Satılık ülke

Türkiye batıyor. Ama çok fena batıyor. Şimdi emperyalizm için Türkiye’yi ısırıp büyük parçalar koparma zamanıdır.

  • CEM ASLAN

Döviz kurlarının freni patlamış. Cari açıkların, dış borçların freni patlamış. Rezervlerin dibe çakıldığı yetmiyor kumu kazıyor. Borçları çevirmek gerek ama elde avuçta yok.

Faiz oranları dünya birinciliğine oynuyor. Buna rağmen borç bulamıyorlar. “Yatırımcı güveni” sıfır. Kredi notu yerlerde sürünüyor.

Bankalar verdikleri kredileri geri toplayamıyor. Batıkları bilançoları makyajlayarak saklıyorlar.

Enflasyon kurabiye canavarı gibi halkı yiyor. İnanırsan TÜFE yüzde 16. Yoksulun boğazını sıkan gıda fiyatları enflasyonu daha da yüksek. Üstelik TÜFE ve ÜFE arasında 15 puanlık makas oluşmuş. Yani üretici asıl zamları şimdilik ertelemiş. Ya yarına saklıyor ya da iflas açıklayacak.

Kişi başına milli gelir tartışmalı rakamlara göre 2007 – 2008 seviyelerinde duruyor. Hala utanmadan 2023 masalları anlatıyorlar.

İşsizlik gizli işsizlikle birlikte yüzde 30’larda. İş gücüne katılım zaten diplerde. Koca ülkedeki aktif çalışan sayısı 25 milyon.

Üniversite okumak işsizliği ertelemekten başka işe yaramıyor. Gençler umutsuz. Mühendislerin hayali Almanya’da taksici olmak. Herkes kaçma planları yapıyor.

Düşene bir de salgın vurmuş. Dükkanlar kapalı. Alışveriş yok. Esnaf kirasını, elektriğini ödeyemiyor. Salgın yasakları esnafın üstüne çökmüş.

İhracat yaralı. İthal girdileri finanse edemiyor. Pazarlar dış politika yüzünden kaybediliyor. Müteahhitler yurtdışında iş alamıyor. Turizm desen, turistten de umut yok. Herkes Türkiye’ye kapıları bir bir kapatıyor.

Yabancı sermaye çalkantılı siyasi ortamdan, istikrarsızlıktan, keyfi idareden korkuyor. Yatırıma gelmiyor. Gelirse kısa dönemli vurguna geliyor.

Bütçe açıkları uçmuş. Devlette israf diz boyu. Hazretin saraylarını, uçaklarını sayamıyoruz artık. Makam arabaları, korumalar, seyahatler hepsi ceplerimizde birer kara delik. Bizden özveri bekliyorlar ama kendilerinin özveri yapmaya en ufak bir niyeti yok.

Dış politika beceriksizliğinden ülke beş cephede birden düşük yoğunluklu savaş yürütüyor. Her cepheye oluk oluk para akıyor. Fakat sonuç yok. Herkes Türkiye’ye cephe almış.

Yolsuzluk ve savurganlık devletin maliyetlerini katlıyor. İnşaatlar ve tedarikler devlete gerçek değerinden kat kat pahalıya patlıyor. Ortalık gereksiz, geri dönüşsüz, düşüncesiz projelerle dolu. Zarar değil bildiğin iflas hepsi…

Hasta garantili hastaneler, geçiş garantili köprüler, yolcu garantili yollar, havaalanları…Hepsi kambur. Hem bugunü hem geleceği ipotekliyor.

Neye vergi koyacaklarını şaşırdılar. 10 liraya tamah ediyorlar. Karıncanın yuvasına taşıdığı kırıntıya göz koyuyorlar. Ama bizden bu kadar artık. Sıksan da su çıkmaz.

S-400 yaptırımları, Halkbank davası, mal varlığı dosyaları, bulaştıkları insanlık suçları, Suriye’ye giden tırlar, Libya’ya giden gemiler, Ermeni soykırımı…Onca şantaj malzemesi Biden’ın elinde sopa, belinde tabanca gibi bekliyor. Söylencesi bile piyasaları geriyor. Olgusu kim bilir ne yapar.

İsterse tek bir tweet ile doları 10-20 lira arasında dalgalandırabilir. Ecevit’e yapılanların beterini yapabilir. Miloseviç gibi yargılatabilir.

Durumlar böyleyken AKP siyasi ömrünü nasıl uzatacak? Satacak ne kaldı peki elde? Rüşvet olarak verecek ne var?

Montrö mü? Doğu Akdeniz mi? Ege mi? YPG devletini tanımak mı? Lozan mı?

Emperyalizm için Türkiye tavına gelmiştir artık. Türkiye AKP’nin, AKP de emperyalizm elinde rehindir. Şimdi döve döve çok büyük parçalar koparma zamanıdır.

Önceki İçerikTam kapanma

Son Haberler