Gazete REDŞiddetin Başı, Sonu, Ucu

Şiddetin Başı, Sonu, Ucu

Can çekişirken olmayan nefeslerimizle birbirimize suni teneffüs yaptırıyoruz…

  • BORA ERCAN

Martıların en yorgun, sessiz olduğu vakitte gözlerimi açtım. Bir gece önce, şiddetten korunmak adına kendime koyduğum yatmadan önce sosyal medyaya bakmama kuralını bilmem kaçıncı kez çiğnemiştim.

Yazılanları uzun uzun okumasam da, bunların ülkenin rutini olduğunu bilsem de kaçınılmaz bir şekilde bilincim, önbilincim, bilinçdışım başta olmak üzere tüm varlığım altüst olmuştu.

Uykusuzluk kabus görmeye en iyi tepkiydi ama şiddet atmosferi uyanıkken de bir o kadar etkiliydi. Gündüzdüşleri gibi kulağa hoş gelen bir söylem gündüzkabuslarına dönüşüyordu.

Bir kadın daha öldürüldü.

Kadınların öldürülmesini protesto eden kadınlar dövüldü.

Bir gün önce de Suruç’ta öldürülen gençleri ana gençler dövülmüştü, gözaltına alınmıştı.

Neredeyse gündelik yaşamın içinde bir ayrıntı bile değildi bunlar. İktidar, onlarca yıldır elindeki tüm gücü insanların hissizleşmesine vermişti, bunu büyük bir ölçüde başarmıştı, mikro iktidar diyebileceğimiz o ‘kutsal’ aile kurumunda başlayarak…

Bu hissizleşme en azından resmi düzlemde gerçekleşmişti. Başkasının çığlığına sağır, acısına kördü yetkililer, biz yetkisizlerinse bir birey olarak yapabilecek olduğu Barış Bıçakçı’nın o güzelim roman adına gibi ‘Bizim Büyük Çaresizliğimiz’le devletin sopasını kafamıza yemek! Masa başına geçip bunları karalamak… Bir de seçimden seçime gidip oy vermek.

Ölüm ve coğrafya ilişkisi üzerine bir yazı yazmıştım, neredeyse yirmi yıl oluyor. Ege’de, Akdeniz’de batan mülteci tekneleri hakkındaydı. Coğrafya sadece yaşamımızı belirlemez, ölümümüzü de belirler. Coğrafyaya fiziksel oluşumlar, sınırlar olarak bakmayalım, kendi kültür coğrafyamızı da belirliyoruz. Maalesef işte öle, dövüle, boğula, dövüşe bu iklimi kuruyoruz.

Can çekişirken olmayan nefeslerimizle birbirimize suni teneffüs yaptırıyoruz.

Ölüm ve coğrafya sadece Ege’de değil, Van gölünde de. Günlerdir mültecilerin cansız bedenleri toplanıyor suyun dibinden, dalgaların arasından. Her gün. Çoluk, çocuk, kadın…

Ne yapabiliriz? Bir şey yapamıyoruz. Bizim sadece klavyemiz var. Tuşlara serçe basmaktan nasırlaşmış parmaklarımız.

Meclis var bir de. Muhalefet mesela. Her birine kulaklık hediye etmeli. Zira ağır kemoterapiler işitme duyuma zarar verdi. Dolayısıyla kulaklık kullanmaya başladım. Bu sefer de her şeyi fazlasıyla duyuyorum. Yani seçtiğimiz, seçtikten sonra da ellerim kırılsaydı da oy vermesiydim dediğimiz partiler, vekiller… gerçekten kulakları sağır. İki saçma twit atarak bir bok yaptıklarını sanıyorlar! Kardeşim vekilsin, daha ne?!

Peki bu toplumun erkeklerinin kolektif bilinçdışında ne var? Nasıl bir görsel kültürde yetişiyoruz? Öldürülen ve öldürenin fotoğraflarının böylesine sergilenmesi pornografik değil mi? Mahremiyetin ayakların altında olduğu bir çağ bu! Onların fotoğraflarıyla birlikte Hürriyet ve türevlerinin ünlülerin instagramlarından aldıkları deniz, güneş fotoğrafları gazetelerde yan yana, art arda, üst üste.

Zaten yarım yamalak olan gerçeklik algısının parçalanması. Böyle böyle şiddetin görünür kılınması, meşrulaşması, sistematikleşmesiyle karşı karşıyayız. Zira pornografi, aşırılık demektir ve aşırılık şiddete yöneltir varlığını.

Martılar pencere önüne gelmeye başladılar. Kedilerin mamasında bir parça da onlara. Can Yücel onlara boğazın sokak çocukları derdi. Bu sefer onun için…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,393BeğenenlerBeğen
17,560TakipçilerTakip Et
1,390AboneAbone Ol