Gazete REDRacon Cumhuriyeti

Racon Cumhuriyeti

Memlekette artık her iş raconla yürüyor dostlar. Hukuk yerine en kestirme yöntem racon. Mafya bozuntularının kol gezdiği bir ülkede tersi durum söz konusu olamaz zaten. AKP Genel Başkanı’nın konuşmasından, bu işlerin de bir usulü olduğu, bu usule uyulması gerektiği ve racon işinin de bir silsilesi olduğu anlaşılıyor.

Yani sıradan bir raconcunun, başraconcuyu atlayıp da sağa sola racon kesmesi kabul edilemez bir durumdur. Herkes haddini bilecek. Ha, başraconcu dilerse kendisi adına racon kesme işini vereceği adamları vardır. Mesela bakanlar, AKP Genel Başkanı adına dünyaya racon kesebilir. Söz konusu ülkeler bazı durumlarda madik atsalar da bu alemde işler böyle yürür bilader! Pardon kendimi kaptırdım. Racona ters hareketler anında karşılığını bulur.

Diplomasiymiş, bürokrasiymiş, hak, hukuk, adalet falan fıstıkmış… Meseleyi dallandırıp budaklandırmanın manası var mı? Tek çözüm racon.

Hal böyleyken, bir süre sonra yeni Başkan seçilecek kişiden şöyle bir vaka duyarsanız şaşırmayınız:

“Geçen gün bizim çocukları aldım, gittim A-BE toplantısına. Tabii mekandaki lavuklar bize önce şekil yaptılar filan. Bizim çocuklardan biri bi atarlandı zapt ettik. Dedim ki, sakin olun çocuklar, biz siyasetçiyiz icabında.

Her neyse, başladık toplantıya. Tabii bunlar gavurca bir şeyler konuşuyor, biz mal mal bakıyoruz. Belki de anamıza sövüyorlar anlamıyoruz. Bizim bakanlar kurulunda Arap var. Kapçuk ağızlıdır ama sağlam çocuktur. Mektep medrese görmüş, o biraz çakıyor yabancı lisandan. Abi, dedi, bunlar bizim politikalarımızı eleştiriyor. Hey yavrum hey! Ben politika yapacam da herifler beni eleştirecek öyle mi? Beni eleştirecek adam daha anasından doğmadı bilader, sen kimsin be!

Ben başladım bunların yedi sülalesini eleştirmeye. Harfi harfine çevir, dedim bizim Arap’a. Bunlar mevzuyu çakınca tabii, o sarı suratları kırmızıya kesti yandan çarklıların.

Neymiş efendim, bizi A-BE’ye almayacaklarmış. Oğlum iki dakka delikanlı olun ciğerimi yiyin. Alıyorsanız ‘alıyoruz’ deyin, almıyorsanız da bana caz yapmayın. Bizim Arap çevirdikçe bu dingiller renkten renge giriyor tabii. Dünya liderine el kol hareketleri yapıyorlar. Hemi de bana! O sarı şişgo bi karı var Alamanın, herkesten çok o konuşuyor. Kolundan tuttuğum gibi, Baaak! dedim, Kadın olmasan topuğuna yerdin mermiyi, dedim, fırlattım bunu.

Sonracığıma, orada bulunan iki yamuk üstüme atlamaya yeltenince, Alllaaaaah! diye naraladım. Hemi de bana haaa! Doğduğuna pişman ederim ulan adamı. Davranın bizim oğlanlar, gün bu gündür. Bizim cengaverler atıldı. Ortalık ellialtıya kesti. Eeyy! diye nutuk çekmeye başlıyordum ki ağzımın orta yerine sumsuğu yememle cümle ağzımda kaldı. Sandalyeler mandalyeler havada uçuşuyor. Ne göreyim bizim kapçuk ağızlı Arap eller üstünde geziyor. Çocukların her birini bir yerde kıstırmış Allah ne verdiyse vuruyor gavurun enikleri. Bana mısın demiyor itoğlu itler. Allah sizi inandırsın aradan üç dakka geçmeden bizimkilerin her biri bir yana uzanmış inliyor.

Nedendir beni sona bıraktılar. Medeni insanlar gibi konuşup konuları müzakere ederek çözelim, önerisini yapsam da fayda etmedi.

Sonra bana bunlar bi daldılar ağa, bi daldılar… Yok böyle bi dayak şekli. Cüneyt Arkın filmlerinde paslaşarak dayak atan adamlar gibi beni fırıştak misali bir o yana, bir bu yana paslıyorlar. Fransa vuruyor Avusturya’ya. Avusturya vuruyor, Hollanda’ya. Hollanda vuruyor Almanya’ya. Fransız temsilcisinin bi ara Hollandalı temsilciye fırça attığını yarım yamalak hatırlıyorum.

Siz vuğağak bana göndeğeceksiniz mösyö, lütfen sığayı bozmayın, diyordu. O kadar dayak yemişim ki, aralarında konuştukları yabancı lisanı anlamaya başladım. Bir ara beyaz ışık göründü gözüme. Pamuk geldi aklıma, tövbe bismillah.

Ama bir insan bu kadar dövülmez ki canım. Çok pis dövdüler. Dinlene dinlene dövdüler. Paslaşarak dövdüler.

Avusturya’nın yerden bitme velet bakanı var ya, meğer Zaloğlu Rüstem’miş. Folliğimden geçiyor, üstüme çıkıyor, bi yerde, bi havada atom karınca gibi hayvan evladı. Büyüğe saygı da kalmamış. Hele o kolundan tutup fırlattığım Alaman karısı yok mu, meğer Yedi Bela Hüsnü’ymüş. En çok o vurdu imansızın kızı.

Tarladan patates toplar gibi yerden topladım bizim oğlanları. Yürüyün gidiyoruz, dedim. Avrupa’nın fethi başka zamana inşallah, daha şartlar olgunlaşmamış. O güne kadar sağa sola posta koyan ben…

Anladım ki, el yumruğu yemeyen kendi yumruğunu balyoz sanırmış.

En iyisi memlekete gidip muhalefete racon keseyim, vatandaşın ağzına burnuna doldurayım biber gazını, vurdurayım Amerikan copunu sırtlarına da neşem yerine gelsin.

Ne yapayım gücüm ancak ona yetiyor…”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,815BeğenenlerBeğen
17,090TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol