyancı güçlerin kâh Maoist, kâh “fokocu” öğelerle bezeli ideolojik çizgisini biçimlendirmiş.

ENVER HOCA ÇİZGİSİNİN DOĞUŞU VE BİTİŞİ

Uluslararası düzeyde ise Maoist hareket yeni bir bölünmeyi tamamlamış durumda. Görünüşte, Deng Xiaoping’in 1974’te duyurduğu Üç Dünya Teorisi üzerine tartışmalar Çin ve Arnavutluk arasında 1978’de kesinleşen kopuşu tetiklemiş. Çin Komünist Partisi çizgisinden uzaklaşan herkes için yeni bir kapı ardına kadar açık: Arnavutluk Emek Partisi, kısa adıyla AEP.

Tüm dünyayı saran bu tartışma THKC içindeki Maoistleri de içine çekiyor. 1983 yılında kurulan, Öncüler Örgütü adlı ve AEP çizgisindeki hücre zamanla THKC liderliğini ele geçiriyor. THKC’nin “öncü partisi” Tigre Marksist-Leninist Birliği’nin (TMLB) kuruluşu 1985’te ilan ediliyor. THKC bundan sonra TMLB’ye bağlı bir siyasi kitle örgütünden ibaret olacak.

Kedi-fare oyunu nihayet 1988’de sona erecek. Sovyetler Birliği kendi derdine düşmüş durumda. Etiyopya’yı ve Derg’in lideri Mengistu Haile Mariam’ı düşünecek hali yok. Öte yandan, Eritre Halk Kurtuluş Cephesi’nin, 1987’de Marksizm-Leninizmi resmen terk etmesiyle kendini gösteren, Batı’yla yakınlaşma çabaları meyvesini veriyor. “Devrim” Amerikan desteğine kavuşuyor.

Belki bunlardan daha önemlisi, Derg’in 1983-1985 kıtlığı sonrasındaki basiretsizliği ve yoğunlaşan baskıları Mengistu’nun mensup olduğu Amharalar başta olmak üzere, ülkenin tüm etnik gruplarında rejime karşı hoşnutsuzluğu besliyor. 1988 Mayıs’ında, TMLB genel sekreteri ve THKC genel başkanı Meles Zenawi’nin başkomutanlığında Etiyopya Demokratik Halk Cephesi (EDHC) kuruluyor ve Derg’e karşı zaferler art arda geliyor.

Etiyopya’dan gelen haberlerin AEP yanlısı örgütlerde yarattığı heyecanı hayal etmek bugün için zor. Dile kolay, mağrur “sosyal emperyalist” Sovyetler Birliği hurdahaş olurken “dünya proletaryasının kızıl feneri” Arnavutluk dimdik ayakta durduğu gibi, Etiyopya’da taş gibi bir devrim yapılıyor. Gerçek Marksizm-Leninizmin ne kadar doğru, ne kadar haklı olduğunun daha büyük ispatı olabilir mi?

Ne var ki cephe gerisi biraz ihmal edilmiş görünüyor. 1990 Ocak’ında, İşkodra’da başlayan gösterilerin ardından, AEP rejimi 1991’de, üstelik Sovyetler Birliği’ninkinden de önce tamamlanacak çöküş sürecine girecek. Etiyopya’da ise TMLB ve diğer bölgelerden müttefikleri 1991 Ocak’ında Etiyopya Devrimci Emek Partisi’nin (EDEP) kuruluşunu ilân ettiklerinde kendileri de artık ne yaptıklarını bilmiyor olacak.

EDHC güçleri 4 Haziran günü başkent Addis Ababa’ya girdiğinde, Arnavutluk Sosyalist Halk Cumhuriyeti tasfiye edilmiş durumda. 13 Haziran günü AEP adını Arnavutluk Sosyalist Partisi olarak değiştiriyor. Taptaze bir iktidar elde eden Meles ve yoldaşları için, bir fiskede yıkılmış AEP’ye sadakatin hiçbir anlamı kalmadı. 1991 yılını, soranlara “Marksizm-Leninizm mi? O da nereden çıktı?” demekle geçirecekler.

Kısa ömürlü EDEP de unutulacak, TMLB de. EDHC siyasi partiye dönüşecek ve başkomutanı Meles Etiyopya’nın lideri olacak. Hem de 2012’ye kadar kesintisiz…

“DEVRİMCİ DEMOKRASİ”NİN DOĞUŞU VE BİTİŞİ

Meles’in “devrimci demokrasi” adıyla formüle ettiği, kontrollü piyasa ekonomisi, sosyal devletçilik ve popülizm karışımı çizgi Etiyopya’nın resmi ideolojisi haline gelecek. Meles asıl pragmatizmini ise uluslararası planda gösterecek. Bölge jeopolitiğinde ABD’ye yanaşırken, yabancı yatırım çekme yolunda Çin’in kapısını aşındıracak.

Bu statüko Meles’in 2012’de ölümüyle sona erdi. Ülkenin en büyük etnik grubu Oromolar ülkeyi artık kendilerinin yönetmesi gerektiğini düşünüyordu. THKC ile Oromolar arasındaki çatışma iç savaş yıllarına kadar uzanıyordu ama Meles yönetiminde EDHC içinde süren iktidar ortaklığı çatışmaların su yüzüne çıkmasını engellemişti.

Tigrelilerin ülke yönetimindeki ağırlığından ve kayırmacılığından duyulan hoşnutsuzluk, Batı’ya daha fazla yakınlaşma taraftarı görüşler 2016 Ağustos ayından Ekim ayına kadar süren kanlı protestolarla nihayet kendini gösterdi.

2016 olaylarının etkisi Amerikan işletme eğitimli, adının çağrıştırdığının aksine Evanjelik Hıristiyan ve neo-liberal politikaların savunucusu Oromo politikacı Abiy Ahmed Ali’nin önünü açtı.

Abiy 2018’de Oromo Demokratik Halk Partisi’nin başına geçti. Aynı yıl, Etiyopya’nın başbakanı oldu.

En kritik icraatlarından birisi, “halk” ibaresini partisinin adından çıkarmaktı.

Abiy’in iktidarı Etiyopya için büsbütün yeni bir dönemin başlangıcıydı. Serbest piyasa ekonomisinin yerleştirilmesi, Çin’le ve Amerikan bloku dışındaki ülkelerle köprülerin atılması ve özellikle, 1991’de kurulan etnik federalizm sisteminin tasfiyesi, dolayısıyla ülke iktidarının Oromolara geçmesi Abiy’in önceliklerindendi.

Abiy 2019 yılında EDHC’yi sona erdirdi ve tüm Etiyopya’da faaliyet gösterecek Refah Partisi’nin kuruluşunu duyurdu.

YENİ GERGİNLİK

Tigrelilerin tasfiyesi ve Oromoların iktidara yürüyüşü tamamlanmıştı. EDHC’yi oluşturan etnik/bölgesel partilerden yalnızca THKC Refah Partisi’ne katılmayı reddetti.

Abiy ve THKC arasındaki gerginlik Tigre bölge yönetiminin Abiy tarafından yasaklanan yerel seçimleri 9 Eylül 2020’de yapması (ve oyların yüzde 98’ini THKC’nin alması) ile doruğa çıktı.

ABD’nin açık çekini almış Abiy’in yanıtı sert oldu ve askeri müdahale geldi. Tigreli özel kuvvetlerin yenilgisinin ardından, Etiyopya ordusu Tigre’de işgalci duruma gelirken, bir zamanlar Meles’in sağ kolu olan THKC genel başkanı Debretsion Gebremichael dağlardaki bir mağarada saklanıyor şimdi.

TÜRKİYE VE “ARNAVUTÇULUK”

İnişlerle çıkışlarla dolu bu upuzun öykünün nasıl biteceğini şimdilik bir tarafa bırakalım ve biz 1989-1991 dönemindeki devrim heyecanının ülkemizdeki yansımalarını da hatırlayalım.

Türkiye’de Maoist gruplar arasındaki Üç Dünya Teorisi tartışmaları ve ardından, Arnavutluk’un Çin’i “sosyal emperyalist” ilân etmesi neredeyse sayısız grubun kendisini AEP çizgisinde tanımlamasına yol açmıştı.

Evet, bunlardan sadece birisi AEP’nin resmi kabulüne mazhar olmuştu ama diğerleri yoldan dönmemiş, hatta topluca “kim daha Arnavutçu” çekişmesine dalmıştı.

Etiyopya’dan gelen zafer haberleri 1989 sonlarında Türkiye’ye ulaştığında, buna bir de “kim daha Tigreci” çekişmesi eklendi.

Öyle ya TMLB’nin ve öncülük ettiği Etiyopya devriminin dünyada sosyalizmin yeni umudu olduğunu en hararetle savunan, en hakiki Marksist-Leninist kabul edilecekti artık. Hatta bu heyecan böyle dar bir çevrenin çok ötesinde ilgi çekti ve 1991 Mart’ında Hürriyet yayın grubunun Tempo dergisinde, “Arnavutluk Öldü, Yaşasın Tigre!” başlığıyla haber yapıldı.

“Tigrecilik” yarışında en çok sükse yapanlardan birisi Sun Yayıncılık oldu. İngiliz yazar Jenny Hammond’ın 1989 tarihli, Sweeter Than Honey: Ethiopian Women and Revolution adlı kitabı 1991 Ağustos’unda, Etiyopya Devriminde Gerilla Kadınlar adıyla yayımlandı. Sun Yayıncılık orada durmadı, yazarı Türkiye’ye davet etti. Hammond 1991 Kasım’ında İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve Diyarbakır’da konferanslar verdi.

Ne var ki Etiyopya’nın başına geçmiş Meles’in, değil Enver Hoca’yı, Marksizm-Leninizmi bile ağzına almaz olması kuşku uyandırmaya başlamıştı. Daha düne kadar, Enver Hoca’nın en büyük yoldaşı, dünya proletaryasının önderi olarak gördükleri Ramiz Alia’nın “revizyonist” olduğunu AEP rejimi çöktükten sonra anlayıverenler Meles’i de “dönek” ilân etmekte gecikmedi.

Tigre’den bir türlü vazgeçemeyen başkaları farklı yol seçti. Devrim heyecanını köpürten haberleri gittikçe azaltıp taraftarlarının her şeyi unutmasını beklediler.

NAHOŞ ANILAR

1989-1991 döneminde “Tigrecilik” yarışına giren gruplar buharlaşmadı elbette. Niteliği hayli değişmiş olsa da politik örgütlenmeleri devam ediyor. Üstelik çeşitli yayınları var. Fakat bir zamanlar dünyada sosyalizmin umudu olarak gösterdikleri, hatta haysiyet meselesi yaptıkları Etiyopya’da, üstelik Tigre’de yaşananlara dair tek satır bu yayınlarında yok!

Durum bir yönüyle hayli anlaşılır. Tüm bu yapılanmaların güncel derdi tasası Kürt siyasal hareketinin, HDP’nin ve Rojava rüzgârının sunabileceği nimetleri kendi stratejilerine uygun şekilde toplamaktan ibaret. Dolayısıyla, 30 yıl öncesinden kalma nahoş anılarla uğraşacak vakitleri yok. Yine birileri çıkıp “biz Meles’in dönek olduğunu 1992 yılında söylemiştik arkadaşım” da diyebilir.

Asıl mesele biraz da burada. Kimileri için Marksizm ve Marksist politik söylem hokus pokus sanatından ibarettir: Stalin ölür SSCB biter, Enver Hoca ölür Arnavutluk biter, Meles “dönek” olur Tigre biter.

Sonuçta, zaten akılcı politik gerekçelerden çok psikolojik ve sosyal saiklerle kendilerine bağladıkları taraftarlar hepsine razı olur. Beğenmeyen de çeker gider, kapı açık.

Ancak, işin hesapta olmayan kısmı da başka bir yönüyle burada. Çünkü onlar unutur, unutturur ama bazı münasebetsizler yine çıkar ve hatırlar, hatırlatır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,393BeğenenlerBeğen
17,560TakipçilerTakip Et
1,390AboneAbone Ol