Gazete REDSürgünün dört mevsimi…

Sürgünün dört mevsimi…

Dağda açan çiçeği saksıya, denizde yaşayan balığı akvaryuma hapsetmektir sürgün…

  • ÖZGÜR TOPSAKAL

“Bugün parkta dolaşırken gördük, yaşlı bir kadın güvercinlere ekmek atıyordu. Kıyafetinden, yalnızlığından, yüzündeki çizgilerden, çilekeş bir Ortadoğu kadını olduğu anlaşılıyordu. Kimbilir başından neler geçmişti, ne hikayesi vardı da o yaşında, topraklarını bırakıp dilini bilmediği, hiç görmediği yabancı bir memlekete gelmişti.

Dört yaşındaki oğlumun güvercinlere yakınlık kurmaya çalıştığını sezmiş olmalı, ekmeğinden bir parça bölüp uzattı. Avrupa’nın göbeğinde ekmeğini küçük bir çocukla paylaşan Suriye’li mülteciydi o. Zaten küçük çocuk da Suriyeli teyzenin verdiği ekmeği güvercinlerle paylaştı. Oğlumun attığı her ekmekte başına onlarca güvercin toplandı. Güvercinler mutlu oldu, oğlum mutlu oldu, biz mutlu olduk. 

Güvercin, ekmek, çocuk…”

Sürgünün her mevsimi gridir, mapus duvarı misali. Arada mesafeler, uçsuz bucaksız dağlar, bilmediğimiz şehirler olsa da yüreğinin bir yerindedir orası. O kadar içindedir memleket.

Ulaşılması artık imkansız olan bir sevgili gibi imkansızdır. Çok seversin, ulaşamazsın. Gitmek istersin gidemezsin. Elini uzatsan tutacakmış kadar yakındır, elini uzatırsın tutamazsın. Sürgün derler buna ehveni şer olan ; yaşamdan kötü, ölümden iyi. Ağacı kökünden koparmak gibi insanı kökünden koparmaktır. 

İsimler değişir, yazgı değişmez. Kimi zaman Nazım olur, kimi zaman Ahmet. Çiçeğin toprağını, balığın suyunu değiştirmektir. Dağda açan çiçeği saksıya, denizde yaşayan balığı akvaryuma hapsetmektir sürgün. 

Zillere basıp kaçtığın, top oynarken dizini kanattığın, ilk aşık olduğun, ilk kavga ettiğin, bok kokan bir okul tuvaletinde gizli gizli ilk sigara içtiğin, yağmur yağınca toprak kokusunu içine çektiğin, ilk dünyaya gözünü açtığın topraklardan uzaksındır artık. Her şey anılardan ibarettir işte o zaman. Bir ölüyü anar gibi anarsın yalnızca o yeri.

Yarım kalan öykülerin öyküsüdür sürgün. 

Eğitimci, yazar Müslüm Kabadayı’nın Klaros Yayınları‘ndan çıkan Farklı Coğrafyalarda Üretenler isimli kitabı, işte bu yarım kalan öykülerin öyküsünden oluşuyor. Çeşitli nedenlerden dolayı yurdu terketmek zorunda kalan şair, yazar, gazeteci, müzisyen yirmi isimle yapılan söyleşilerin her birinin ayrı ama birbirine bir o kadar benzeyen hikayesi var. Benimle yapılan söyleşinin de bulunduğu Farklı Coğrafyalarda Üretenler‘i okurken kimi zaman güldüm, kimi zaman ağladım. Anlatılan her göç hikayesinde kendimden çok şey buldum.

Birkaç katılımcının birbirinden habersiz sarfettiği “sudan çıkmış balık gibi olmak” deyimini kullanmaları dikkatimi çeken bir husus oldu. Aklın yolu birdir derler.

Öte yandan kitapta yer alan bazı yazarları/değerlerimizi daha önce neden tanımadığım ve eserlerini bilmediğim için kendime kızdım. Farklı Coğrafyalarda Üretenler, bu tanışmaya da vesile oldu bir anlamda. Aradaki kültür çatışmasını ve de gelinen ülkelere uyum sağlama çabalarını, bir yandan da memlekete dair eserler üretmeyi dert edinen insanların hikayelerinden oluşan eserin girişinde Kabadayı, “göç” için “göçertme” kavramını kullanmış. Göç, bundan daha net nasıl anlatılabilir ki! 

Katılımcılar içerisinde 1990 doğumlu olan da var, 1933 doğumlu olan da. O yıllardan bu yana Türkiye’de değişen pek bir şey görünmüyor. Tarih tekerrür ediyor ve memleket maalesef ki göç vermeye devam ediyor.

Farklı Coğrafyalarda Üretenler, iyi bir gözlem içeren, titiz bir çalışma olmasının yanı sıra ülke tarihinde yaşanan bazı olayları bizzat yaşayanların anlatımıyla sunuyor. Bir ülkenin, geçmişte yaşananlardan ders çıkarması açısından aynı zamanda bir tarih kitabı da diyebiliriz. 

Ancak görüyoruz ki o ülke geçmişten hala ders çıkarmıyor. 

Yabancı ülkelerin ışıklı, parlak sokaklarına ve lüks yaşamlarına bakarak yapılan önyargılı sürgün değerlendirmeleri yabancı olmadığımız bir konu. Müslüm Kabadayı, bu klişeye son vererek sürgün yaşamlara dokunmuş. Bizleri de birinin arayıp hikayelerimizi dinlemesi ve bunu tarihe not düşmesi önemli. 

Müslüm Kabadayı Kimdir?

Eğitimci, araştırmacı-yazar. 1962, Kışlak bucağı / Yayladağı / Hatay doğumlu. İlkokulu Kışlak’ta, ortaokulu Düziçi İlköğretmen Okulunda, liseyi ise Çanakkale Erkek Öğretmen Lisesinde okudu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi (1982) mezunu. 1402 sayılı Sıkıyönetim Yasası nedeniyle beş yıl öğretmenlik mesleğini yapamadı.

1987’de Trabzon’da başladığı edebiyat öğretmenliğini Ankara’da sürdürdü. Öğretmenliğinin yanı sıra, alanıyla ilgili arşiv oluşturma çabaları ile halkbilimi ve sözlü tarih çalışmalarını da sürdürdü. Fotoğraf, saydam ve belgesel film alanlarında çalışmalar yaptı. Ocak 2006’dan itibaren Ankara’da arkadaşlarıyla birlikte Yoğunluk dergisini çıkarmaya başladı ve derginin genel yayın yönetmenliğini üstlendi.

Öğrencilik yıllarında başladığı edebiyat çalışmalarını 1985’ten itibaren araştırmacılığıyla zenginleştirmeye yöneldi. Bu yıldan itibaren edebî ürünleri ile araştırma yazıları Cumhuriyet, Özgür Gündem, Karadeniz, Kuzey Haber, Ses, Hatay gazetelerinde ve Nitelik, İnsancıl, Hamsi, Mum, Kıyı, Kuzeysu, Güney Rüzgârı, Hatay’da Önder, Amik, Söylem, Edebiyat ve Eleştiri, Nikbinlik, Abece, Eğitim ve Yaşam, Folklor ve Edebiyat, Cumhuriyet Bilim Teknik, Lül, Damar, Belgesel Sinema, Sol, Kum gibi çok sayıda dergide yayımlandı. 2003’te Uygarlıklar Beşiği Hatay Belgeselini Antakya Belediyesinin katkılarıyla hazırladı.

Ankara’da yaşayan yazarın yayımlanmış 18 kitabı bulunmaktadır.

Önceki İçerikAyranı yok içmeye…
Sonraki İçerikBerfin…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,818BeğenenlerBeğen
17,099TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol