Gazete REDRemzi’nin unutulmayan tekmesi…

Remzi’nin unutulmayan tekmesi…

1992 yılında Türkiye’de polis tezgahları bir tekmeyle yıkıldı. Bir daha devrimcileri masa önlerine dizip teşhir etmeye cesaret edemediler. Remzi şu aşağılık düzene tekme vurduğu için katledildi ama tüm devrimcilere bir cüret miras bıraktı…

RED yorum – 23 Ekim 1992 günü, bir Tekel deposunu soyduğu iddiasıyla gözaltına alınan ve Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği (TİKB) üyesi oldukları söylenen altı kişi Adana Emniyet Müdürlüğü’nün üçüncü katındaki ‘teşhir salonu’na getirildi.

Getirilenleri, üzerine bol miktarda para, iki otomatik silah, “POLİS” yazısı oluşturacak şekilde dizilmiş yüzlerce mermi ve “çok sayıda örgütsel doküman” konmuş bir masanın önüne dizildiler. Gazeteciler ve kameramanlar oluşturulan mizanseni görüntülüyordu.

Bu bir ‘devlet geleneği’ idi. 12 Eylül askeri darbesi öncesinde başlamıştı. Yakalanan solcular ağır işkence sonucu, kimi başı eğik şekilde, yenilmiş bir görüntü sergileyerek basının önüne çıkarılır, görüntüler alınır, gazetelerde, televizyonlarda yayınlanırdı. Kimi ‘liderler’ dahi diktatörlük döneminde bu görüntüleri vermişti.

O gün Adana’da herkes alışıldık biçimde yerlerini almış, görüntüler alınırken, 30 yaşındaki Remzi Basalak, elleri arkadan kelepçeli olduğu halde, önündeki masayı tekmeledi ve devirdi. O masanın bir düzmece olduğunu, şubede işkence gördüklerini haykırmaya, sloganlar atmaya başladı.

Medya da, polis de şaşakalmıştı. Remzi, o güne kadar alışılmadık olanı yapmış, polis tezgahını bir tekmede dağıtmıştı.

İlk şaşkınlık geçince polis Remzi’yli ve diğerlerini yaka paça sürükleyerek çıkardı. Ve Remzi o gün işkencede katledildi…

Aşağılık işkenceciler, Remzi’nin kendisini kalorifer peteğine asarak intihar ettiği yalanını uydurdu, kalorifer peteği bel hizasına bile gelmiyordu; işkenceci katillerin hiçbiri ceza almadı, göstermelik soruşturma kapatıldı.

Remzi Basalak’ın, neredeyse tüm ülkenin gözleri önünde işkenceyle öldürüldüğü 23 Ekim 1992’de, Başbakan Süleyman Demirel, İçişleri Bakanı DYP’li İsmet Sezgin idi. Mehmet Ağar’dan Necdet Menzir’e, Ünal Erkan’dan Hayri Kozakçıoğlu’na, dolayısıyla Abdullah Çatlı’dan Haluk Kırcı’ya, Sedat Bucak’tan İbrahim Şahin’e, legal ve illegal bir dizi ‘bürokrat’ ve ‘devlet adamı’ başrollerde sahnedeydi.

Remzi onların hepsine atmıştı tekmeyi.

O günden sonra devrimcileri hazır kurulmuş mizansen tezgahların önüne çıkarmaya cesaret edemediler. Çünkü Remzi’nin örneğinin tekrar edileceğini biliyorlardı.

Bugün Remzi Basalak’ı ve bu düzenin tezgahlarına, işkencecilere, bu düzenin sahiplerine vurduğu tekmeyi yeniden ve yeniden hatırlama zamanıdır. Onun örneğini tekrar ederek, korkunun egemen kılındığı bu toplumda egemenlerin karşısına dikilerek mücadele eden madencileri, işçileri, devrimcileri sahiplenme ve Remzi’nin cüretini kuşanma zamanıdır.

Remzi Basalak’ı zihnimize kazıma ve asla unutmama zamanıdır.

Önceki İçerikSaray para emiyor!
Sonraki İçerikAşı sallaması

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,069BeğenenlerBeğen
17,011TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol