Gazete REDSebep ‘Af’ yazısı mı?

Sebep ‘Af’ yazısı mı?

Milliyet yazarı Gökçer Tahincioğlu, aniden gazeteden ayrıldığını açıkladı. Ayrılık yazısını ise gazetede değil, kendine ait ‘blog’da yayınladı. Tahincioğlu, geçtiğimiz hafta yazdığı ‘Af’ konulu yazısıyla dikkat çekmişti.

Talimatla Demirören Holding’e devredilen ve iktidarın dümen suyuna giren Milliyet Gazetesi yönetimi, iktidara ve küçük yardakçısı MHP’ye en ufak eleştiriye tahammül göstermiyor. MHP’nin Meclis’e getirmeyi planladığı Af Yasa Tasarısı ile ilgili son derece şahsi ve fakat çok etkili bir yazı kaleme alan Gökçer Tahincioğlu, bu kuralı bozdu.

Bugün “kendi isteğiyle” Milliyet’ten ayrıldığını belirten Tahincioğlu, gazetecilik mesleğine Milliyet’te başlamış ve 22 yıl boyunca bu gazeteye emek vermişti. Bu “ani” ayrılığın çok da “kendi isteğiyle” olmadığını düşünmemiz için epey sebep var. İşte Gökçer Tahincioğlu’nun çok ses getiren o yazısı:

Henüz 30 yaşındaydı.

Doktoraya başlamış, birkaç yıl önce kadro almış, evlenmişti.

Aşktan kıymetli bir aşk halinin var olması, biriktire biriktire kurulan o yaşama verilen emekten.

O, bir de anne olmayı hayal etti, bir yandan biriktirdiklerine sevinirken.

Oğlu doğdu, izne ayrıldı.

3 ay ne çabuk geçmişti ve nasıl olup da sıkılmaya bile vakti kalmıyordu.

O sabah, eşi işe gittikten sonra oğlunu emzirdi, yanına uzandı, o uyurken biraz uyumak istedi.

Eve girmeyi günler öncesinden planlayan iki hırsızdan habersizdi.

O iki hırsız, gasp ve hırsızlıktan daha önce cezaevine girmişlerdi.

Onlarca sabıkaları vardı.

Cezaevinde tanışmış, birkaç ayda tahliye olmuş, yakındaki bir eve yerleşmiş, bir bebeğin olduğunu anladıkları o evi gözlerine kestirmişlerdi.

***

O genç anne, eve giren iki hırsız tarafından üç beş tane çeyrek altın için öldürüldü.

Bir nefes, bir koku, bir sokuluş arayan ve muhtemelen çok acıkan bebeği, saatlerce annesinin yanında ağladı.

2005 yılının bir bahar ayında 58 yerinden bıçaklanarak öldürülen, kafatasında çatlaklarla 3 aylık bebeğinin yanında kanlar içinde bırakılan o kadın, benim ablamdı.

***

Kamusal alanda hiç paylaşmadığım bu olayı, kişisel olarak bu sistemin mağdurlar ya da suçlular için pozitif bir sonuç üreteceğine inanmasam da suçtan zarar görmüş anneler, babalar, kardeşler, çocuklar adına borç olarak aktarıyorum.

Ve Cumhurbaşkanlığı’na, iktidara, muhalefete seslenmeyi de borç biliyorum.

Yüksek siyaset gereği, “tartıştığınız” “ceza indirimi” ya da “af”, katilleri kendi imkânları ve işini samimiyetle yapan birkaç polis-savcı sayesinde bulan, 8 yıl duruşma kovalayan, kanıtları toplayan, yargıyla boğuşan insanlara ve benzer durumdakilere sadece acı ve “adaletsizlik” hissi veriyor.

“Kader mahkûmu” dediğiniz insanlar yanlışlıkla suç işlemiş değiller.

Büyük bölümü, değiştirilmek istenmeyen, suç ve suçlu üretip, bir de onları sistematik olarak cezadan kurtaran bir düzenin ürünü.

Ve bu kişiler yeni suçlar işlemeleri için yeniden salınacaklar.

***

Cezaevleri çok mu dolu?

Bir slogan, imza, mesaj, itiraz, açıklama nedeniyle hapsedilenleri bırakın.

Düşüncesi nedeniyle tutuklananları.

Kaderine razı olmayanları.

Mafyaya haraç vermemek için direnen ve polisten yardım göremeyince iş yerini basan silahlı adamlara karşı koyarken yanlışlıkla başkasına zarar verdiği için yatan mağdur insanları bırakın.

İşkence görüp, yine dayağa maruz kalırken, kendini savunmak için o erkeği öldürmek zorunda kalan mağdurları.

Kurtlu yemeklere, tahtakurusundan yataklara tahammül etmeyenleri.

Hırsızlığı meslek edinmeyen ama doymak ya da doyurmak için bir ekmek çalanları.

Bir komisyon kurulur, mağduriyet nedeniyle ceza yatanların dosyaları belirlenip tasnif edilir ve onlardan özür dilenir, zor değil.

Adaletsizliği tanımak güç değil, yargı da isterse halleder.

İpucu verelim; ne mafya, ne uyuşturucu satıcıları, ne gasp sanıkları bu kapsamda değiller.

***

“Katillere af getirmiyoruz” demekle olmuyor, olaylar da farklı, insanlar da.

Bizim dosyamızda katillerden biri delil yetersizliğinden gasptan ceza alıp 3-5 yıl yatıp çıktı, diğeri cinayetin yanında bir de hırsızlıktan mahkûm oldu.

Ayırt edin ceza maddeleriyle ayırt edebiliyorsanız.

Edemezsiniz.

Ama zaten işlemeyen yargıya güvenip de yıllarını hakkını aramak için vermiş, yaşamları çalınmış insanları mağdur edenleri affetme, indire indire kuşa çevirdiğiniz cezalarını indirme hakkınız yok.

Ve fark etmez siz affetseniz de…

Biz katilleri, gaspçıları, halkı soyanları, mafyayı, çeteleri, insanları suça itenleri affetmiyoruz.

Hesap verecekler her biri; tüm devirlerde, dört mevsimde ve yedi iklimde.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

23,988BeğenenlerBeğen
16,911TakipçilerTakip Et
1,350AboneAbone Ol