Gazete REDTicari kayıp!

Ticari kayıp!

  • MUZAFFER ARSLAN

Jean Paul Sartre Nobel’i reddetmiş bir düşün insanıdır. Fransa’nın Cezayir işgaline karşı sokaklarda bildiri dağıtacak kadar da cesurdur. Tabii her dönemin muhbiri, yalakası eksik değil… Malum şahıslar hemen harekete geçip meseleyi Reis De Gaule’ kadar iletiyor. “Şunu susturun” demeye getiriyorlar.

De Gaule Reis o ünlü  “Sartre Fransa’dır” sözüyle malum şahısların sırıtışlarını yüzlerinde dondurduğu gibi, tarihe de miras bırakıyor bu ünlü aforizmayı.

Biz yerli ve milli olduğumuzdan, elbette bir Sartre’mız da, De Gaul’ümüz de yok, çok şükür.

BURJUVALAR BİLE TIRSIYOR

Demokrasimizin maşallahı var tabiİ. Adı burjuva ama burjuvalar bile tırsıyor. Misal bakın Aydın Doğan’a; kelle vermeye doymadı, hâlâ rahat bırakmıyorlar. Kapitalizmin amentüsü olan servet güvencesine kayyum icat eden bir demokrasiden söz ediyoruz. Servetine el konulan burjuva sayısı yazının hacmini aşacağı için isim zikretmeyelim. Aydın Doğan korkusunda haklı ama çare yanaşmalık değil, bunu anlamıyor. Gelen her haberle bir kelle alması, hatta kanalında yayınlanan popülist dizileri kaldırtması zerrece sağlamlaştırmıyor durumunu. Çünkü o günah keçisi ve bu konumu kendisi seçti.

Aydın Doğan’ın servetini düşündüğümüzden yazmıyoruz bu satırları, mesele memleketi anlamak ve anlatmak. Ha, başta neden Sartre ile girdiğimize gelince, derdimiz konuyu bağlayınca daha anlaşılır olacak elbet.

Yerli ve milli olma takıntısı ile kifayetsiz danışmanlar, ‘Reis’i bir De Gaul olmaktan alıkoydu, tren kaçtı. Misal Ahmet Şık tutuklanırken ‘Reis’ çıkıp, “ Hoop ne yapıyorsunuz, Ahmet Şık Türkiye’dir” diyebilseydi,  tarihte ikinci De Gaule vakıası ile karşı karşıya kalırdık. Hele bir de böylesi bir durum sonrası  çukur (havuz) medyanın köpürtmelerini düşünün, ‘Reis’in namı De Gaul’ü fersah fersah aşmaz mıydı? Olmadı. Olamazdı da elbette. Çünkü burası Fransa değil, Türkiye. Öz be öz yerli ve de milliyiz hamdolsun.

TÜRKİYE KİMDİR?

O halde bizim “O Türkiye’dir” diyebileceğimiz bir örnek bulmamız lazım. Zorlanır mıyız? Hiç sanmam. Uzağa bakmayın, daha birkaç gün önce alametler belirdi.

Hani Niran Ünsal adlı bir şarkıcımız vardı. Döneme uyup hidayete ermiş ve örtünmeyenleri şeytan ilan ederek tesettürlenivermişti. Hayli de ses getirmişti. Bize erdiği hidayette mutluluklar dilemek düşerdi, nitekim öyle de yaptık. Fakat bu pek kıymetli şarkıcımız geçenlerde aynı örtündüğü kadar hızlı bir şekilde açılma kararı aldı. Biz bunun şokunu yaşarken, açıklama beklemediğimiz yerden geldi: “Ticari kayıp.”  Yani özetle hidayet ticari kazanç için başlamış, kayba neden olunca da yeniden öze dönüş kararı almıştı Niran Hanım. Hidayet para kaybedince dönüşüp, ticaret oluyor. Bu da hayli yerli ve hayli milli bir durum.

Reis, Ahmet Şık için De Gaul’ü solda sıfır bırakmayı ıskaladı evet ama ben bu konuda hem takıntılı hem iddialıyım. Bu bana De Gaule kadar bir saygınlık getirir mi bilmiyorum ama ıskalamam da mümkün değil. Niran Hanım’a laf saydıran, bin dereden su getirenlere buradan haykırıyorum:

“Niran Türkiye’dir!”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,818BeğenenlerBeğen
17,099TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol