Gazete RED‘Şeriat’a giden en önemli kale

‘Şeriat’a giden en önemli kale

Günlerdir, “Türkiye’ye şeriat gelir mi?” tartışmalarına tanık oluyoruz? Tartışmaların fitilini ateşleyen AKP’li Ayhan Oğan’ın sözleri malumun ilanından başka bir şey değildir. Oğan’ın söylediği cümleler zaten fiili olarak uygulanmaktadır. Fakat dillenmesi kamuoyunda tepkilere neden olmuştur.

Örneğin, laiklik ilkesini kaldırmakla, bunu dillendirip “laikliği kaldıracağız” demek arasında bence fark yoktur. AKP tayfasının tepkiler üzerine Oğan’ı yalnız bırakmış gibi görünmesi “dillendirme evladım, daha sırası gelmedi” demenin değişik versiyonudur. Türkiye’ye şeriat gelir mi sorusunun değişiği olarak, “şeriatın gelmesi için daha neler lazım?” diye sorulması zannımca daha uygundur. İran’a geldiği gibi, Afganistan’a geldiği gibi Türkiye’ye de şeriat gelebilir. İstikamet o yöndedir. Ve bununla ilgili RED Dergisi’nde yıllar önce AKP’nin Türkiye’yi Sürüklediği Bataklık: ŞERİAT yazılı kapağını anımsayacaksınız. Ne dediysek, ne yazdıysak, gerçekleşti. Şeriat dediğimiz şey öyle bir gecede gelen bir şey değildir. AKP Genel Başkanı olan zat ne diyordu?

“Hazmede hazmede, hazmettire hazmettire…”

Hakkını yemeyelim, bu benzetmeyi başka bir konu için yapmıştı ama anlayış bu. Ben kafama göre takılırım, istediğimi yaparım, siz ister beğenin ister beğenmeyin, burnumdan aşağı Kasımpaşa.

“Hazmede hazmede, hazmettire hazmettire” yahut “beğenirsiniz, beğenmezsiniz…”

TEK BİR NOKTAYA BAKMAYIN

Yalnızca bir konu üzerinde yapılan değişikliğe göre değenlendirme yapmak yanıltır. 15 yılda yapılan uygulamaların geneline, moda deyimle büyük resme baktığımız takdirde tehlikenin ne denli ortasında olduğumuzu açıkça görmemiz mümkündür. Liyakat yerine dinciliğin referans alınması, eğitimde, sağlıkta, orduda, emniyette “secde gören alın” kriterinin esas alınması, ne idüğü belirsiz, sapık dinci tarikatların devletin kurumlarına yuvalanması gibi uygulamaları görüp, “Türkiye’ye şeriat gelir mi?” tartışması yapmak saflıktır. Beğensek de beğenmesek de bunların tıynetine uygun bir “şeriat” geliyor. Acı ama gerçek budur.

AKP için adım adım kurulacak ya da mevcut sistemi dönüştürüp İslami usulleri referans alan yeni bir sistemin sadece inşası yetmiyor, bu sistemin sürekliliği için de adımlar atılıyor. Bu süreklilik için en önemli ayak gelecek nesiller, yani eğitim sistemidir.

Saray rejimi, kökten dinci karşı devrimin inşasını son hız sürdürüyor ve bunun için ileriye dönük adımlar atarak Suud modeli şeriatçı bir yapıya kavuşmayı hedefliyor. Evrim Teorisi’nin müfredattan çıkarılması, “cihat” kavramının -çıkarılsa da- müfredata alınmak istenmesi, Ukubat ve Muamelat gibi kavramlarının eklenmesi, 15 Temmuz’un sanki bir kurtuluş savaşıymış gibi ağırlıkla yer verilmesi, geneline baktığımızda çağdaş eğitimden ve bilimsellikten uzak ümmetçi, mezhepçi bir zihniyetin çocukların beynine kazınmak istenmesi asıl niyetin ne olduğunun açık bir göstergesidir.

Bu karanlık hedefleri için işe altyapıdan yani çocuklarımızın eğitim ve öğretiminden başlamayı öncelikli planları arasına almışlar. Yaptıkları uzun vadeli bir plan gibi görünse de önümüzdeki 15 seneyi göz önünde bulundurursak kısa bir süre sonra memleketin başında daha neler geleceğini kestirebiliriz.

NEDEN Mİ 15 SENE?

AKP iktidarının müfredatıyla çocuk yetiştirmek memleketin köküne dinamit koymaktır. O eğitimle yetişen bir çocuk 15 sene sonra bu topraklarda IŞİD ceza hukukunu uygulayacak Erdoğan’ın “altın nesil”i olacaktır. Saray rejimi, kirli amaçları için ülkemizin ve çocuklarımızın geleceğini ateşe atmaktan çekinmemektedir. Çocuklarımız ve ülkemiz hayattaki en değerli varlıklarımızdır.

Saray rejimi, kendi sivil darbesini yapmış, kendi anayasasını oluşturmuştur. En önemli kale olarak gördüğü eğitim sisteminde yapılacak düzenlemeler ise kuracakları şeriatçı sistemin sürekliliği açısından önem arzetmektedir. Bunun için müfredatta yapılan/yapılacak değişiklikler iktidardaki IŞİD ideolojisinin bitirici vuruşu olacaktır. Bu değişikliklere şimdi itiraz etmezsek 15 sene sonra hiç edemeyeceğimiz, itiraz ettiğimiz takdirde ‘şeriat hukuku’na göre muamele göreceğimiz unutulmamalıdır. Türkiye, IŞİD ideolojisinin kurtarılmış bölgesi haline dönüştürülmek istenmektedir.

Görüldüğü gibi Oğan’ın kullandığı cümleler, fiili olarak zaten uygulanmaktadır. Dillendirilmesi kabahat, uygulanması kendilerince vazife olan AKP karşı devriminin planlı, programlı işleridir bunlar.

YA BİTİRECEĞİZ YA BİTECEĞİZ!

STK’ların, sendikaların, siyasi partilerin, baroların memleketini seven, çocuklarının geleceğini düşünen her meslek grubundan insanların hiç vakit kaybetmeden, hem de aradaki siyasi düşünce farklılıklarını gözetmeksizin, fraksiyonlar arasındaki düşünce farklılıklarını gözetmeksizin bir araya gelip ortak bir tepki vermesi, bu eğitim sistemine ve saray rejimine karşı çıkması şarttır. Bu tepki, sadece bir siyasi partinin, bir STK’nın veya bir sendikanın organizasyonuna bırakılamayacak kadar önemli ve bir o kadar da hayatidir.

Eğitim sisteminin dincileşmesi AKP’nin bitirici vuruşudur. Ya hep birlikte biteceğiz, ya da hep birlikte bitireceğiz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,821BeğenenlerBeğen
17,104TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol