Özgür bir Suriye’den tarafız

Suriye’de cihatçı manyakların iktidarını mı arzulardınız?

  • CEM ASLAN

Malumunuz, Beşar Esad ile Saray’daki unsur bir zamanlar can ciğer kuzu sarması idi. Sonra ‘Arap Baharı’ geldi. Tahrir Meydanı’nda Mübarek’in 30 yıllık iktidarı bitti…

Kaddafi Hillary Clinton’ın şeytansı kahkahaları eşliğinde linç edildi. Tunus’ta Binali devrildi. Bahreyn’de de benzer taleplerle sokağa çıktı halk ama Suudi tanklarıyla ezilmeleri fazla konu olmadı.

Sıra döndü dolaştı Suriye’ye de geldi. Neoliberal planları uygulayan ve o dönem ABD’nin gülü AKP iktidarıyla pek bir samimi olan Esad yine de emperyalizme güven vermiyordu. İran ile Lübnan’daki Hizbullah arasındaki Şii koridorunu kapatmıyordu. Onu devirme fırsatı çıkmıştı.

Halkın Esad’a haklı tepkisi emperyalizm tarafından manipüle edildi. Suriye ordusunda uzun süre Esad’a hizmet eden kimi isimler ve cihatçı militanlar satın alındı. Tayyip, Kardeşim Esad” dediği adamı anında sattı…

Dolayısıyla kardeş Esad birden “Katil Esed” oluverdi.

Esad kendisine karşı ayaklanan kitleleri bombaladı, Türkiye sınırından sızan unsurlar da Suriye’de karakol basıp 120 polisi satırla doğrayarak katletti ve Suriye’deki karışıklık seviye atlayarak iç savaşa döndü. Daha da sönmedi.

ABD, Avrupa Birliği, Türkiye, körfez ülkeleri, İsrail, Japonya, Yeni Zelanda… Onlarca ülke birleşip Suriye’deki duruma ‘müdahil’ oldu. Tüm dünyadan kafa kesen, diri diri insan yakan, ırz düşmanı manyaklar toplanıp ülkeye sokuldu. Tırlar dolusu silahlar gönderildi…

Ve tabii emperyal planlar yapan Putin de konuya dahil oldu.

Sonuç: Yüzbinlerce ölü, sokaklarda dilencileşen milyonlarca savaşzede, genelevlere düşen binlerce kadın, ortaçağdan kalma köle pazarları, kıyıya vuran Aylan bebek, altyapısı darmadağın olmuş bir ülke ve kirli bir savaş ekonomisinin ortaya çıkması…

Gerici bir iç savaş…

Çok zor bir denklemle karşı karşıya kaldık. Ne var ki, esas zor denklemle Suriye’de yaşayanlar karşı karşıya kaldı.

Esad’a karşı ayaklanan, bombalanan, daha sonra İslamcı-cihatçı çetelerin akın ettiği bölgelerdeki halk, emperyalistlerin silahlandırdığı bu cihatçı çetelerin Esad’dan beter olduğunu gördü. Bu yetmedi, başlarına bir de IŞİD belası çıktı. Evlerini, topraklarını, memleketlerini bırakıp kaçtılar.

Çok enteresandır, Esad karşıtı kitle hareketleri ilk ortaya çıktığında, ‘Alevi’ Esad’a karşı en önemli muhalif örgütlenmeler Lazkiye bölgesinde, yani Aleviler arasındaydı. Fakat cihatçı manyakların bir anda “Hristiyanlar Lübnan’a, Aleviler mezara!” sloganları ve “Alevilerin canları ve kadınları helaldir” fetvaları karşısında kendi savunma birliklerini kurdular, Esad’la ittifak yapmaya başladılar.

Esad muhalifleri, Esad’ı “ehveni şer” olarak görmeye başladı ki, Suriye gerçekliği herkesi tam da bu noktaya getirdi.

Dünya solunda, üstelik epey Suriye göçmeninin olduğu Latin Amerika’da ise tam bir kafa karışıklığı hakimdi. “Diktatör Esad” söylemi üzerinden, aslında hiç temas etmedikleri cihatçı katillerle ve tabii emperyalistlerle aynı safa düşen pek çok sol akım oldu.

Başlamadan biten “Suriye devrimi” hayalini yaşatmaya çalıştılar.

Köylülerin zeytinyağından elektrik tellerine, fabrikalardaki makinelerden Suriye petrolüne, kaldırım taşlarına, müzelerdeki tarihi eserlere, bakkaldaki domates salçasına kadar her şeyi yağma edip Türkiye’de satan adamdan devrimci çıkar mı?!

Diri diri yakmaktan kafa kesmeye farklı farklı yöntemlerle insanları infaz ediyor, esir pazarları kurup kadınları eşya gibi satışa çıkarıyorlardı. Tarihi yapıları, dünya mirası arkeolojik alanları dinamitlemek “devrimci” bir eylem olabilir mi?..

Dikkat çeken bir diğer özellikleri de ne zaman Esad’ın askerlerinin eline düşseler ağlaya zırlaya af dilemeleriydi bu “şehadet aşkıyla yanıp tutuşan” İslam neferlerinin!

Yanlış hesap yaptılar…

Dünyanın kadim halklarından Suriye halkı durumu idrak etti. Esad’la hesabını erteledi. Uluslararası bir operasyonun üzerine oturarak, İslamcı çeteleri besleyip kontrol ederek başı çekebileceğini ve muzaffer bir komutan haline gelebileceğini düşünen Tayyip Erdoğan siyasetini fark etti. Onu Yavuzlaştırmadı.

Çin’den, Türkiye’den, Orta Asya’dan, Bosna’dan toplama katiller karşısında çözülmedi Suriye. Mezhep savaşı canavarını devreye sokup ülkeyi çökertmek istediler, o da tutmadı.

Evet, Esad hiç de muteber bir kimse değildi, Tayyip Erdoğan’la tatile de çıkıyordu. Lakin Irak da Saddam tarafından yönetiliyordu. Kimse zaten adamın kötülüğünü tartışmıyor. Irak şehirlerinin halı bombardımanıyla dümdüz edilmesinin gerekçesi olabilir miydi peki bu?

Kimse aklımızla alay etmesin. Esad’ın varlığı ülkesine cihadçı manyaklar sokup iç savaş tetiklemenin bahanesi olamaz. Tamam matah adamlar değil hiçbiri ancak birini sevmek veya karşı olmaya indirgenebilecek bir durum yok ortada. Biz hayatını korumak zorunda olan Lazkiye’deki ortalama bir vatandaş gibi düşünüyoruz. Esad’ın meşruiyetini, aslında kapitalizmin meşruiyetini tartışacağız elbette.

Ama bu tartışmayı ülkedeki tüm yabancı kuvvetler, en önce de cihatçı manyaklar çekip gittiğinde yapacağız.

Neymiş? Mülteciler geliyormuş! Bomba atılıyormuş. Başka bir ülkeye dünyanın en aşağılık katillerini salıp durmazsan, tırlarca silah göndermezsen onlar da hiç bir yeri bombalamaz, kimse ölmez, kimse göç etmez, kimse de senin ülkene gelmez.

Meraklı olmadıkları, Avrupa’ya akın akın gitmelerinden belli zaten.

Uzun lafın kısası, bu gerici iç savaşı tetikleyen, başta ABD olmak üzere tüm emperyalistler çekilmelidir. Baş taşeron olan AKP iktidarı çekilmelidir. En başa bunları yazacağız. Ruslar da çekilmelidir. Suriye halkının kendi geleceğine karar verebilmesi için, demokrasi ve özgürlük için dışarıdan müdahalelerin son bulması esastır.

Bizim son sözümüz budur.

Son Haberler

Trump ateşe benzin döküyor

George Floyd’un gözaltında polis tarafından öldürülmesiyle Amerika’nın 75 büyük şehrinde başlayan protestolar altıncı günde büyüyor. Pek çok şehirde sokağa çıkma yasağı ilan edilse de...

Sen neymişsin be Burhan?!

İranlı uyuşturucu baronu Naci Şerifi Zindaşti ile ilişkileri fotoğraf ve HTS kayıtlarıyla ortaya çıkan eski AKP milletvekili "Prof-iterol" Burhan Kuzu’nun kendisini “hanım ağa” olarak...

Endişeli eşekler

"Endişeliymişmiş. Sanki Paris'te, New York'ta iki tane de dikili ağacı var!.." CEM ASLAN Türkiye'de küçük-büyük karışıklıklar oldu mu bazen Batı taraflarından gelen sesler duyarız; "Endişeliyiz,...

Twitter Trump’a posta koydu!

Twitter Trump'ın tweet'ini ayıplı ilan etti! Trump'ı delirtecek bir hareket... RED Haber - Twitter'dan, sosyal medyayı sansürlemek isteyen Trump'ı delirtecek bir hamle geldi. Başkan'ın tweet'ini...

Datça’yı yok etme kararı!

Ekonomide kendi altın çağını yaşayıp halkı açlık ve sefalete mahkum ederken memleketi de batırma noktasına getiren Saray iktidarı, gözü dönmüş bir şekilde doğa alanlarımıza...