Gazete REDTavır almak zor değil

Tavır almak zor değil

  • Sabri Eniş

Şatafatlı gösteri, çılgın adam, çılgın proje vb. sözcük dizeleri, bazı kesimlere hoş ve doyumlu gelebilir. Bu his ve duygulara kapılanlar genelde mantık işleyiş biçiminden yoksun olanlardır. Bu hezeyana kapılanları yontmak ve bir cendereye sokmak oldukça kolaydır.

İstanbul boğazına paralel Kanal İstanbul‘u gündeme getiren bugünkü iktidar; şimdiye kadar insanları kandırdıkları yol ve yöntemle (hile ve hurdayla) oyaladılar. Kanal İstanbul için de aynı hile ve hurdaya baş vurmuş durumdalar. Aynı yol ve yöntemle kendilerine göre prosedürü ilgili mercilerden geçirdiler.

Fakat baltayi sert taşa vurdular. İBB Ekrem İmamoğlu dersine iyi çalışıp, yalın bir dille kamuoyunu detaylı bir şekilde bilgilendirdi. Sosyal medyada Kanal İstanbul simülasyonu izlendiğinde, mantık işleyiş biçimini rafa kaldıranlar (şimdiye kadar AKP’yi iktidarda tutanlar) ikna etmek zor olmayacaktır.

İşin ilginç yanı “milli duruş” teranesiyle ortada olanların, uydurdukları simülasyondaki ülkelerin köşk, saray vs. gibi örneklendirmelerle düştükleri tezat.

Çok dikkat edildiğinde simülasyonda 6 minareli cami, imanın 6 şartı, M.S 622 yılı (Hicret) öne çıkarmaları, Kanal İstanbul temasında da insanların inançlarını sonuna kadar sömürmektedir.

Araplara parçalar halinde satıklarının evresini bitirip, bundan sonra bütünlükler halinde satmak derdindeler.

İnsanımızın yoksulluk ve açlık sınırında yaşadığı, asgari ücretin 400 doların altında olduğu, Kanal İstanbul macerasiyla insanların omuzlarına yeni vergilerin bineceği, yaşam standartlarının dahada kötüleşeceğine karşılık, rantçıların köşeyi döneceği ve havuza akıtılacak milyarlar orta yerde duruyor.

Hepsinden de önemlisi İstanbul’un susuz kalacak olması. ÇED raporunun altında imzası olan bir zat’ın Hz. Nuh’un çocuğuna cep telefonuyla haberleştiğini söyleme gülünçlüğü. Moderatör gülmemek (yine de gülüyor) için çok çaba gösteriyor.

ABD’yi bu senaryonun dışında düşünmek çok iyimserlik olur. ABD’nin dünyadaki geniş yelpazesine bakıldığında, Montrö antlaşmasıyla Karadenizde olan kısıtlı manevrasını hareketlendirmek için, Kanal İstanbul’u gelecekte kaldıraç olarak düşünüyordur.

Sonuç: 1982 Anayasanın 56. maddesinde “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşın ödevidir” hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre devlet bu konuda sorumluluk ve görevini ihlal ediyorsa, vatandaş sorumluluk ve görevini hukuki zeminde yapmalıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

23,974BeğenenlerBeğen
16,895TakipçilerTakip Et
1,350AboneAbone Ol