Gazete RED‘Sandık’ mı dediniz?!

‘Sandık’ mı dediniz?!


İşte AKP’lilerin son referandumda yüzsüzce gerçekleştirdiği hilelerden sadece biri…

İŞÇİ SÖZÜ Mart Bülteni yayınlandı. Bültende yer alan bir değerlendirme, yeni seçim yasasının ne anlama geldiğini açıkça ortaya koyuyor. Bu değerlendirmeyi aynen yayınlıyoruz:

Siyasi iktidar, muhtemelen kendisinin de bilmediği ya da yeni yeni anladığı cumhurbaşkanlığı sisteminin kendilerine mutlak iktidar sağlamayacağını görünce telaşa kapıldı.

Bu telaş öyle böyle değil. Kendi meşruiyetlerinin alenen sorgulanmasını göze almaları noktasında bir telaş… Varmış gibi görünen burjuva demokratik kırıntılardan bile uzaklaşacak kadar büyük bir telaş…

Tek bir adamın iktidarı için yapılan referandumun sonuçları hiç de istedikleri gibi gelişmiyor ve o iktidarı sağlamak için de yasa dışılığı yasal hale getirecek düzenlemeler yaparak kendilerini güvenceye almaya çalışıyorlar. Referandum sürecinde propaganda ettikleri, ”koalisyonlar son bulacak, ittifaklar olmayacak, güçlü bir iktidar olacak” sloganlarını unutmuş görünüyorlar.

AKP ve MHP’nin “cumhur ittifakı” diye adlandırdıkları ucubeden söz ediyoruz.

Referandumda AKP’ye açık destek veren MHP, İyi Parti’nin kurulmasıyla hızla kan kaybederek baraj altına yuvarlanmıştı. AKP’de tek başına yüzde 50 artı 1’i bulmaktan çok uzaktı. Hal böyle olunca bir şer ittifakı, var olan tüm “demokratik” teamülleri askıya alarak oluştu. Oluşmakla kalmadı bu ittifaka yasal kılıf giydirme süreci de başladı. Hazırlanan tasarı evlere şenlik. Öyle bariz bir aldatmaca içirilmiş ki, o kırıntı demokrasiyi bile tuzla buz ediyor.

Mühürsüz oyları geçerli sayıyor, sandık güvenliğini kaldırıyor. İttifak ve katılan partiler pusulada ayrı ayrı yer alıyor ve her birine vurulan mühür geçerli sayılıyor. İttifaka baraj işlemiyor. İttifak bileşeni bir partinin 0.01 oy almasının bir önemi yok. Bir parti yüzde 10’u geçerse mesele bitiyor. Başka bir parti yüzde 9.99 aldığında hiçbir hakkı olmuyor. Yüzde 0,01 yüzde 9.99’dan büyük diyor pratik. Sandık kurullarını sadece devlet memurları oluşturuyor vs. vs.

Bu tasarının yasalaşmasıyla birlikte Türkiye’de seçim mevta olmuş demektir. Bu yasayla muhalefetin seçim kazanması olası değildir. Bu yasaya göre seçimi kabul eden muhalefetin görevi iktidarın ve tek adamın meşrulaşmasına yapacağı büyük katkıdır. Seçimleri meşru kabul edip bu koşullarda seçime girmek başka bir anlama gelmiyor.

Fakat öyle görünüyor ki AKP’ye bu düzenleme bile yetmiyor. Yetmiyor çünkü düzenlemeye rağmen Cumhurbaşkanı ilk turda seçilemiyor. İşte muhalefete de ittifak kurun baskısının nedeni tam da budur. Muhalefetin böylesi bir oyuna gelmesiyle seçimi ilk turda garantileyeceklerinden eminler. İkinci bir Ekmelettin vakıası yani…

Şimdi tüm bu gelişmeler karşısında işçi sınıfının tavrı ne olmalı?

Bugüne dek burjuva siyasetinde çok fazla etkisi olmayan ve burjuva partilerin kuyruğuna takılmak zorunda kalan işçi sınıfı, yine sınıf tavrı oluşturamadan tek tek işçiler olarak bu oyuna alet mi olacak? Faşizm açık açık kurumsallaşıyor.

Görünen köy kılavuz istemiyor. Burjuva demokrasisinin son kırıntıları da yok ediliyor. Cumhuriyet treni müzeye çekilmek isteniyor. Faşizm açık açık kurumsallaşıyor. OHAL solun, muhalefetin ve sokağın tepesinde “Demokles’in kılıcı” gibi sallanıyor. Devlet ılımlı solcuları bile bünyesine kabul etmeyerek tamamen AKP’leşip, parti-devlet haline geliyor. Sosyal medyada en fazla 5 bin arkadaşına yazıp bunlardan da sadece birkaç yüz kişinin görüp okuduğu yazılar nedeniyle insanlar sorgulanıp tutuklanıyor. Tamamen anayasal hakkını kullanan ve işi için sokakta oturma eylemi yapan insanlar karga tulumba yerlerde sürüklenerek gözaltına alınıyor. Bunlar duyarlı insanlara, muhaliflere ve işçi sınıfına gözdağı değilse nedir?

Hatta yetmiyor, baskıyı ve şiddeti kurumsallaştırmanın yanında bir savaş söylemi ile milliyetçilik tırmandırılarak, Ortadoğu bataklığına saplanmaya yol açan maceralara giriliyor. Yoksul insanlar şehitlik payesi ile avutulurken ülkenin temel direği şeker fabrikaları, emperyalist gıda tekeli Cargil’in isteği ile özelleştirilerek yok ediliyor.

Tımarhaneye kapatılması gereken insanlar uzman pozlarında TV’lerden halkın belli bir kesimine kin, öfke ve küfür saçıyor. Fetva adı altında ne kadar din tüccarı varsa sapıklık teorileri ile gündemi işgal ediyor ve hiçbir kovuşturma ve soruşturmaya uğramıyorlar.

Kısaca ülke bir kesim için cennet olurken diğer kesim için cehennem reva görülüyor. Burjuva muhalefet de işte bu ortamdan kurtuluş için seçimi adres göstererek halkı yanlış yönlendiriyor. Göremedikleri, seçimden sonra kendilerinin tamamen gereksiz hale gelecek olmaları. Tamam, seçimle değiştirin ama bu şartlarda değil. Seçime dair talepleri bile yok. “OHAL kalksın, adil ve demokratik bir seçim için şu şu koşullar gerçekleşsin aksi halde biz yokuz, kendiniz çalar kendiniz oynarsınız ve biz halkın sinesinde siyaset yaparız” kararlılığını gösteremiyorlar.

İşte bu kararlılığı sosyalistler ve işçi sınıfı göstermeli ve burjuva muhalefetini de etkileyerek yanına çekmelidir. Sınıf siyaseti iddiasında bulunan her örgütlenmenin görevi bu olmak durumundadır. Seçime karşı soyut katılma katılmama, boykot vs. bu aşamada çok erken kararlardır ve süreç sonuna kadar zorlanmadan bu kararlar kolaycılıktan başka bir anlam ifade etmez.

Her geçen gün daha da yoksullaşan örgütsüzleşen ve burjuva siyasetin peşine takılarak sorunlarına çözüm arayan işçi sınıfını ikna etmenin yolu dogmaları sürekli tekrarlamaktan değil, somut duruma somut öneriler getirip pratik çözümler sunarak mümkün olabilir. Bu da daha çok sahada, sokakta, fabrikada hiç durmadan, bıkmadan anlatarak gerçekleşecektir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,153BeğenenlerBeğen
17,019TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol