Gazete REDSiz hiç açlıktan öldünüz mü?

Siz hiç açlıktan öldünüz mü?

Siz hiç cinayet işlediniz mi?.. Ben, hiç cinayet işlemedim, bir kere tanık oldum…

  • BORA ERCAN

Her soru kendi yanıtını içinde barındırır. Dolayısıyla yanıtı olmayan soru yoktur, fakat soru olmayan soru vardır. Zamanımızın çoğunu soru olmayan sorularla zihinsel cebelleşme halinde geçiririz. Bu nedenle, yaşam bir açıklıktan ziyade bir muammadır.

Bu başlık 2004’te, o zamanlar Türkiye’nin ilk e-dergilerinden biri olan dergimiz İzinsiz Gösteri’de yayımladığım bir yazının başlığı. Anday’ın şiirindeki gibi ‘çaresiz geliyor aklıma’.

Aradan 16 yıl geçmiş. Ne üzücü ki hâlâ insanımızı ölüm orucuna mecbur kılan bir sistemdeyiz. Yine ne yazık ki aynı başlık altında başka bir yazı yazmak zorunda kalıyorum, ‘apansız aklıma geldikçe’.

Siz açlıktan ölmediniz, ben de ölmedim. Bunu düşünmedik bile. “Kurt gibi, köpek gibi açım, ölüyorum açlıktan” deyip yemeğe saldırdığımız çok olmuştur. Hepsi birer şaka niyetinedir. Bu ülkede yemekler güzeldir, çeşitlidir, sokakta iki kuruşa nohut-pilav yemek bile zevklidir.

Yüksek doz kemoterapilerde ağzım, nefes borum, midem çok zarar gördü, günler boyu yemedim, içmedim, ölümü düşündüm, içimde hissettim, ama açlıktan ölmeyi değil. Bunu düşünmek kolay değil, hele ki, o çarpıcı romanın çarpıcı adı gibi ‘ölmeye yatmak.’

Açlıktan ölen Afrikalıları gördük, çikolatamızı yerken onların yoksulluktan, parasızlıktan, öldüğünü sandık, çocukların tenya dolu şişkin göbeklerini anlayamadık, oysaki yediğimiz çikolatanın kakaosu onların topraklarında üretiliyordu, büyük sermayenin yerli işbirlikçilerle işgal ettiği, monokültür uygulayarak çölleştirdiği topraklar artık halkı besleyemeyince başlamıştı açlık.

Biz ton balıklı salatamızı yerken medyada okuduğumuz, gördüğümüz o Somalili korsanlar bir zamanlar balıkçıydı, denizlerine işgalciler balık çiftlikleri kurunca korsanlığa başlamışlardı. Sahi bu durumda kimden yanasınız?

Açlık kelimesi bile ürkütücü değil mi, bu nedenle, paket paket makarna bile olsa herkes dolaplarını doldurdu, yoksa malum kan şekeri düşer, el ayak tutmaz olur, maazallah dengeniz bozulur, elinizdeki silah ateş alır…

Bakın Müslümanlar için oruç ayındayız, oysa oruç sadece aç kalmak değil açken hangi zihin halinde olunduğudur. Bu nedenle, iyilik, saflık, dürüstlük bütün oruçların temelidir, Ortodoksların oruçlarının ilk gününe kathara deftera (temiz pazartesi) denir. Saldırganlık, başkasının acısını görmezden gelme, düşmanlık, hınç değildir oruç. İnandığınız Allah’ı aldatmak hiç değildir.

İbrahim onca gündür ölümü bekliyor. Her geçen gün bedeni eriyor. İbrahim intihar etmiyor, ölümü seçmiyor, tam tersi, yaşamı seçiyor. Yaşamı seçebilmesi için bu yola girme paradoksu ortada. Maalesef.

Siz hiç cinayet işlediniz mi?

Sorularımla biraz sıktım sizi, özür dilerim ama bazı konuları deşmeden, biraz rahatsız olmadan da olmuyor işte.

Ben, hiç cinayet işlemedim, bir kere tanık oldum.

Çocuktum. Kasabadaydık. Halamın özenle yetiştirdiği dana kurban bayramında kesilecekti. Halam ağlıyor, erkeklerse avcı dönemden kalma içgüdüleriyle hayvanı kesme arzusuyla çeşitli yöntemler deniyorlar fakat hayvan yanına kimseyi yaklaştırmıyor, tüm yaşamsal güdüsüyle kendini korumaya çalışıyordu. “Boynunu büküp kendimi sizin tanrınıza adıyorum ve ağız tadınız için feda ediyorum,” demiyordu. Bir süre sonra erkekler başaramadı, konunun ehli bir kasap elinde uzunca bir iple geldi ve ipi hayvanın bacaklarından doladı, yavaş yavaş çekerek, onu kıskaca aldı. Yaşam şansı kalmamıştı dananın, sonunda da kasap darbeyi vurdu.

Çiftçinin toprağını, balıkçının denizini, müzisyenin sahnesini, yazarın kalemini elinden alırsanız onları açlığa mahkum edersiniz. Aklımda kalan birkaç sözle bitiriyorum: Türküler yasalardan daha kalıcıdır, daha güçlüdür. Türküler kimse ülke onundur.

İbrahim yaşamalı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,152BeğenenlerBeğen
17,017TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol