Gazete REDSuriye meseleleri üzerine…

Suriye meseleleri üzerine…

Suriye’den her gün ölüm haberleri geliyor dostlar. Gencecik cansız bedenleri kefene sarıp, üzeri bayrakla serili bir tabutun içinde evlerine yollayıp, adına da “şehit” diyorlar. Ben şehitlik kavramına inanmıyorum. Cansız bedenlere anlamsız isimler yüklemekle acılar hafiflemez. Ve yine insanlara payeler yüklenerek savaş meşrulaştırılamaz.

Bir evlat kolay mı yetişiyor sanıyorsunuz?  Neden evlatlarımızı ölüme yolluyorsunuz?  Şehitlik bu kadar kutsalsa kendi çocuklarınızı neden şehit olmaya yollamıyorsunuz?  Sizin çocuklarınız devlet kesesinden kumarhanelerde fink atarken, Anadolu’nun gariban gençlerini neden ölüme sürüyorsunuz?  Sizin çocuklar yirmili yaşlarda gemicik sahibi olurken, halkın çocukları neden güvencesiz, güvenliksiz şartlarda iş kazalarında can veriyor.

Şehitmiş… hadi oradan.

Suriye’den acı haber.

El Bab’ta 3 şehit.

El Bab’ta 2 şehit.

Türk birliğine saldırı… 5 şehit.

Gereksiz bir savaşın içinde öldükçe ölüyoruz, tükeniyoruz. Memleketi bataklığın ortasında mahsur bırakanlar, gömüldükleri yumuşak koltuklarından pişkince açıklamalar yapmayı da ihmal etmiyorlar.

“El Bab’ı teröristlerden temizleyeceğiz”

“Rakka’ya da gireceğiz”

“Kahraman ordumuz”

“Mübarek şehitlerimiz”

Her konuşmalarından ölüm fışkırıyor. Her politikalarından yeni felaketler çıkıyor. Öte yandan, yoksul gençlerimizi Suriye’ye ölmeye yollayanlar, memleketimize sığınan Suriyelilere de yabancı düşmanlığı yapmaktan geri durmuyorlar.

Bizim gençler orada ölürken, Suriyeli gençler burada nargile tüttürüyormuş.

Bizim gençler orada ölürken, Suriyeliler Türk kızlarıyla dolaşmaktaymış. Bu seviyesiz, cehalet kokan değerlendirmeleri memleketin ünlü köşe yazanları, politikacıları yapıyor dikkatinizi çekerim dostlar. Tezkereye evet diyen CHP bile Suriyeli mülteciler konusunda tuhaf açıklamalar yapıyor.

Nargile içen Suriyelilerden bahsediliyor ama açlıktan ölen Suriyeli bebeklerden hiç bahsedilmiyor. Soğuklarda donarak ölen Suriyeli çocuklardan hiç bahsedilmiyor. Taciz edilen, tecavüze uğrayan Suriyeli kadınlardan hiç bahsedilmiyor. Karın tokluğuna köle gibi çalıştırılan Suriyelilerden hiç bahsedilmiyor. Sonunun hoş olmayan sonuçlar doğuracağı düşünülmeden kaba saba değerlendirmeler yapılıyor. Sadece birazcık mantık.

Biriken öfkeyi, komşudaki yangına su yerine benzin döken diktatör ve yancılarına yöneltmek daha doğru olacaktır. Oraya gençlerimizin gitmesini Suriyeliler mi istedi mesela?

Elbette HAYIR!

Gelip yolunu, dilini bilmedikleri bir ülkede aç perişan yaşamak Suriyelilerin bir tercihi miydi?

Elbette HAYIR!

Oysa bizim devletimiz adamların ülkesini dağıttı, bunu söyleyen yok. Suriye meselelerinde barışçıl ve de akılcı bir politika izlenseydi ne o kadar insan Türkiye’ye sığınıp perişan olacaktı, ne de memleketin dokusu değişecekti. Komşudaki yangının bu kadar büyümesinin ve bu kadar çok insan ölmesini sorumlusu saray rejiminin ta kendisidir. Sizi bilmem ama diktatör ve yancılarının insanlığa karşı işlediği suçlardan er ya da geç yargı önüne çıkacağı inancını taşıyorum ben.

Bu arada mültecilik mevzularına da değinmeden geçmeyeceğim dostlar. Savaş durumları veya can güvenliğinden endişe edilmesi durumunda her insan daha güvenli gördüğü bir ülkeye iltica talebinde bulunabilir. Türkiye’nin de taraf olduğu bazı uluslararası anlaşmalara göre durum böyledir. Türkiye imzasının dünyada bir ağırlığı kalmadı o ayrı konu ya.

Avrupa ülkelerinde iltica işlemleri şöyle gelişmektedir;

Başvuran kişinin kimlik bilgileri alınır. Önce sağlık kontrolünden geçirilip sonra güvenlik taraması yapılır. Kişiye, herhangi bir polis kontrolünde tanınması ve resmi işlemlerde kullanılması için geçici bir kimlik verilir. Kalması için oda verilir, kimse sokaklarda uyumaz. Oturum hakkı verilene kadar belli bir miktar aylık bağlanır. Kişi sosyal güvencelidir, sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanır. Bu arada dil kurslarına, meslek kurslarına ve çeşitli entegrasyon kurslarına gönderilir. Süresiz oturum hakkı verilene kadar süreç bu şekilde işler. Yani her şey devletin kontrolünde ve denetiminde gerçekleşir.

Peki Türkiye’de bu işler nasıl yapılıyor dostlar?

Ben hiç uzatmadan söyleyeyim, “ne halin varsa gör” şeklinde yapılıyor. Suriyeliler mutsuz, memleket mutsuz.

Her yanımız kanla revanla, ölümle kuşatılmış.

Ama…

Tüm yaşananlara rağmen enseyi karartmıyoruz.

Mutsuzsak da umutsuz değiliz en azından.

1 Yorum

  1. Ağızlarına pelesenk olmuş “Dış mihrak”. Ya peki arkadaş Suriye’nin “Dış Mihrak”lığını yapan ya AKP değil mi? Kendisi “Dış Mihrak”ın allahı

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

23,990BeğenenlerBeğen
16,915TakipçilerTakip Et
1,350AboneAbone Ol