Gazete REDPortakal, orda kal!

Portakal, orda kal!

Referanduma 1 ay kadar zaman kalmışken memleketteki gündem baş döndürüyor dostlar. Son günlerde çeşitli Avrupa ülkeleri ve tabii ki de Hollanda’yla yaşanan gerginliğin AKP çetesini ‘mağdur’ gösterip ‘evet’ oylarını bir miktar yükselteceği konuşulsa da ben durumun böyle olacağını şahsen düşünmüyorum. Halkımız mağduru sever anlayışına da asla katılmıyorum. Halkımız mağduru sevmiş olsaydı AKP çetesi bugün iktidarda olmazdı emin olun.

Normalinde bir ülkenin bakanının başka bir ülkenin kolluk kuvvetlerince alıkonulup sınır dışı edilmesi utançtır. Diplomatik dilde en ağır hakarettir. Normal memleketlerde bu gibi durumlarda ülke birlik olup, gereken tepkiyi gösterir. Dediğim gibi normalde bu böyledir. Öbür yandan normal bir ülkede bakan, herhangi bir partinin bakanı değil ülkenin bakanıdır ve bir ülkenin bakanı kendisine sunulan imkanları şahsi işleri için kullanamaz. Yurtdışı temsilcilikleri bir ülkenindir, hiçbir partinin bürosu değildir ve orası hiçbir siyasi partinin propaganda işleri için kullanılamaz. Fakat memleket parti devletine döndüğünden dolayıdır ki, Hollanda’yla Türkiye arasındaki kriz esasında Hollanda’yla AKP arasındaki bir krizdir ve mesele asla bir milli mesele değildir. Oraya giden bakanların hiçbiri benim bakanım değildir ve beni temsil ediyor olamazlar. Sözü geçen bu elemanlar, ülkenin bakanı olacakları yerde AKP’nin emir eri olmayı tercih etmişlerdir.

Ve bu yüzden AKP bakanlarının Avrupa köşelerinde itilip kakılması bende en ufak bir rahatsızlık yaratmamıştır dostlar. Hatta savaş suçu işleyen AKP rejimi ve onun yancılarının yargılanıp hak ettikleri cezalara çarptırılmaları gerektiğini en başından beri savunanlardanım.

Kıçı dara gelince Hollanda polisine demokrasi hatırlatması yapan AKP emir erlerinin ‘demokrasi ve insan hakları’ söylemleri hiç de inandırıcı değildir. Mesela Hollanda’dan sınır dışı edilen bakan, memleketin her yerinden yüzlerce insan polis şiddetine uğradığında “Nerede demokrasi?!” diye ortalığı ayağa kaldırsaydı bugün söyledikleri daha ciddiye alınıyor olacaktı. İnsanlar keşke, hukuka, demokrasiye işleri düşmeden önce sahip çıksalar… Neticede herkese lazım olan bir şey değil mi?

Öte yandan, yaşanan krizle ilgili AKP rejimi Hollanda’ya yaptırım uygulayacağını açıkladı ya, neyi yaptıracaklarını merakla bekliyoruz. Artık sarayda portakal bıçaklayıp suyunu mu içerler, Binali Rotterdam Emniyeti’ni arayıp, Dombıra mı dinletir orasını bilemeyiz. Meseleye ‘milli mesele’ muamelesi yapan Kılıçdaroğlu ise Tosun Paşa filminde başına darbe alıp hafızasını yitiren ve “Yaşasın Seferoğulları, Tellioğulları’na ölüm!” diye bağıran, Tellioğulları’nın babasına benzemekte ısrar ediyor, tuhaf oluyor. İlla taraf olmak zorunda mısın güzel abim?!

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

23,989BeğenenlerBeğen
16,915TakipçilerTakip Et
1,350AboneAbone Ol