Gazete REDStratejik kerizlik…

Stratejik kerizlik…


AKP içinden çıkan kadroların AKP’ye karşı kuracağı söylenen yeni parti söylemleri gündemin ilk sıralarında yer alıyor. Erdoğan’ın eski yol arkadaşlarının içinde şimdilik en net konuşmaları eski Başbakan Ahmet Davutoğlu yapıyor. Ali Babacan ve Abdullah Gül bu süreci denizi bulandırmadan yürütmeye çalışırken Davutoğlu her fırsatta AKP’ye verip veriştiriyor. Bu olaydan anlıyoruz ki Erdoğan’dan en çok dayağı Davutoğlu yemiş. Başbakan gibi görünüp başbakanlık yapmaz imiş. Başbakan gibi görünüp yetkilerini kullanmaz imiş. Malumun ilanı.

Davutoğlu’nun AKP’ye karşı yaptığı açıklamalardan sonra kendilerinin hâlâ AKP üyeliğinin bulunduğunu öğreniyoruz. Erdoğan karşıtı açıklamalar yaparak kendisini partisinden ihraç ettirmeye çalışıyor ve bu vesileyle de kurmayı düşündüğü yeni partinin hamuruna “mağduriyet” mayası katmak istiyor Davutoğlu. Kendisini partisinden kovdurmaya çalışması meşhur Kibar Feyzo filmindeki “Ağam govir misin beni?” repliğini andırıyor. Selahattin Demirtaş’ın “23 Nisan Başbakanı” diye nitelendirdiği Davutoğlu, Türk siyaset tarihinin en ilginç figürlerinden biridir.

Stratejik Derinlik kitabını yazan Davutoğlu bu tip havalı kelimeleri kullanmayı seven bir siyasetçi. Stratejik Derinlik kitabı akademik bir çalışma gibi lanse edilmeye çalışılsa da AKP’nin sığ bir propaganda metninden başka bir şey değil.

Davutoğlu dönemi dış politikasını ele aldığımızda uygulananın stratejik derinlik değil stratejik kerizlik olduğu açık olarak görülecektir. Komşu ülkedeki cihatçılara silah yollayıp iç savaş çıkarmak, o savaştan kaçan mülteciler için gidip Avrupalardan para dilenmek kerizlik değilse başka ne olabilir? Kayserili pazarlığı da ‘Stratejik Derinlik’in bir parçası mıdır bilemiyoruz ama bildiğimiz tek şey Erdoğan ve onun emir eri Davutoğlu’nun memlekete onarılması çok zor tahribatlar verdiğidir.

Davutoğlu dönemi dış politikasını yalnızca Davutoğlu’na mâl etmenin saray rejiimini aklamak anlamına geldiğini de not düşmekte yarar var.

Öte yandan Davutoğlu’nun “Ortadoğu’da bizden habersiz yaprak kıpırdamaz” dediği günlerde IŞİD iki askerimizi rahatça rehin alıyor, hatta kaçırılan askerlerden biri Türkiye sınırından içeri giren cihatçılar tarafından alınıp IŞİD’in başkent olarak ilan ettiği Suriye’nin Rakka kentine götürülüyordu. Yani herifler kendi topraklarımızdan kendi askerimizi alıp götürüyor. Rehin alınan iki askerimiz daha sonra terör örgütü IŞİD tarafından vahşi bir şekilde infaz edilirken, askerlerimizi yakarak öldürenler Ahmet Davutoğlu’nun “öfkeli çocuklar” diyerek savunduğu kişilerdi.

Davutoğlu’nun kuklalığı döneminde Türkiye, islamcı terör örgütleriyle adeta kanka oldu. Çok çok sayıda TIR’larla silahlar saray rejimi tarafından Suriye’deki cihatçı çetelere sevkedildi. Stratejik Ahmet, AKP’nin IŞİD ve ÖSO’yla ilişkisi hakkındaki bir soruya “biz o örgütlerle üç yüz altmış derece zıtız” diyerek belki de farkında olmadan önemli bir itirafta bulundu.

Erdoğan’ın emir eri Davutoğlu döneminde aralarında “Cumhuriyet tarihinin en kanlı terör saldırısı” olmak üzere birçok olay meydana geldi. Davutoğlu’nun deyimiyle Ortadoğu’da bizden habersiz yaprağın kıpırdamadığı günlerde ülkemizde şunlar yaşandı:

– 5 Haziran 2015 Diyarbakır saldırısı. 4 ölü, 402 yaralı.
– 20 Temmuz 2015 Suruç saldırısı. 34 ölü, 100’den fazla yaralı.
– 10 Ekim 2015 Ankara Gar saldırısı. 109 ölü, 600 yaralı
– 12 Ocak 2016 İstanbul Sultanahmet saldırısı. 13 ölü.
– 17 Şubat 2016 Ankara saldırısı. 29 ölü.
– 13 Mart 2016 Ankara Güvenpark saldırısı. 38 ölü, 125 yaralı.
– 19 Mart 2016 İstanbul Taksim saldırısı. 5 ölü, 36 yaralı.
– Kilis’e fırlatılan IŞİD füzeleri. 20’den fazla ölü.

Davutoğlu dönemindeki kanlı saldırılarda 466’sı güvenlik gücü, 253’ü sivil olmak üzere 719 kişi hayatını kaybetti. Yine Davutoğlu döneminde ilk kez Türkiye Cumhuriyeti, “yurtdışındaki bir toprağını terk etmek zorunda” kaldı.

2016 yılının Ocak ayında yaptığı bir konuşmada, en geç Ekim’e kadar vizesiz Avrupa müjdesini veren Davutoğlu’nun bu sözü hiç bir zaman gerçekleşmediği gibi AB, TC vatandaşlarına vize almayı daha zorlaştırdı. Ancak o dönem bu vize yalanı AKP kitlesini bir süre uyutmaya yetti.

Evet, artık yalanları bitti. Erdoğan’ın yalanlarının bittiği gibi. Babacan’ın da, Gül’ün de, Davutoğlu’nun da yok bir birinden farkları. Bu isimlerden birinin kuracağı yeni bir partinin memlekete en küçük bir hayrının dokunmayacağı açıktır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

23,990BeğenenlerBeğen
16,915TakipçilerTakip Et
1,350AboneAbone Ol