“Sanırım enfekte oldum…”

Koronavirüs günlerinde Acil Servis’te yaşadıklarını günce gibi yazan doktor yine yazdı… Büyük ihtimalle kendisi de virüse yakalandı… “Bize artık test-mest lazım değil” diyor… Ve daha pek çok şey anlatıyor…

RED Özel – Dün saat 8.00 de aldım acil nöbetini. Artık vaka sayısını hiç takmıyoruz. Ne yapacağımızı hastane olarak da ekip olarak da çok iyi biliyoruz.

112 bir sürü vaka getiriyor. Yağdırıyor demek daha doğru. İzole odaya alınıyor. Vitalleri alınıyor, muayenesi yapılıyor. Kan gazı, hemogram biokimyasi alınıyor.

X ray şüpheli ise düşük doz Torax BT’ye (Bilgisayarlı Tomografi) gönderiyoruz. Şıp diye çıkıyor ortaya.

Hızlı kit-mit yok. Bize dağıtılmadı.

Serviste enfeksiyon hemşiresi İlçe Sağlık’tan sürüntü çubukları istiyor, test yapılıyor, dört gün sonra sonucu çıkıyor.

Hani anlatmıştım, 38 saat acilde baktığımız hasta vardı, sonra zorlukla transfer etmiştik. Pazar günü. Ve eks olmuştu.

Bugün saat 15.00 gibi İlçe Sağlık aradı, “Size sonucu göndereceğiz, mail adresinize” dedi. Dedim, “Artık gerek yok, hasta dün eks oldu…” Pozitif geldi sonuç. Allah rahmet eylesin.

Açıklanan vaka sayısına takılmayın diyorum. Dört gün geriden geliyor olmalı.

Test-mest, vaka sayısı hiç önemli değil. BT (Bilgisayarlı Tomografi) ile biz koyabiliyoruz tanıyı.

Bir haftada olan gelişme: Yukarıda bir servis açıldı an itibarı ile, 17 vaka yatıyor, 6’sını dün ben yatırdım. Aşağıda da Yoğun Bakım’da yataklar ayırdık. Yoğun Bakım ihtiyacı olanları oraya alıyoruz. Hepsi olası vaka.

Nasıl olası? (BT ile kuvvetli olası)

Ben ön cephede cebelleşmeyen hekimlerin, hemşirelerin paniğini ve, “Aman ben de oldum mu ki acaba?” demelerini anlamıyorum ve zırt pırt çekingen şekilde gelip kendilerine test yaptırmak istemeleri ile uğraşmak da istemiyorum. Harbi, vermesinler bize kit-mit.

Hala kızı Zehra’nın nişanlısının asker arkadaşı bile getirilecek test yapın diye. Tamam, baktık pozitif geldi diyelim, semptom yok. Ne fark edecek? O testler
gerçek hastanın temaslılarını taramak ve izolasyonunu sağlamak için kullanılmalı ki bulaş kesilsin.

Sistemde yukarıda serviste yatan ve aşağıda Yoğun Bakım’da yatan hastanın doğrulanan pozitif gelen sonucu yok. Yattıktan 4 gün sonra gelecek. Televizyonda açıklanan rakamlarda kesin sayılmıyorlardır ama vaka mı? Vaka…

Bence kimse daha neyle karşı karşıya olduğumuzu anlamadı. Dün sabaha kadar ben de anlamamıştım.

Sanırım enfekte oldum. Dün panikledim. Deli bir myalji vardı. Eklem ağrılarım vardı dirsek ve dizimde. Bir hasta anlatıyordu sosyal medyada daha önce şikayetiniz olan eklemlerden başlıyor eklem ağrınız diye. Her ikisinden de daha once şikayetim olmuştu…

Gece anosmi de başladı. Sadece tuzlu tadı alabiliyordum. Monositoz var. WBC normal.
BT çektirdim. Sağ olsun radyolog arkadaşım rahatlattı.

Bugün hâlâ aynı enfektif belirtiler ile hastanedeyim.

İdareye kızıyordum, “Acil’deki ekibe test yapmadınız, planlamadınız,” diye.

Bugünkü bilinç sıçramasından sonra artık ona da kızmıyorum.

Fransa’da çalışan bir Türk acil uzmanı doktor hanımın gönderdiği ayrıntılı hazırlanmış ses dosyasını acil servisimizde dinledik. Orada doktorların ne koşullarda çalıştığını dinlemenizi isterdim.

“Ateş gibi, dispne gibi semptom olmazsa doktorlara test-mest bakmıyoruz artık,” diyor o doktor hanim. “Pozitif çıkan da bir hafta gidip dinleniyor sonra gelip tekrar çalışıyor” diyor.

“X-ray’e de bakmıyoruz, direkt düşük doz BT…” diyor.

Orada yaşanan tam felaket tıbbı yani. O yüzden, “Aman bana da test!” diye gelinmesi boşuna iş gücü kaybıdır.

Dünkü nöbette net olarak hasta sayısının arttığını gördüm.

Her seferinde giyin, soyun, maske tak, işkence… Kulaklarım ağrıdı. Myalji devam ediyor, sırtıma karlar yağıyor. İdare koca servis açtı. Bir haftaya o da yetmez gibi geliyor.

Yukarıda iki hastamız kötü olasılıkla bu gece Yoğun Bakım’a indirilir. Birinden daha sürüntü yarın sabah alınacak. Vaka sayısının azlığı, şüpheli ya da olası havuzunda bekleyen hastalardan kaynaklanıyordur. Dedim ya, çok da dert değil. Gelene, “Gelme!” demeyeceğimize göre…

Arada ilgisiz hastalar MI ya da mesane ca’dan kanamalı hastaların durumu riske giriyor. ‘TEMİZ HASTANE’ GEREK.

Onu da sonra anlatırım.

***

Ateş yok, öksürük yok ama bu sırt ağrısı ve myalji iflahımı kesiyor. Bunlar hadi neyse de, şu tat almama olmayaydı keşke. Ne yesem aynı saman tadında. Yıl olmuş 2020, hâlâ semptonlardan istediklerimizi seçemiyoruz! Bir de tıp ilerliyor demezler mi!

Birkaç gün hastanede dinleneceğim.

Aklıma 99 depreminde gönüllü doktor olarak yardıma gittiğimde yaşadıklarım geldi; dün akşam eften-püften nedenlerle gelen hastalardan sonra…

Yalova-Gölcük yolunda arabalar konvoy halinde, bir tekerlek yolun iyice kenarından olmak üzere yavaş yavaş gidiyordu karşılıklı. Her iki şerit iyice sağa yanaştığı için ortada bir arabanın geçeceği boş bir şerit oluşmuştu ambulanslar için. Bir de gençler organize olmuş, ellerinde enkazlardan çıkma masa bacakları ya da kalın sopalar, 50 metre aralıkla bu şeride dizilmişti.

Konvoydan çıkıp uyanıklık yapmaya ve ambulans yolunu tıkamaya kalkan arabaların başına üşüşüyor, cam-çerçeve kafa-göz kırıyorlardı gençler. Herkes de tıpış tıpış kurala uyuyordu. Olağanüstü dönemlerde olağanüstü önlemler ile düzen sağlanır.

“Evinizde kalın”ın nesi anlaşılmadı ki?

İlla masa bacakları ile mi anlatmak lazım evde kalmanın gerekliliğini.

Sevgiler… (İlk yazı için TIKLAYIN)

Son Haberler

Grev 205’inci gününde ama işçiler yalnız!

Yenibosna Yeditepe Tır Garajında faaliyet gösteren Samsun Çorum Nakliyat Ambarı (SONER AYDAR) işçilerinin işverenin sendika düşmanlığına karşı başlattığı grev 205'inci gününde, ancak işçiler yalnız! RED...

Korona testlerinde AKP’lilere kıyak!

Koronavirüs salgınıyla ilgili yeterli önlemleri almamakla eleştirilen AKP iktidarının koronavirüs testlerinde de kendilerine öncelik tanıdıkları iddia ediliyor! RED HABER - İstinye Devlet hastanesi çalışanı...

“Ekonomik refah” can alıyor!

Koronavirüs salgınında gerekli önlemleri almayan ve işçileri köle şartlarnda çalışmaya mecbur eden sermaye düzeni can almaya devam ediyor. İşçi örgütlerine göre Temmuz ayında en...

“Her yer korona, her yer sömürü!”

Koronavirüs salgını sermaye sahiplerinin işçiyi kâr hırsıyla nasıl acımasızca sömürdüğünü her gün açığa çıkarıyor! Vestel, Kumtel ve Dardanel fabrikalarında ölüm ve vakalar artarken işçiler...

Çok insan ölecek

Bugüne kadar yazdığım hemen her şey, sadece kötü senaryo dahilinde gerçekleşiyor ve bu beni çok üzüyor. T. AKMAN İnsana ne düşüneceğini şaşırtan, çok keyifsiz bir...