Tayyipçi Almancının acayip hali…

Tayyip Erdoğan’a laf edildi. “Tayyipçi Almancı” laf edene tükürerek refleks verdi. Sınır dışı edildi. Şimdi ağlayarak Almanya’ya dönmeye çalışıyor… Onun gibilerin hali…

  • ÖZGÜR TOPSAKAL

İnsanın içi acıyor. Tayyip Erdoğan’ı savunacağım diye insanlara tüküren, sonra Almanya’dan ailecek sınır dışı edilen adama belki acımayacağız ama, Türkçe bile konuşamayan ve alıştıkları çevrelerinden koparılan çocuklarının yaşadığı şok hakikaten insanın canını sıkıyor…

Buradan yola çıkarak, size yurtdışındaki “gurbetçiler”in, özellikle de “Tayyipçi” kitlenin halini anlatmak istiyorum biraz…

“Gurbetçi” AKP’liler Türkiye siyasetinin en enteresan seçmen kitlesini oluşturuyor.

20 yıllık AKP iktidarıyla değişen toplumun genleri doğal olarak “gurbetçi” vatandaşlarımıza da yansıdı.

Memlekette yaşanan yozlaşma ve kutuplaşma, yurtdışında yaşayan insanlarımız arasında da kendini fazlaca hissettiriyor.

Türkiye’nin dünü/bugünü, moda deyimle eski Türkiye/yeni Türkiye arasındaki uçurum, eski gurbetçiler/yeni gurbetçiler olarak da okunabilir. Konuyu daha verimli değerlendirebilmemiz için göçün kısa tarihini, yani eski gurbetçileri tanımakta fayda var.

Avrupa’ya yerleşen ilk Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları 60’lı yıllarda kafileler halinde işçi olarak gitti ve bir ömür boyu geri dönüşün hayaliyle oralarda kaldı. Gittikleri yerde öyle kök saldılar ki ilk gelen kafile işçilikten başka bir şey yapamazken, onların torunları yüksek meslekler edindi.

İlk giden ve bandolarla karşılanan işçi kafilesi Almanya’ya gittiği için isimleri oradan Almancı kaldı. Ve Almancı kavramı zamanla dilimizde -Avrupa’daki- gurbetçiliği temsil eden bir kelime halini aldı.

Bundan sonra İngiltere’de yaşayana da, Almanya’da yaşayana da, Fransa’da, İsviçre’de, Hollanda’da, Belçika’da yaşayana da Almancı denmeye başlandı.

60’larda giden ilk yurttaşlar, eski Türkiye’nin dışarıdaki siületiydi. O dönem giden işçilere İŞKUR’un verdiği belge eski Türkiye’nin en iyi resmidir. Velhasıl, temiz ve güvenilir insanlardı eskiler.

70’lerde Avrupa’ya çıkışlar siyasal nedenlerden olurken, 80 darbesi ve sonrasında bu çıkışlar ivme kazandı. 90’larda Kürt meselesinin can yakıcı bir hale dönüşmesinden sonra Avrupa’ya Türkiye’den yeni bir göç dalgası yaşandı.

Gidenlerin kimisi geri döndü, kimisi yeni hayatlar kurdu, kimisi hiç bir zaman dönemeyip orada sonsuzluğa karıştı.

2000’lerde AKP’nin iktidara gelmesi, dindar ve kindar nesil yetiştirme siyaseti Türkiye’de işleri değiştirdi. Toplum hiç bu kadar yozlaşmadı. Yurdum insanı hiç bu kadar kutuplaşmadı. “Karımı istesin göndereyim” diyen aşağılık bir seçmen kitlesi oluştu.

20 yıllık bu süreçte seviye her alanda düştü. Yurt içinde yaşanan bu çürüme, haliyle gurbetçi vatandaşlarımıza da yansıdı. Türkiye siyasetini kulaktan dolma bilgiler ve yandaş medyanın pompaladığı yalan haberlerden takip eden AKP’li ilginç bir gurbetçi profili oluştu.

Almanya’nın sosyal haklarından dibine kadar yararlanıp; vatandaşı açlıktan ölen ve bebek mamalarına kilit vurulan Türkiye’yi dünyanın kıskandığına inanan hastalıklı bir kitle. Bu grubun, samimi duygularımla söylersem bilimsel bir incelemeye tabi tutulması, önemlidir.

Bütçe fazlası veren Almanya’nın, yarım trilyon dolar dış borcu olan bir ülkeyi kıskanacağına inanmak başka türlü açıklanamaz.

Mesela son sınırdışı vakasının kahramanı olan Akyüz ailesinin “baba”sı, Türkiye’de işkence gördüğünü öne sürerek Almanya’ya iltica başvurusunda bulunmuş, yıllardır Alman devletinden aldıkları sosyal yardım paralarıyla yaşayan acayip bir tip.

Baştan aşağı çelişki…

Bu tiplerin ilginç özelliklerinden biri de, yaşadıkları Avrupa ülkelerindeki seçimlerde sol partileri destekleyip, Türkiye’ye AKP’yi reva görmeleri. Avrupa’da solcu memlekette kolcu!

Babasından kalan miras için kardeşini vuran tipinoz, cumhuriyet mirası kamu kurumlarının yok edilişine ses çıkarmaz. Cebindeki bir kuruşa el koysan olay çıkarır ama devletten trilyonlar götürseler aldırmaz.

1 avro, 9 lira olmuş. Örneğin Almanya’da asgari ücretle yaşayan biri ya da sosyal yardımla geçinen biri, aylık maaşıyla Türkiye’de çok rahat bir tatil yapabilir. Ancak Türkiye’de asgari ücret alan biri Almanya’da tatil yapmak için vize bile alamaz.

Bu gerçekliği en iyi bilenler gurbetçiler olmasına rağmen, “Almanya bizi kıskanıyor” gerzekliğine inanan/inanmış gibi yapan, onbinlerce AKP’li gurbetçi var. Keşke memlekette her şey, iki ay gelip tatil yörelerinden başka bir yer görmeyen ve “Erdoğan Türkiye’yi çok geliştirmiş” diyen AKP’li gurbetçinin hayal dünyası gibi olsa.

Son Haberler