Sanat…

‘Sanatsız kalan bir milletin, hayat damarlarından biri kopmuş demektir.’ Mustafa Kemal Atatürk

Türkiye’de heykel sanatının geldiği noktadan gurur duyuyoruz!..

İlkel dönemlerinde insan türleri, doğada karşılaştığı bir yırtıcıyı, düşman türler ile yapılan bir savaşı veya yağan yağmurun damlalarını, yaşadığı mağaranın duvarına, yahut herhangi bir ağacın gövdesine ya da bir kayanın üzerine çizerken/kazırken, bu yaptığı eylemin sanat olduğunu veya günün birinde olacağının farkında değildi. Belki içgüdüsel olarak, belki bilinçli olarak kendisinden sonrakilere bir şeyler anlatmak istedi. Aynı şekilde bir avlanma ritüelini yerine getiren ilkel atalarımız bu yaptıklarının ileride sanat olacağını hayal dahi etmemişlerdi. Bu örnekleri çoğaltabiliriz…

Birkaç yıl önce bir belgeselde insanın ilkel atalarından olan yanılmıyorsam Homo Erectus canlısı tarafından üzeri zigzag şeklinde çizilmiş bir istiridye kabuğunun bulunması ve buna göre yaş ölçümleri ve bunu niçin yapmış olabileceği konuları üzerine araştırmacılar konuşma yapıyordu. Söz konusu istiridye kabuğu üç milyon yaşına yakındı ve Homo Erectus bunu bilinçli olarak yapmış olabilirdi söylenene göre. İlkel atalarımızın sanat veya estetik anlayışının olup olmadığı konusunda emin değilim. Bu konuları uzmanlar elbette daha iyi bilir.

Sanat olarak adlandırdığımız ifade biçimi bilinçli bir eylemdir. Yani yapılan eylemin sanat olarak kabul edilebilmesi için bilinçli bir varlık tarafından icra edilmiş olması zorunludur. Buradan hareketle duygularımızı, düşüncelerimizi,hayallerimizi, rüyalarımızı insanlar olarak, bilinçli bir şekilde resim, müzik,edebiyat, heykeltıraşlık, sinema vb yöntemlerle ifade edilmesine sanat, aldığı eğitim ve yetenekleri dahilinde sanat ile uğraşan ve eserler ortaya koyan kişilere de sanatçı diyoruz.

Arkeolojik çalışmalar neticesinde ulaşılan tarihi bulgular/eserler,‘modern’ insan türünün avcı-toplayıcı dönemlerinde, duygularını bilinçli eylemleriyle ifadelerinde, doğa ile olan ilişkilerinin ve bu ilişkilerde ‘din’in etkisinin ön planda olduğunu ortaya koyuyor. Zaman içinde üretim ilişkilerinin gelişmesi ile beraber farklı alışkanlıkların ve yaşam biçimlerinin oluşması sanat üretimine ve sanatçıların farklı sanatsal tavırlar göstermesine de yansımış. Aşağıda yer alan sözler, sahiplerinin sanatsal tavırlarını ifade ediyor:

‘Kamunun yararı: İşte sanatın özü temeli budur.» Sanat, «yaşamın kaldıracı»dır.’ -Fréville

‘Gerçek sanatçının görevi; dünyanın maddi güzelliklerini, ahlaksızlığını anlatmak değil, çirkinlikleri eleştirip gerçekleri aydınlatılmış bir biçimde aktarmaktır.’- Tolstoy

Sanatın bugünkü görevi, düzene kaos getirmektir.’ – Adorno

‘Sanatta tüm ortaklıklar, zararlıdır.’ – Johann Heinrich Fussli

‘Sanatın apolitik olması egemenlerle işbirliği yaptığı anlamına gelir.’ – Bertolt Brecht

‘Sanatçı asla muhalif değildir.’ ‘Devletine saygı duymayan, nimetlerinden faydalanmasın.’ – Orhan Gencebay

‘Sanatçının bir ideolojisi olabilir ama hiçbir ideolojiye ait olmamalı.’ Erdal Beşikçioğlu

‘Sonuna kadar Erdoğancıyım. Hatta feriştahıyım’ – Yavuz Bingöl

‘Kimse baskı altında değil. Bilakis fazla özgür.’ – Hülya Koçyiğit

‘Yuh yuh soyanlara!’ – Mahzuni Şerif

‘Ferman padişahın, dağlar bizimdir.’ – Dadaloğlu

Anlaşılacağı üzere halkın sanatçıları, her daim halktan yana tavır koymuş,toplumsal sorunları ve adaletsizlikleri dile getirmiş ve egemenleri rahatsız etmişlerdir.

Sözde sanatçılar her daim egemenlerin kapısına kulluk etme sanatını layıkı ile yerine getirmişlerdir. Tüccar zihniyetli olan bu sanatçılar her devirde saray sofralarında arz-ı endam etmekten hicap duymazlar. Çünkü onlar ne sanat için sanat, ne de halk için sanat yaparlar. Odaklandıkları nesne egemenlerin sofrasından kapacakları kemiktir. Kimisi bir rol kapma telaşındadır, kimisi damadına ihale koparma, kimisi de ‘bağlama’ derdindedir.

ÜLKEMİZDE SANATIN ACIKLI HALİ

“Peki çocuklarımıza hiç göz kulak olmayalım da önlerine çıkan ilk ozandan dinledikleri biçimiyle ilk masalı benimseyip büyüyünce sahip olmaları gerektiğini düşündüğümüz fikirlerin tam zıddı fikirlerin ruhlarına yerleşmesine göz mü yumalım?”

“O zaman bizim öncelikli görevimiz, şu masal anlatıcı ozanlar üzerinde bir denetim kurmak olacak. İyi masallara izin verecek, kötü masalları yasaklayacak bir denetim olmalı bu. Sonra annelere ve dadılara, çocuklara bizim onay verdiğimiz masalları anlattırmalıyız. Böylelikle, çocukların bedeninden daha çok, masallarla onların kafalarını biçimlendirmeliyiz. Bugün anlatılan pek çok masalı eleyeceğiz.”

Büyük filozof Platon sanat ve sanatçının ideal devlet içerisinde nasıl kontrol altına alınması gerektiğinin bir kısmını‘DEVLET’ isimli diyaloğunda yer alan bu cümlelerle ifade etmişti. Platon’un bu fikirleri, geçmişten günümüze birçok devlet adamına ilham verdi. Onlardan biride şu an ‘bu yollarda beraber yürüdüğü’ çetesiyle tepemizde bulunmaktadır. On altı yıllık Tayyip – AKP rejimi tarafından sanatçılar sansürlenmiş, kültür merkezleri yıkılmış, tiyatro salonları avm’ye çevrilmiş, heykeller yıkılmış,tarihi eserlere ucube denmiş, şehir tiyatrolarına tiyatro’nun t’sinden anlamayan yandaş, eş dost tayin edilmiş, kültürel faaliyetlerin önü kesilmiş,toplumun hayat damarlarından biri olan sanat, kopartılarak toplum felce uğratılmıştır. Haramiler düzeni sanatı ve sanatçıyı umursamamış, onun ne kadarlık bir getirisi olacağına odaklanmıştır.

Bu ülkenin işçileri, emekçileri, işsizleri, öğrencileri, köylüsü, gerçek sanatçıları, yazarları, çizerleri, bilumum ezilenleri olarak, radyo programlarında Bilal’in muhteşem İtalyancasıyla şarkı söylemesini istemiyorsak,birilerinin sanat adına halkı aşağılamasını istemiyorsak, aynı gemide olmak istemiyorsak, hatta o gemi içindeki yandaşlarla beraber alabora olsun istiyorsak, sanatı halka geri kazandırmak istiyorsak, içinde bulunduğumuz bu karanlığı yırtmak istiyorsak, ‘haramilerin saltanatına’ karşı birleşik bir mücadeleyi örüp harekete geçmenin zamanı gelip geçmektedir. Kaderimizi tayin etmek kendi ellerimizdedir.

‘Kurtarıcı bekIeyenIere, yazıklar olsun!’ Bertolt Brecht

Son Haberler

Maradona: Devrimci mi, serseri mi?

Sezar’ın hakkını Sezar’a verdiğimiz gibi, Maradona’nın hakkını Maradona’ya vermek ve bu koşullarda, “serseri olduğu gibi devrimciydi de” demek lazım. YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Futbol dünyasından bir...

‘Medeniyet’in rezilliği!

Danimarka milyonlarca vizonu, koronavirüs mutasyonu endişesi ile katletti. Hayvanların cesetleri, gömüldükleri toplu mezardan fırladı!.. RED haber - Danimarka bir vahşet skandalıyla sarsılıyor. Milyonlarca vizon öldürüldü,...

Sıra dünyayı kandırmaya geldi

Türkiye Medrano Sirki'ne döndü. Vaka sayıları bir anda on binlere yükseltildi. Dün dünyayı "vaka yok" diye kandırmaya çalışan AKP iktidarı şimdi "vaka çok" demeye...

Yavru Arınç ‘reisçi’ çıktı

Bülent Arınç’ın AKP İstanbul Milletvekili olan oğlu Ahmet Mücahit Arınç, babasının istifasıyla sonuçlanan kriz sonrası açıklama yaparak, "Benim kabem Tayyip'tir" demeye getirdi... RED haber -...

Jöleli ters köşe!

Eski milli kaleci ve Milli Takımlar Teknik Direktörü Şenol Güneş, iktidar tarafından şımartılan Jöleli Yiğit Bulut'a haddini bildirdi. RED haber - Türkiye A Milli Futbol...