Gazete REDTayyip’e ‘Saddam tuzağı’ uyarısı!..

Tayyip’e ‘Saddam tuzağı’ uyarısı!..

İktidar, sebebini mantıklı hiçbir gerekçeye dayandıramadan yaptığı Suriye saldırılarında çıtayı her gün biraz daha yükseltiyor!

• SEDA ZOBAROĞLU

“İktidar çocukları” saraylarda keyif çatıp tarikat yuvası vakıflara halkın parasını aktarırken “babaları” tarafından “onlar da bu ülkenin vatandaşı değil mi, tabii ki vakıflarda iş yapabilirler” şeklide desteklenirken, bu ülkenin fakir evladı, ne idüğü belirsiz bir “dava” uğruna acımasızca “şehitlik mertebesine” yollanıyor.

Nitekim daha dün, İdlip’te “şehit” düşen çocuklarımız henüz toprağa bile verilemeden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bugün TBMM’de partisinin grup toplantısında yine büyük bir “kahramanlık tablosu” sergiledi. Savaş çığırtkanlığında hızını alamayan Bahçeli “sınırları” kelimenin tam anlamıyla zorlayarak, “Türk milleti gerekirse, başka da seçenek görülmezse, Şam’a girmeyi şimdiden planlamalıdır. Esad devrilmelidir! Yansın Suriye, yıkılsın İdlib, kahrolsun Esad” diyebildi.

Rusya ile ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyleyen “yerli ve milli” Bahçeli ayrıca “Hem Suriye’yi hem de Türkiye’yi eşzamanlı kontrol etmeye çalışan Rusya iyi niyetli değildir” diye konuşarak Suriye konusunda kimin yanında saf tuttuklarını da şeffaf bir şekilde açıklamış oldu.

Gelgelelim Suriye’ye yapılan saldırılar konusunda iktidarın “küçücük” ortağı Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, 2003 yılında Saddam Hüseyin’e kurulan tuzağı hatırlatıp “ABD aynı Saddam Hüseyin’e uyguladığı tertibi hayata geçirmeye çalışıyor” diyerek iktidara çok ciddi bir uyarıda bulundu.

“Şu anda ABD ve İsrail ellerini sıvazlıyor. Bunu iyi görmek lazım. İntikam duygularıyla, kışkırtıcı yaklaşımlar Amerika’nın işine gelmektedir” diyen Perinçek, Erdoğan’ın Amerika tarafından tuzağa çekildiğini belirterek, “Amerika aynı Saddam Hüseyin’e uyguladığı tertibi hayata geçirmeye çalışıyor. Hatırlanacaktır, Amerika Saddam Hüseyin’e Kuveyt’e gir ben seyredeceğim demişti. Sonra Irak’a saldırdı ve 2003’te Saddam Hüseyin’i devirdi” dedi.

Arkasını kollamak için iktidara olan bağlılıklarını belirtmeyi de ihmal etmeyen Perinçek, İdlib’deki gerginliğin daha da tırmanmaması için devlet aklıyla hareket edilmesi gerektiğini söyleyerek, “FETÖ darbesini engelledik, ordumuz PKK terörüne karşı kararlılıkla mücadele ediyor. Sınır ötesinde Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı, Barış Pınarı gibi sınır ötesi harekatlarla komşularımızla bağımızı güçlendirdik. Bu süreçte komşularımızla ittifaklarımızı güçlendirmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.

Perinçek’in “yıkama-yağlama” işleri bir yana; esas önemlisi küçük Perinçek’in bile “Derhal frene basılmalı, süreç durdurulmalı ve Suriye ile artık dolaylı görüşmek yerine doğrudan görüşülmesi gerekmekte. İki ülkenin de ekonomik, ticari, kültürel işbirliği yapması gerekir. Suriye ile Doğu Akdeniz’de en yakın müttefikiz. Bu süreç Türkiye’nin mevzilerine zarar verir. Suriye’nin bütünlüğü, Türkiye’nin bütünlüğü demektir. Bu süreci devlet aklıyla frenlemek gerekir. Sadece İdlib değil, Suriye’nin en güneyine kadar insek bile bunun Türkiye’ye herhangi bir faydası olmayacaktır. Bırakalım Esad Suriye’yi birleştirsin. Bu çatışmalar ne bize, ne Suriye’ye yarar. Bu olay sadece ABD’ye yarar. Türk ordusu ve devlet birikiminin devlet aklıyla hareket etmesini istiyoruz. Türkiye ve Suriye bu yaşanan olayda bir kışkırtma olup olmadığını sorgulamalıdır” demesi oldu.

Bunun önemi şu; bu memleketin aklı selim selim insanları, başta derginiz RED olmak üzere senelerdir Tayyip Bey’i ABD’nin emperyalist oyunlarına gelmemesi, aksi takdirde sonunun maazallah Saddam Hüseyin veya Kaddafi gibi olabileceğini söyleyip uyarıyor, ama dinleyen kim?! Kendileri bu tür uyarıları yapan bizleri “terörist” ilan etmekle meşgulken bir daha yazalım da belki “küçücük ortağı” Perinçek’in sözünü ciddiye alır diye düşündük. Çünkü ABD’nin Erdoğan’ın “dünya malını” kast eden tehditlerine kanmamak gerekir. “Mal canın yongasıdır” derler ama bunlar boş işler; “dünya malı da dünyada kalır” veya, “olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi” diye de boşuna dememiş atalarımız. Bir daha tekrarlayalım da; “söylemedi, hatırlatmadı “ demesinler hani!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

23,988BeğenenlerBeğen
16,911TakipçilerTakip Et
1,350AboneAbone Ol