Sabah Şerifleriniz Hayrolsun

Saçmalamak garantili sonuç verir. Saçma bir eylem, bir söz öyle yerlere saçılır ki mutlaka bir şeye isabet eder.

  • BORA ERCAN

2020 yılına damgasını vurmuş olan salgın hastalığın en önemli özelliği halihazırda tanımlanamaz olması. Tanımlansa, çözümü de bulunurdu, lakin virüs kendini ele vermiyor bir türlü.

Bu nedenle de dünyanın hakimi gibi görülen ya da kendini dünyanın hakimi sanan karınca beyleri özgül ağırlığı bile olmayan bu virüs karşısında darmadağın.

Dünya çalkalandı, ekonomiler alt üst oldu, ancak bizim sosyal ve ekonomik dertlerimiz dünyanın başka yerleriyle karşılaştırılamayacak kadar karmaşık.

Daha doğrusu, işte o tanıma gelmeyen virüs başka tezahürlerle her an bizim yaşantımızda; belirleyemediğimiz, bu nedenle de sonlandıramadığımız o kadar çok şey var ki, hangisini söylesek diğerleri açıkta kalır.

Başlık birçok belediyenin kutlamalarda havai fişek kullanılmasının yasaklanması üzerine atıldı. Musibet ve nasihat diyalektiği işledi yani. Zar zor da olsa.

Yani onca zaman neden kullanıldı bu havai fişekler, bu hiç sorgulanmadı, özeleştiri yapılmadı, nitekim havai fişekler bu kadar çok kullanıldığı için üretildi.

Bir boğaz köyünde yaşadığım için ne denli çok kullanıldığına tanığım.

Kısacası bu konuda ‘yasaklama’ popülist bir söylem olmaktan öteye pek de gidemiyor, kaldı ki daha neler var böyle, fakat hayatımızın her evresinde olduğu gibi, buna da şükür, yasaklanmasa ne olacak ki, ne yapabileceğiz?

Kanırtaçlı bir hayat bizimkisi de, çekilecek çile değil!

O zaman bu musibet meselesini biraz açalım…

Musibet kök ve anlam olarak, isabet kelimesiyle ilişkili. Bu isabet nişan gözetilerek değil de kaza eseri meydana gelmiş bir isabet.

Yani, havai fişek patlıyor, havada onlarca parçaya ayrılıyor, her bir parça da başka parçalara bölünüyor, renk renk, ışıl ışıl, gecenin karanlığı dumanı örterken çocuklar gibi şen bir gelin alayı başınız kaldırmış izliyor… lakin parçalardan biri o an orada uçmakta olan bir kuşa denk geliyor. Garibim kuş lüks otellerden birindeki o düğünde damadın meze tabağına pattadanak düşüyor.

Normalde uğur için kuşun insanların üzerine sıçması gerekirdi, gelin görün ki, kuşların sayısı azalmış; fişeklerden, avcılardan, kalanlar da kaçmışlar gidebildikleri yere kadar, nihayetinde pek de kuş yok sıçmaya.

O zaman, madem kuş yok, boku yok, ancak kuşun kendisi var, yetmez mi, diyor damat, hem belki de birçok erkek gibi dünyanın çevresinde döndüğünü düşündüğü kendi ‘kuşunun’ ötmesinde yardımcı olur niyetiyle iki gramlık eti mideye indiriyor.

Kısacası saçmalamak garantili sonuç verir. Saçma bir eylem, bir söz öyle yerlere saçılır ki mutlaka bir şeye isabet eder.

İşte güncel politika bunun sayısız örnekleriyle doludur. Fakat dilimiz yaralayıcı, üzücü, kısıtlayıcı olduğu kadar zekidir, kurnazdır, akıllıdır da. İşte bir delinin kuyuya attığı taşı kırk akıllı çıkartamaz. Yani akıl var mantık var, denir ya, işte yok, akıl yok mantık yok. Aklı da mantığı da şeytan aldı götürdü, getirmiyor.

Aklı, mantığı, saçmayı geçelim. Deliler değerliydi eskiden. Bir tür dokunulmazlıkları vardı. Her mahallenin bir ya da birkaç delisi eksik olmazdı. Sevilirlerdi, bugünün televizyon yorumcularından çok daha vicdanlıydılar, derin bir sağduyuları vardı.

Modern Türkiye delileriyle birlikte sağduyusunu da yitirdi. Solduyusu ise pek de gelişememişti. Bu nedenle onun kaybını pek de farkında değil kimse, şimdilik.

Son söze gelirsek. Ne etsek ne eylesek zayi, fakat etmesek eylemesek güneşe ne yüzle bakarız?

Önceki İçerikSudan’a yerleşebilirsiniz
Sonraki İçerikFuhuş için eylem

Son Haberler

“Her yer korona, her yer sömürü!”

Koronavirüs salgını sermaye sahiplerinin işçiyi kâr hırsıyla nasıl acımasızca sömürdüğünü her gün açığa çıkarıyor! Vestel, Kumtel ve Dardanel fabrikalarında ölüm ve vakalar artarken işçiler...

Çok insan ölecek

Bugüne kadar yazdığım hemen her şey, sadece kötü senaryo dahilinde gerçekleşiyor ve bu beni çok üzüyor. T. AKMAN İnsana ne düşüneceğini şaşırtan, çok keyifsiz bir...

Yerli-Yersiz Teknoloji

Bugün dünyada yerli ve milli iddiasında olan pek de bir ülke yok. BORA ERCAN Sayın Teknoloji Bakanı Varank yerli otomobilden sonra yerli kelepçenin de üretilecek...

Elektronik kelepçe gelecek, dertler bitecek!

Tımarhane Cumhuriyet’nde müjdeli haberler hız kesmiyor. Bugün de AKP’nin Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank “milli elektronik kelepçeler geliyor” diyerek halkı coşkuya boğdu! RED –...

Sahiller doldu taştı, “şeffaf Bakan” panikte!

Turizm sektörünü canlandırmak için sınavları ertelemeyerek çocuk ve gençlerin hayatını riske atan iktidarın “şeffaf” Sağlık Bakanı Fahrettin Koca şimde de çıktı; “birinci dalga sahillere...