Gazete REDOy dere İkizdere…

Oy dere İkizdere…

Gelin bugün biraz vatan hainliği yapalım. Bizim gibilere, “Ülkenin gelişmesini istemeyen vatan hainleri” diyorlar ya hani. Nasıl da anladılar onu bilmem ki, neyse…

  • HAKAN AYTAÇ

Gün geçmiyor ki yurdun cennet köşelerinden birinde daha doğa katliamı yaşanmasın. Bugünlerde Rize İkizdere’de yapılmaya çalışılan taş ocağı gündemde.

Bölgenin ihtiyacı olan suyun yüzde 75’ini karşılayan İşkencedere Vadisi sonsuza dek yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

Vadi dünyanın en kaliteli kestane balının kaynağı…

Ama kimin umurunda?

HES’ler ile Karadeniz’in yeşilini katlettiler, derelerini kuruttular, doğasını yok ettiler ama son ağaç kesilene kadar durmaya niyetleri yok!

Taşın altından çıkan firma ise yine Cengiz İnşaat. 16 milyon ton taş çıkaracakmış. Peki orada yaşayan halka soran oldu mu? Elbette hayır!

Doymuyorlar, durmuyorlar, yok etme pahasına ceplerini şişirmekten vazgeçemiyorlar. Ucunda bunca insanın ahını almak, binlerce canlının yaşam alanını yok etmek, bunca nefreti kazanmak olmasına rağmen nasıl böyle hoyratça davranabiliyorlar anlamak mümkün değil. İncelemeye alınması gereken bir vaka olduğunu düşünüyorum.

Köylüler gece gündüz, oruç karnına direnişte. Kendi yaşam alanlarını yüreklerini ortaya koyarak savunuyorlar. Çalışma alanına girerek makinaları durdurmaya çalışıyorlar. Jandarma ise kadın eylemcilerin üzerine kepçeyle taş itiyor!

Üzerlerine otuz santimden biber gazı sıkılan, kelepçelenerek gözaltına alınan, kimisine de sokağa çıkma yasağını ihlal bahanesiyle para cezası yazılan 70 yaşını geçkin nineler, dedeler bile canları pahasına mücadele ediyorlar. Gerekçeleri gayet makul: “Proje sonunda vadide su tükenecek, tarım ve hayvancılık ölecek. Bölge yaşanmaz hale gelecek, biz burada doğduk büyüdük, başka yerde yaşamayız!”

Açılan dövizlerde ise şunlar yazılı:

“Çay mı Taş mı?”, “Bal mı Taş mı?”, “Dinamit Değil Kuş Sesi”, “Sular Özgür Aksın…”

Pankartlar gibi söylemleri de oldukça yaratıcı ve düşündürücü. Eylemlere müdahale eden jandarmaya karşı köylülerden biri şunları söylüyordu: “Müteahhidin değil, bizim askerimizsin. Sen şehit olsan o ağlamaz, ben ağlarım.”

Şu sözlerdeki ince düşünceye, şu kıvrak zekaya bakar mısınız?

Kolluk kuvvetlerinin halkı değil, iktidarları korumakla görevlendirildiklerini sayfalarca anlatsak bu sözler kadar iyi ifade edemeyiz. Ve maalesef o arkadaşlar da köylüye, işçiye, öğrenciye orantısız şiddet uygularken memleketi koruyup kolladığını sanıyor. Karşısındakini de hain…

Başka bir yurttaş şunları söylüyor: “Dedem 1945’te 10 sarı lira verip ağaç aldı. Dedemin mezarı da burada. Şimdi Cengiz onları bizden almak istiyor. Taş ocağı olacak diye mezarın yeri mi değişsin?”

Ölüye diriye saygısı olmayan Cengiz ve şürekası kimsiniz ya siz, kendinizi ne sanıyorsunuz?

Rize’deki direniş sırasında, 10 yıl önce HES’lere karşı Hopa’da yapılan protestolarda sıkılan biber gazının etkisiyle kalp krizi geçirip yaşamını yitiren öğretmen Metin Lokumcu’nun davası geçtiğimiz gün başladı. 10 yıl evet, soruşturma süresi 10 yıl süren mahkeme! Mahkeme bütün suçlamaları reddetti. Öyle ya, tek suçlu bölgesinin katledilmesini istemeyenlerin olabilir ancak.

Fakat memleketini kimin ne kadar sevdiğini başkaları bilemez. O yüzden, ne siyasilerin, ne çıkar gruplarının doğum yerlerine bakıp aldanmayın, ne oy verirken, ne de onları savunurken veya yererken.

Hangimiz Metin Lokumcu öğretmenden daha vatansever olabiliriz ki? Veya şarkıcı Tarkan kadar kaç tane gerçekten Rizeli vardır memlekette!? Bakın ne diyor popstar:

“Canım memleketim Rize, canım İkizdere, canım hemşehrilerim! Acılı feryadınızı duyuyorum. İçim yanıyor benim de! Doğanızı, yurdunuzu korumak istemekteki haklı isyanınızı derinden hissediyorum ve bu mücadelenizde tüm kalbimle yanınızdayım.”

Bugünlerde bu cümleleri kullanmak biraz cesaret istiyor. Maazallah vatan haini bile derler adama. Ama günümüz şartlarında pek mühim değil. Zaten vatan haini ilan edilmemiş kaç kişi kaldık ki şurada?

Nasıl ki tarih tek ve gerçek yargılayıcıdır, gelecek nesle bıraktığınız coğrafya, doğa ve iklim de kimin ne olduğu ve nasıl hatırlanacağı konusunda net ipuçları verecektir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,393BeğenenlerBeğen
17,560TakipçilerTakip Et
1,390AboneAbone Ol