Gazete REDSaray’ın sicili ve Türkiye’nin referandumlarla imtihanı!

Saray’ın sicili ve Türkiye’nin referandumlarla imtihanı!

17/25 Aralık (2013) davalarının Gülen cemaatinin Erdoğan’a yönelik bir operasyonu olduğu iddiası, ABD New York Güney Bölgesi eski Başsavcısı Preet Bharara’nın olaya el koyması ile çok farklı bir boyut kazanmıştı. Öyle ki, bu dava ile “ABD’nin İran ambargosu”nu delmek üzere kurulan tezgahın siyasi ve ekonomik ayaklarına ilişkin iddiaların yanı sıra “bankacılık dolandırıcılığı” ve “rüşvet” ana başlıklarından oluşan devasa bir uluslararası sorunun pimi çekilip AKP/Saray iktidarının kucağına bırakıldı.

Ocak ayında göreve başlayan Trump, yola Başsavcı Bharara ile devam etmeye karar verdiğinde AKP tayfası gerilmiş, Bharara “kovulduğunda” ise dava çökertilmişcesine sevinmişti. Oysa, ABD yargısında işlerin pek de onların umduğu gibi yürümediği, davanın merkezinde yer alan kurumlardan biri olan Halkbank’ın Uluslararası Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın önceki gün New York’ta göz altına alınması ve hakim karşısına çıkarıldıktan sonra tutuklanması ile ortaya çıktı.

22 Mart 2016’dan beri aynı dava kapsamında tutuklu yargılanan Reza Zarrab için yöneltilen suçlamalardan birinin Halkbank’ın üst düzey yöneticileri ve hükümet görevlilerine dağıttığı milyonlarca dolarlık rüşvet olduğu düşünüldüğünde, durumun AKP/Saray iktidarı açısından da vehameti görülebilir. Zira, bir kamu kuruluşu olan Halkbank, bu tezgahın siyasi iradeye uzanan ayaklarından sadece biridir. TMSF bünyesinde yer alan kimi kurumların da bu tezgahta kullanıldığını, bu işlemlerin ise siyasi iradenin bilgi ve onayı olmaksızın mümkün olamayacağını biliyoruz.

ÇOK KRİTİK TUTUKLAMA

10 Nisan’da tekrar hakim karşısına çıkarılacak olan Atilla’nın, suçlu bulunması halinde “ABD’nin İran ambargosunu delmekten” 20 yıl, “bankacılık dolandırıcılığı” suçlamasından ise 30 yıl ceza alması olası. Ki, dava açıldığında yapılan açıklamalara bakacak olursak, bu suçlamalara temel teşkil edecek olan çok ciddi kanıtlar dava dosyasında mevcut. 17/25 Aralık soruşturmasında gözaltına alınan Reza Zarrab, yapboz tahtasına çevrilen yargı eliyle kısa süre içinde dava düşürülüp serbest bırakıldıktan sonra havuz medyasına çıkıp, gerçekleştirdiği 25 milyar liralık ihracatla cari açığın yüzde 15’ini tek başına kapattığını övünerek anlatırken, rüşvet verdiği iddia edilen bakanlardan Zafer Çağlayan peçeteye yazılmış bir notla kendini savunmaya çalışıyordu!

Saray iktidarının, temelini 2010 referandumuyla atıp “ihtiyaca göre” şekillendirdiği yargı, söz konusu peçeteyi makbul bir delil kabul etti ki kovuşturmaya yer olmadığına hükmettiği bu isimler bırakın ceza almayı, el konulan paraları da faizi ile iade edilerek Türk yargısınca aklandılar!

Mızrak çuvala sığmıyor. Saray iktidarının beklediği gibi sonuçlanan 2010 referandumu ile şekillendirilen, üstüne 17/25 Aralık’tan sonra rektefiye edilip cemaatten arındırılan yargı da sonrasında oluşan günahları tartmaya yetmemiş olmalı ki, şimdi aynı zamanda yargıyı doğrudan Saray’a bağlayacak olan “Başkanlık Sistemi” yeni bir referandumla dizayn edilmeye çalışılıyor. Her şeyin kendi gerçekliğinden kopuk ve ters yüz edilmiş biçimde dayatıldığı, tüm kurumların Saray’a bağlandığı bu mafya düzenine ve OHAL desteği ile zar zor ayakta tutulmaya çalışılan Saray iktidarına 16 Nisan’da Başkanlık referandumu ile meşruiyet kazandırılmaya çalışılıyor.

ABD’de yürütülen davanın Türkiye’deki seyri bile işlerin nasıl kotarılmaya çalışıldığını göstermesi bakımından önemlidir. Başkanlık referandumunun, Erdoğan’ın kişisel kariyer planı çerçevesinde aynı zamanda hakkındaki suçlamalardan ötürü sorgulanamayacağı bir düzen yaratmak üzere halkın önüne konduğunu biliyoruz. ABD yargısının pimini çektiği davayla ilgili gelişmeleri gözlerden uzak tutmak için Saray iktidarı davanın üstüne oturmuş, bu sefer başkanlık referandumunu kotarıp bütün suçlarından kurtulma telaşında!

HER ŞEYE RAĞMEN HAYIR!

“Hayır” çadırında kendisine açıkça “yalancı” diyen Erdoğan’a cevap vermek yerine, Erdoğan’ın çadırda provoke ettiği insanlar tarafından incitilmiş olma ihtimalini dert edinen Kılıçdaroğlu’na, iktidarın har vurup harman savurduğu devlet olanaklarına, muhaliflere uygulanan ağır baskılara rağmen çekirgenin bu sefer ne kadar sıçrayabileceğini göreceğiz!

Referandumdan çıkacak bir “Hayır”, “Millet için Evet” yalanını boşa çıkaracak, Erdoğan’ın sicili bozuk Saray iktidarına giydirmeye çalıştığı o meşruiyet kılıfını yırtacak ve bu aşağılık düzenin yıkımını tetikleyecek ilk ağır darbedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,818BeğenenlerBeğen
17,097TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol