Gazete REDPardon! Kadınlar hatalıymış!

Pardon! Kadınlar hatalıymış!


Bakınız Zonguldak’ın CHP’li belediyecisi ‘alkol alan kadınlar’ hakkında ne diyor, önce onu dinleyiniz.

“Zonguldak’ta, plajda, iki kadın bira içerken başlarına polislerin üşüşmesi vakasında ‘hatalı’ olan kadınlarmış! Biz ortalığı boşuna telaşa vermişiz, kusura bakmayın…”

Tabii ki böyle şeyler söylemeyeceğiz ama söyleyenler var. Hatta kendini ‘solcu’ diye tanımlayan kimileri bu koronun bir parçası oldu bile!

Neymiş? Plajı kontrolünde bulunduran belediye CHP’li belediyeymiş. (Vali de, konuyla ilgili açıklamasında, nedense, bunu özellikle vurguluyor!) Plajda içki içme yasağı varmış. Zaten kimse plajda içki içilmesini istemezmiş… Zira ‘maganda’lar ‘aile’leri rahatsız edebilirmiş. Ayrıca, ‘plaj görevlisi’ -her kimse-, plajda bira içip güneşlenen kadınları uyarmış, kadınlar da, “Bizim burada bira içmemiz kimseyi alakadar etmez” diyerek büyük bir suç işlemiş!.. Falan…

Birincisi, belediyenin CHP’li ya da Marslı olması bizi ilgilendirmez. CHP’li belediye plajda içki içmeyi yasaklamışsa halt etmiştir. Bir plajda, bira içme yasağı olsun ya da olmasın, iki kadın ellerinde bira olduğu halde oturuyor ve kimseye rahatsızlık vermeden biralarını içiyorsa, onları engellemek kimsenin üzerine vazife değildir. Tam tersine, görevlilerin ve kolluk kuvvetinin üzerine düşen, onların rahatsız edilmesini engellemektir. Zira bu ülkede sorun, bira içerek etrafa rahatsızlık veren kadınlar sorunu değil, kadınların özgür hareket etmesini engelleyen gericilerin varlığı sorunudur.

İkincisi, plajlarda ya da başka umuma açık yerlerde kadınların ya da erkeklerin bira içmesini yasaklamak kimsenin haddi değildir. Tekrar ediyoruz, yasaklayan varsa, halt etmiştir. Kolluk kuvvetleri, içki içip etrafa suç teşkil edecek şekilde sorun çıkaranları önlemekle görevlidir, kimin ne içtiğine karışmakla değil. Kolluk kuvvetlerinin işi budur, zaten tam da bu sebeple hepimizin ödediği paralardan kendilerine maaş verilmektedir.

Üçüncüsü, bu ülkede esas sorun kadınların etrafı rahatsız etmesi değil, “etraf”ın kadınları rahatsız etmesidir. Şort giydiği için kadınların dövüldüğü ve faillerin serbestçe sokakta dolaştığı bir memlekette, sahilde bira içen kadınlara müdahale edilmesi, ikiyüzlü hukuk ve ahlak anlayışının daniskasıdır.

Dördüncüsü, bu iktidar alkole dünyadaki en yüksek vergiyi uygulayıp imamlarına alkol vergisi toplayarak maaş veren bir iktidardır. Sonra da tutup plajda bira içen kadınları topluca aşağılamayı kendine hak bilmektedir. Bu utanmazlıktır. İmamına alkolden aldığın vergiyle maaş ödemediğin gün, tutarlılığa biraz daha yaklaşmışsın demektir. Ayrıca, videoda da görüldüğü üzere, CHP’li belediyenin sözcüsü, herhangi bir kimsenin kumsalda, iki kadının bira içtiği yere 10 metre mesafede, ihaleyle verilmiş restoranda istediği kadar alkol alabileceğini söylemektedir. Sorun, 10 metre ilerideki restorana para verip içmeyen, yanlarında bira getiren kadınların haraç ödememe iradesidir. Bu da CHP’li belediyenin ikiyüzlülüğüdür.

Beşincisi, umuma açık yerde bira içen ‘yalnız kadın’ı hafif meşrep gibi göstermek şeref yoksunluğudur. Evet, kimileri bunu yapmaktadır. ‘Aile’lerin alkole karşı korunması, ‘aile’ olmayanların ‘kutsal aile’ karşısında lanetlenmesi, hele hele ‘aile’ olmayan kadınların farklı bir statü ile değerlendirilmesi de ayrıca bir rezilliktir.

Altıncısı, plajda bira içen kadınları taciz eden kolluk kuvvetleri de, onların tepesindeki iktidar da, bira içen kadınlara polis tacizini bir biçimde meşru görenler de çok iyi biliyor ki, Zonguldak, Türkiye’nin diğer pek çok bölgesi gibi, artık bir uyuşturucu yuvasıdır. Uyuşturucuyu engelleyemeyen, hatta kimi iddialara göre uyuşturucu kullanımını teşvik eden bir devlet ve onun kolluk kuvvetleri, bira içen iki kadına ‘salça olarak’ göz boyamaktadır. İki kadının başında poz veren kolluk kuvvetleri, sıkıysa, Zonguldak’taki uyuşturucu ticaretini engellemeli, ‘bonzai’ ve diğer sentetikler başta olmak üzere uyuşturucu kullanımını durdurmalıdır.

Yedincisi, bu ülkenin İçişleri Bakanı cenaze tacizcileri ile enseye tokat fotoğraf çektirmek yerine işini yapmalıdır. Onun işi, bira içen ya da içmeyen tüm yurttaşların güvenliğini sağlamaktır. Süleyman Soylu, Zonguldak’taki plaj tacizinde sorumluluğu olan Vali ve polisler başta olmak üzere her kimin adı geçiyorsa onlar hakkında soruşturma açmalıdır. Vatandaşı rahatsız eden her kimse, açığa alınmalıdır.

Sonuç: Karakola götürülen iki kadından birinde ‘0’ (sıfır), diğerinde ise 50 promilin altında alkol çıkmıştır. Ha, isterse 500 promil çıksın, bu kimseyi ilgilendirmez ama iki kadın alenen ve resmen taciz edilmiştir, bu herkesi ilgilendirir.

Ve bir daha vurguluyoruz: Bu ülkede en önemli ‘bireysel özgürlük’lerden biri, “kadının sokakta rahatça bulunabilme özgürlüğü”dür. Tek bir kadın bile bu özgürlükten mahrumsa, bu toplumda genel olarak özgürlükten söz etmek mümkün değildir. ‘Bira’ teferruattır, sorun İslamcı ikiyüzlülüğün tüm toplumun hücrelerine kendini yavaş yavaş işletmesi ve kendine ‘muhalif’, ‘solcu’, ‘laik’ diyen tiplerin de buna çanak tutmasıdır.

Kadınların özgürce bira, hoşaf, rakı ya da şerbet içebildiği, kadınların özgürce dans edebildiği, özgürce yüzebildiği bir ülke istiyoruz. Kadınlar özgür değilse, bu ülke bir tımarhanedir!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,155BeğenenlerBeğen
17,031TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol