Sandıktan sırtlan çıkacak!


Alman ırkçıları daha fazla sokağa çıkıyor…

Bu hafta yapılması öngörülen Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri dün itibarıyla İngiltere ve Hollanda’da başladı. Seçimlerin ilk adımının şimdiye kadar çoktan Avrupa Birliği’nden çıkmış olması gereken Büyük Britanya’da başlamasını herhalde İngiliz kara mizahının ilginç bir örneği olarak algılayabiliriz. Benim bu yazıdaki konum bu değil ama. İngiltere’nin AB’yi terk etmesi konusunu geçmişte RED için yazdım. Sahip olduğu potansiyel ama aynı zamanda da tehlike düşünüldüğünde bu konuyu belki daha geniş bir yazıda yeniden ele almak gerektiğini düşünüyorum.

Benim bugün ele almak istediğim konu AP seçimlerinin Almanya ayağı.

İlginç bir şekilde AP seçimleri genellikle pek ciddiye alınmaz. Hatta, bu parlamento için yapılan seçimler parlamentonun kendisinden daha önemlidir dense yanlış olmaz. AP seçimlerini önemli kılan şey bir yandan Avrupa Parlamentosu’nun ciddi bir gücünün olmaması, diğer yandan ise Almanya’da genelde yüzde 5 olan seçim barajının bu seçimde uygulanmamasıdır. Bir yandan seçim barajı olmaması diğer yandan seçilecek parlamentonun zaten pek bir kıymet-i harbiyesi olmaması AP seçimlerinde seçmene matematik hesabı yapmaksızın inandığı partiye oy verme olanağı sunmaktadır. Bu nedenle AP seçimlerinde bir seçim bölgesinde yeterince çok oy alan her parti parlamentoya seçilebilir.

Örneğin Almanya’dan “Hayvanları Koruma Partisi” adlı bir partinin ya da Titanic adlı mizah dergisinin okurları tarafından eğlence olsun diye kurulan “Parti” adlı bir partinin birer milletvekili vardır. Olay her zaman da bu şekilde eğlenceli değildir tabii. Örneğin NPD adlı Nazi olduğunu gizleme gereği duymayan partinin de AP’de bir sandalyesi vardır. Aynı şekilde “Korsanlar” adlı özgür internet savunucularının kurduğu parti de parlamentoda sandalye kazanan partilerden birisidir.

AP seçimleri adeta bir barometre gibidir.

Örneğin federal seçimlerde ya da eyalet seçimlerinde Hristiyan Demokratlara oy veren faşist potansiyeli hesaplamak açısından en güvenilir kaynaklardan birisidir.

Yine oyunun boşa gitmemesi için Sosyal Demokratlara ya da Sol Parti’ye oy veren ama gönlünde daha düzgün bir parti yatan devrimci potansiyeli tartabilmek için de önemli bir veri kaynağıdır.

Aynı şekilde AP seçimleri bütün bu partilerden bıkmış ama kendi kafasında başka bir çözüm de bulamayan, bu nedenle de en azından eğlence olsun diye olmadık bir partiye oy veren mutsuz ama henüz apolitik potansiyeli tahmin etmek için de güvenilir bir kaynaktır. Bu nedenle Almanya’nın önümüzdeki dönemde yapılacak seçimlerinden çıkacak tavşan ya da sırtlanı tahmin edebilmek açısından Pazar gününü ilgiyle bekliyorum.

Gelelim benim kişisel tahminlerime.

Geçtiğimiz 2014 seçimlerinde Merkel’in Hristiyan Demokratları yüzde 35,3 oyla birinci parti olmuş. Bir miktar oy kaybetse bile aynı partinin birinci sırada kalacağını tahmin edebiliriz. Hristiyan Demokratların kaybedecekleri oy oranı, bu partinin tabanında ciddi bir sola kayma olmayacağı için, bir anlamda önümüzdeki ulusal seçimlerde daha sağda yer alan ırkçı ya da faşist partilerin alacakları oy oranı hakkında fikir verecektir. Bu nedenle de Hristiyan Demokratların yüzde 30’un çok altına inmesi yakın gelecekteki bütün seçimlerde ciddi bir tehlikenin de göstergesi olacaktır. Benim kişisel tahminim Hristiyan Demokratların yüzde 27 civarında bir oy alacakları yönünde.

Geçen seçimlerde yüzde 27,3 oranıyla ikinci parti olan Sosyal Demokrat SPD aradan geçen zaman içerisinde tam bir erozyona uğramış olduğu için bu partinin yüzde 15 civarında bir oy oranında kalacağını düşünüyorum. Geçen seçimlerin üçüncüsü olan Yeşiller (o zaman yüzde 10,7 almıştı) benim kendime açıklamakta güçlük çektiğim bir büyüme sürecinde. Bu parti son seçimlerin hemen tamamını ikinci hatta birinci parti olarak kapattı. Ayrıca hemen tamamı yüksek öğrenim gerektiren meslek sahiplerinden oluşan Yeşil taban seçimlere katılmak konusunda diğer partilerin tabanlarına göre çok daha bilinçli davranacaktır. Bu nedenle benim kişisel görüşüm Yeşillerin bu seçimde yüzde 20’yi aşabileceği yönünde.

Sol grupların bir çoğunu bünyesinde barındıran bir çeşit çatı partisi olarak Die Linke’nin geçen seçimdeki oyu yüzde 7,4 olmuştu. Aradan geçen zaman içerisinde bu partinin tabanında da belli bir erime oldu. Ancak tabanı daha politik ve bilinçli bir kitle olduğu için bu erimenin AP seçimlerine çok yansımayacağını, yaklaşık olarak aynı oy oranında kalacağını düşünüyorum.

Son olarak ırkçı AfD’nin durumuna baktığımda, bu partinin geçen seçimlerde yüzde 7,1 oranında oy aldığını görüyorum. Bu seçimde ise bu oranın üzerine Hristiyan Demokratlardan uzaklaşacak olan bir kaç puanlık bir oy potansiyelinin ekleneceğini düşünebiliriz. Ayrıca SPD ve hatta Die Linke’den bile ırkçı duyguları depreşip AfD’ye oy verebilecek aymazların çıkacağını da biliyoruz. AfD’nin bu noktadaki rakibinin “daha solda” yer alan partiler değil ilginç bir şekilde daha sağda yer alan örneğin NPD türünden partiler olduğunu tahmin ediyorum. Normal seçimlerde oyunun boşa gitmemesi için zaten barajın altında kalacak olan NPD’ye oy vermeyen faşist tabanın bu seçimde böyle bir derdi yok. Dolayısı ile bu seçim bu kitleye kurtlarını dökme olanağı da tanıyacaktır.

Seçimlerde sandıktan herhangi bir tavşan çıkacağını düşünüyor değilim. Ancak bu seçim için diyebilirim ki Pazar günü sandıktan belki tavşan değil ama bir sırtlan ya da çakal çıkması olasılığı oldukça büyük.

Göreceğiz…

Bunlar da Almanca konuşan Türk ırkçıları:

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here