Gazete REDSalgında ilk kurtarılacak!

Salgında ilk kurtarılacak!

“Erdoğan iktidarı için de saray inşaatı, halkın sağlığından önce ‘Salgında ilk kurtarılacak’ kategoridir.”

  • MUSTAFA SEDAT KILIÇ

AKP iktidarı, göz göre göre karaya oturttuğu ülke ekonomisini yüzüyor gösterebilmek için kovayla su taşıyıp deniz seviyesini yükseltmeye çalışıyordu ki, koronavirüs dünyayı sardı. Bütün ülkelerin hazırlıksız yakalandığı salgın, Çin’den ABD’ye kadar tüm uluslararası tedarik zincirini kırıp attı. Dış ticaret ağı yırtıldı.

Kapitalizmin devasa çarkları, kulakları sağır eden büyük bir gıcırtıyla dişlileri sıyırarak sıkışıp yavaşlıyor. Devletler her zamanki gibi, işsiz kalan insanlardan çok banka ve şirketlerin çığlıklarına kulak kabartıyor.

Salgın, ekonomik krizin nedeni değil. Sadece tetikleyicisi. Ayak seslerinden tanıdığımız borç kaynaklı ekonomik kriz, salgınla beraber ortalığı kasıp kavuruyor. Hasar tespit çalışmaları için erken. Henüz o safhada değiliz. Yıkım, gözümüzün önünde tüm şiddetiyle sürüyor. Ne zaman durulacağını kestirebilen yok.

TAM “FİNANSAL AVANTAJLAR” YAKALAYACAKTIK Kİ!..

Bir tek Erdoğan, Çin’in yaşadığı sorunlardan istifade, süreci değerlendirip finansal avantajlar yakalamaktan söz etti. Bunu duyan Merkez Bankası da, önümüzdeki süreçte yüksek büyüme oranları yakalayacağımızı söyledi. Aynen böyle dedi, evet. Yüksek büyüme!

Uluslararası yatırımcıların, kreditörlerin, finans merkezlerinin her an takip ettiği ekonomik göstergeler tepetaklak. Devletler, kendi ölçeklerinde bir dizi önlem paketleri uygulamaya koyarak krizin şiddetini azaltmaya çalışıyor. Piyasalar, bu girişimlere anlık olumlu tepkiler veriyorsa da, bağımsız ekonomistler henüz dibi görmediğimiz konusunda hemfikir. Düşüş sert biçimde devam edecek. Süreç, hemen her ülkede kaçınılmaz olarak devasa iflaslar, devasa işsiz orduları yaratacak.

Üç gösterge önemli; PMI (Purchasing Manager Index), işsizlik verileri ve CDS (Credit Default Swap).

PMI, ülkelerin büyüme eğilimi konusunda fikir veren endeks değeridir. Genel olarak, önde gelen şirketlerin satın alma yöneticilerinin ilgili ay içinde mal ve hizmet satın alma eğilimlerinin yönünü gösterir. Yanı sıra üretim, istihdam, stok ve tedarik süresi verilerini de içerir. Bir önceki ayın değeri 50 olarak baz alınır. 50’nin altı ekonomide daralma, üstü ise büyüme için öncü gösterge sayılır.

Salgın sonrası imalat PMI değerleri; ABD 48.5, Avrupa 44.5, Japonya 44.8, Yunanistan 42.5, Rusya 47.5, Çin 50.1, Küresel 47.6 iken Türkiye PMI 48.1 seviyesinde oluşmuştur. Çin hariç tamamının 50’nin altında oluştuğunu ve çok ciddi küçülmeye işaret ettiğini görüyoruz.

AKP HARİKALAR DİYARINDA…

Her ne kadar iktidar ve ekonomi bürokrasisinden bağımsız olduğu için güvenilir bir veri olarak değerlendirilse de, 1 Nisan’da “Virüsün bu kadar hızlı bulaştığını daha önce bilmiyorduk” diyen Sağlık Bakanı Koca’nın 6 Nisan akşamı “Avrupa ülkeleri içinde tedbirleri en erken alan ülke biziz” açıklamasındaki iyimserliğin Türkiye PMI verisine de sindiğini düşünüyorum. Önümüzdeki ay bu veriye bakarken gözlerinizde hafif yanma ve sulanma olabilir. Zira Goldman Sachs, Türkiye için 2020 daralma tahminini yüzde 0.2’den yüzde -5’e indirdi bile. Bu, yüksek seyreden işsizliğin üzerine gelecek büyük bir dalganın habercisi.

İşsizlik verisi iktidarlar için ciddi bir sosyal tehdit, ekonomik gidişatın yönü açısından da ciddi bir göstergedir.

DAMADIN YAKIN ARKADAŞINDAN ALTIN BİR İŞSİZLİK ORANI!..

ABD hapşırdığında dünya zatürreye yakalandığından, geçen hafta gözler ABD işsizlik verisinde idi. Önceki hafta 3.3 milyon işsizlik başvurusundan sonra geçen hafta bu rakam 6.65 milyon olarak gerçekleşti. İki haftalık toplam işsiz sayısı 10 milyon. Şubat ayında 5.8 milyon işsiz ile yüzde 3.5 olan işsizlik oranı, son iki haftalık veri ile yüzde 10’u buldu.

Bu dönem bütün dünya için ürkütücü sonuçlara gebe olan işsizlik verisi, bizde damadın yakın arkadaşı olan TUİK başkanına emanet. Sağınızdan solunuzdan, komşularınızdan, iş arkadaşlarınızdan duyduklarınıza değil de damadın yakın arkadaşına itimat ettiğiniz an, “tamam, işsizlik var hatta artıyor ama o kadar da değil” dercesine makyajlanmış verilerin albenisiyle o boş umutların içini nasıl dolduracağınız konusunda kendi yaratıcılığınızla baş başa bırakılacaksınız.

Salgından korunma yöntemlerinin bir parçası olarak camilerde başlatılan akşam salâsının, salgın sonrası işsizlikten korunma ve yeni istihdam yaratma yöntemlerinden biri olarak yürürlükte kalması ihtimali güç kazanıyor. Çünkü, 18 yıllık AKP iktidarında ülke kaynakları halen üretime, istihdam yaratacak yatırımlara değil saray inşaatına ayrılıyor. Her nasılsa, şu ekonomik konjonktürde rant iştahını kabartmayı başarabilen Kanal İstanbul’a da kaynak ayırma niyetindeler ancak kaynak yok ve işin şakaya gelmeyecek bir tarafı da o çapta kaynağı bulabilme imkanlarının güçlüğü ve maliyeti. Buna rağmen, iktidarın ranta olan açlığı dinmiyor.

Zaten patlamış olan işsizliğin yarın öbür gün iktidarın boyunu aşacak oranlara yükselecek olması umurlarındaymış gibi görünmüyor diyecektim ki, İçişleri Bakanı’nın bir hamlesi gözlerimizi yaşarttı.

Mesela şu an, bırakın Çin’den 2 liraya kulaklık ithal edip tezgahta 10 liraya satarak voleyi vurma hayalleri kurmayı, yaşınız tutmazsa çıkıp bakkaldan ekmek alamıyorsunuz. Ama İçişleri Bakanımız sağ olsun, yaşı tutmayan çocuk işçilere müsaade etti de, şu salgın günlerinde eve ekmek götürmek için sanayide, fabrikalarda çalışmak zorunda olan çocuklar zabıta korkusundan, saklanma telaşından kurtuldu. İşsizlikle öyle de bir özenle mücadele ediyorlar hani, var olsunlar!

İşsiz kalıp evde ekşi mayalı ekmek yapan biri, elbette üretim ve istihdamın konusu olmaya devam eder. Ancak, tepki verilmemiş olsa maskeyi vatandaşa satmaya kalkacak tıynetteki Saray iktidarı Ahlat’ta üçüncü sarayı yaptırırken, aynı arkadaşımızın ekrandaki bağış kampanyasıyla duygulanıp telefona sarılarak Biz bize yeteriz Türkiyem kampanyasına 10 lira ateşlemesi, karantina günlerinde karavana atış konusudur. O 10 liranın nereye ulaşacağını hiçbir zaman bilemeyeceğinden, mevcut durumu muhakeme kabiliyeti açısından yakın çevresinde ciddi endişelere de yol açabilir. Samimiyetle uyguladığına inandığımız o sosyal mesafeden bile fark edilebilir bir saflık halinin eşlik ettiği değişik bir karikatürdür bu.

ZIRNIK İSTER MİSİNİZ?

İçinde yaşadığı harabeden aradığı Jandarma’nın bankadan çekip getirdiği üç kuruş emekli maaşından 100 lirayı bağış niyetine vermeye kalkan Süleyman Dede’yi tanımayan kalmadı. Dedenin bu tavrı karşısında bir an irkilip yüzü kızaracağına, o 100 liraya tenezzül etmekle kalmayıp bir de duygu sömürüsü ile istismar eden iktidarın şakşakçısı Anadolu Ajansı tarafsız habercilik fiyakası satarken, Twitter’da düzenlenen #ZIRNIKYOK eylemi için bile bedel ödenmiş bir ülke burası. Çürüme beyne, metastaz iliğe dayandı.

Bağışlarla çözülmeye çalışılan kaynak sorunu yeni değil. Kaynak da artık eskisi gibi bol değil. Bir ülkenin kredibilitesi ve borçlanma maliyeti konusunda fikir veren CDS primi, 6 Nisan itibarıyla 667,33’ü gördü. 2008 krizinde görülen 900 bps değerini saymazsak, 2003’den beri ulaşılan en yüksek değer. Bu, kaynak bulunabildiğinde katlanılacak maliyetin ne kadar yüksek olacağını ifade ediyor.

Kurtuluşun ilk adımı olarak IMF boyunduruğuna girmeyi öneren ana akım ekonomistlerin karşısında, ödenmesi imkansız olan borçların ödenmeyeceğinin ilan edilmesi gerektiğini savunan bağımsız ekonomistler ve bunların hepsinin karşısında, polisinden kamu emekçisine, 93 yaşındaki Süleyman Dede’ye varana kadar, işi insanların aylık gelirinden bağış adı altında haraç kesmeye vardıran bir iktidar var.

Erdoğan iktidarı, bitmek bilmez saray aşkıyla “dünyada iman, ahirette mekan” düsturunu “dünyada IBAN, Ahlat’ta mekan” diye büküp, siyasal İslamcı geleneği güncelledi!

İlk ve orta öğrenimden beri hafızamıza işlenmiş bir etiket vardır: Okullardaki, kamu binalarındaki evrak dolaplarının üzerine iliştirilmiş kırmızı etiketlerde, “Yangında ilk kurtarılacak” yazar. Erdoğan iktidarı için de saray inşaatı, halkın sağlığından önce “Salgında ilk kurtarılacak” kategoridir.

Yalnız, sarayların toplumsal yangınlarda, evrak dolabındaki dosyalar gibi taşınarak kurtarılması olası değil. Böyle bir durumda, iktidarın o sarayları kurtarmak için bir planı olmalı!

Demek oluyor ki, halk olarak salgın ve yangın için planı olmayan bir biz kalmışız.

Bu konuya çalışmalı…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,818BeğenenlerBeğen
17,097TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol