Sedat Peker’in karın ağrısı

Balkanlar’da sahte kimlikle turlayan Caz Sedat namlı Sedat Peker’in konuşmaya başlaması, devletin içindeki bütün pis isimleri bir kez daha teşhir ediyor.

  • ÖZGÜR TOPSAKAL

Firarda olan suç örgütü lideri Sedat Peker’in son yayınladığı video, yaşananlara “çürüme’’ demenin bile hafif kalacağı cinsten.

Anlattığı şeyler, memleket gündemini takip edenler için malumun ilanı niteliği taşırken ilk defa bu kadar açıktan kılıçların çekildiği, kendi aralarında tehditlerin havada uçuştuğu bir meseleye tanık oluyoruz.

Temelinde, “Ben sizin için suçlar işledim, sizler beni oyun dışına ittiniz” denilerek suç ortaklarına tehditlerin yer aldığı yaklaşık 40 dakikalık videoda anlatılanlar daha çok konuşulacak gibi görünüyor.

Kavga kimler arasında ve ne zaman başladı sorusunun yanıtına geçmeden önce belirtmekte fayda var, birlikte suç işleyenlerden bir taraf diğerine kötülük yaparsa suç ortağı tarafından sırları ortaya dökülmekle tehdit edilir. Amiyane tabirle birbirlerini satarlar.

Mafyasıyla, siyasetçisiyle Türk sağının karakteristik bir özelliğidir bu. Hatırlarsanız, Davutoğlu da Erdoğan’a, “İki seçim arası neler olduğunu bir anlatırsam…” diyerek “bir şeyler” ima etmişti.

En son Babacan, 128 Milyar dolar meselesinde, “Siz açıklamazsanız, ben açıklarım” deyip Erdoğan’a mesaj yollayarak partisine karşı olası bir engellemenin yolunu bu şekilde kapatmıştı.

Sedat Peker mevzusuna dönersek…

Kavganın sebebini anlayabilmek için biraz geriye gitmemiz gerekecek. MHP’nin AKP’ye saydırdığı dönemlerde (2013) Peker sahneye çıkarıldı. Ve kendileri bir anda, Sudan, Katar ve Balkanları içine alan bir silah ticaretinde kilit rol oynayan bir isim haline getirildi. Doğal olarak Peker, bu işlerden devasa paralar kazandı.

Katar finansörlüğünde Sudan’da üretilen silahların Balkanlara Peker marifetiyle yollandığı yıllar, Erdoğan’la Ömer el Beşir arasından su sızmamasıyla hafızalarda. Katar aşkı zaten dillere destan. Böyle karanlık ilişkiler ağının ortasında bir mafya lideriydi Peker.

Öte yandan, gün geldi Peker’e başka bir görev biçildi. İktidar tarafından Suriye’deki cihatçı teröristlere silah ve mühimmat yollandığı belgelenen MİT TIR’ları haberinin yayımlanması, Erdoğan’ın uzun süre başını ağrıtmıştı, hatta ileride uluslararası mahkemelerde yargılanmasına sebep olacak cinsten bir suçtu.

Meselenin ulusal ve uluslararası kamuoyunda yayılması, AKP iktidarını Suriye’de bu sebepten taşeron kullanmanın daha yerinde olacağı fikrine itti. Maşa varken ateşi elle tutmanın anlamı yoktu.

Artık Suriye’ye yollanan silah, mühimmat, cip, çelik yelek vs. MİT üzerinden değil Peker üzerinden yollanmaya başladı. (Tabii yine devlet kurumları organizatörlüğünde.)

Araya para konusu girince kavganın fitili de ateşlendi ve olaylar birbirini izledi… Şöyle:

Cezaevinde kesinleşmiş hapis cezasını çekmekte olan Alaattin Çakıcı, kamuoyunda yer alan Bahçeli ziyaretinin ardından 2018’de Erdoğan’a hitaben bir mektup yazar. Mektupta, taşeronluk işinin Peker’e verilmesinde rol oynadığını düşündüğü Süleyman Soylu için çok ağır ifadeler yer alır. “Ülkücülerin devletin sigortası ve mihenk taşı” olduğunu belirttiği mektubunda Soylu’dan, “Çetelerle çalışan Trabzonlu, çirkin ve kel, sana gündüz imam gece papaz diyen Süleyman efendi” diye bahseder.

Özetle, “Peker’i değil beni kullanın” anlamına gelen mektuptan sonra küçük ortak Bahçeli’nin de çabaları sonuç verdi, Çakıcı tahliye edildi. Ancak Suriye’de dengelerin değişmesi vatansever (!) Çakıcı ve MHP tayfasının hevesini kursağında bırakmaya yetti. En küçük bir eleştiriye bile tehditler savurup davalar açan Soylu’nun, Çakıcı’nın ağır hakaretler içeren mektubuna sessiz kalması dikkat çeken başka bir husustur.

Peker -MHP ve Çakıcı’nın da bastırmasıyla- misyonunu tamamlar ve tasfiye edilmesi gerekmektedir. Öküz ölmüş, ortaklık bitmiştir. Tasfiyesinde rol oynayan kişiler olan Mehmet Ağar ve pelikanın hamisi Berat Albayrak’ı mafya raconunda kullanılan “suskunluk yasasını” (omerta) bozmakla suçlayıp, bildiklerini anlatacağı tehdidini savurması esasında şaşılacak bir olay değildir.

Öte yandan, pelikanist Albayrak ve Bakan Soylu arasındaki kavga, senin mafyan-benim mafyam savaşının resmidir. Ağar hakkında anlatılanlar ise bu ülkenin devrimcilerinin bilmediği meseleler değildir.

Yaşananlar özetle bu şekildedir, Peker’in videosunun içeriği ayrı bir yazının konusudur.

Son Haberler