Gazete REDOtuza kadar yolunuz var!

Otuza kadar yolunuz var!

Bu adamların ülkeye yaptıklarının sırf beceriksizlik ve yolsuzlukla açıklanabileceğini sanmıyorum. Bir çeşit düşmanlık duygusu da var işin içinde. Bunlar yüzyıllardır medeniyet karşısında ezildikçe kendilerini geliştireceklerine zıtlık geliştiren hasta adamlar.

  • CEM ASLAN

AKP’nin 2002 ve 2007 yılları arasında hızlı bir milli gelir artışı yaşanmıştı. Hesapta kişi başına dolar bazında 3,5 kat büyümüştü. Büyük bir ‘atılım’ gibi görünüyordu, kırılgan koalisyonlardan sonra siyasi istikrar da gelince herkes mutluydu.

İşin gerçeği Türkiye artış hızında dünyanın gerisinde kalmıştı. Oysa kriz sonrası olduğu için bir toparlanma dönemine girmesi çok doğaldı.

Buna rağmen 3,5 kat büyürken kendi kulvarındaki Endonezya, Güney Afrika, Meksika, Brezilya, Malezya, Arjantin gibi ülkeler ortalamada 4,5 kat büyümüştü. Fakat kimse kıyaslamalara bakmadı, AKP’nin başarısı sandı dünya genel durumunu.

Ne de olsa likitin deniz olduğu bir dönemdi. Merkez ülkelerden çevreye yağmur gibi döviz yağıyordu. Kurun değer kaybetmesiyle ve ucuz kredilerle çevre ülkelerde rahatlama ve rakamlarda şişme yaşandı.

Vaziyet böyle devam etmedi doğal olarak. Sonraki yıllardaki inişler ve çıkışlarla kişi başına milli gelir 2019 sonuna gelindiğinde gene 9 bin dolar civarında oldu Türkiye’de. Yani 2007 seviyesinde.

Derin bir kavram tartışmasına girmeden bakarsan, milli gelir dediğin refahın ve gelişmişliğin en önemli göstergesidir piyasa ekonomisinde. Büyüme ise hükümet performansının. Hiçbir cumhuriyet hükümetine de nasip olmamış bir “başarı”dır 12 yıl boyunca yerinde saymak. Ne büyük buhranda, ne de dünya savaşı sırasında, ne de OPEC krizinde.

Yan göstergelere baktın mı durum daha da facia haline geliyor. Rekor düzeyde borçlanma, rekor düzeyde özelleştirme geliri ve toplanan vergiler, vahşice çevre talanı ve rekor düzeyde başarısızlık!

Daha buna salgın etkisi dahil değil. 2020 rakamları netleştikten sonra durum daha da berraklaşacak.

Buradan “demek ki halkın refahı aynı seviyede kalmış” gibi bir anlam çıkarmanın da yanlış olduğunu düşünüyorum.

O günden bugüne yolsuzluklar, adam kayırmacılığı, kriminalleşme, yanlış yatırımlar ve arazi vurgunlarından dolayı gelir dağılımı çok daha kötüleşti. Ayrıca üretim rakamlarına kaçak göçmenlerin yarattığı değer de ekleniyor fakat toplam nüfusa bölerken hesaba katılmıyorlar. Ücretli kesimin gerçek durumu buradan daha iyi anlaşılıyor.

100. yıl hedefleri vardı bunların. 2023’e gelince milli gelirimiz 25 bin, ihracatımız 500 milyar dolar olacaktı.

Türkiye dünyanın en büyük on ekonomisi ve BM güvenlik konseyi daimi üyeleri arasına girecekti.

Damat Bey buharlaşmadan hemen önce “ufak” revizyonlar yaptı bu rakamlarda. 2023’te kişi başına milli gelirin 8.000 dolarlarda olacağını söyledi. 15 yıl önceki seviye!

Bakın burası çokomelli işte.

O da hedeflenen kur, büyüme ve 220 milyar dolarlık ihracat rakamı yakalanırsa! Aradan bir ay geçmeden de kur hedefi duvara tosladı! Halı sahada buna “kendi adamın gol diyor” derler. Bari “uçan araba” sözlerini tutsalar!

50 yıldır Türkiye toplam ekonomik büyüklük olarak dünyada 16-18. sıralar arasında sallanırdı. En azından yerini koruyordu. 2019’da 19., 2020’de 20. sıraya düştü. Başka rekorlar da kıracak AKP. Tahminlere göre 2021’de 22. olacak.

Bu adamlar geldiğinden beri gerici Endonezya ve Suudi Arabistan rejimleri bile geçti Türkiye’yi. Böylece “lideri” olduğumuz islam ülkeleri içinde de birincilikten üçüncülüğe düştük. Yakında Pakistan, Malezya ile aşık atacağız. Gelecek on yıllarda yerimizi destekleyen köyden kente göç, nüfus artışı ve mülteci akını faktörleri de yavaşlayınca 30’lara kadar yolumuz var demektir.

Coğrafi konum, iklim, tarım arazisi, nüfus, doğal kaynaklar bakımından büyük olanakları olan bir ülke. Petrol ve doğal gaz dışında hiç bir eksiği yok. Başına vasat bir adam gelse bu şartlarda çok rahat güney Avrupa seviyelerini yakalardı 20 yılda.

Meiji Japonyası ya da Stalin dönemi Sovyetleri gibi ileri atılım beklemiyoruz. Kemalist Türkiye gibi olman da zor. Bari Demirel dönemlerini yakalasaydın. Onu da geçtim en azından Özal, Menderes gibi görece yerini korusaydın.

Hepsinden daha iyi şartlarda iktidar oldular. En fazla kaynağı onlar kullandı. Üstelik ellerinde de demir sopaları vardı. Kimseye hesap vermeden, kimseye sormadan yönettiler ekonomiyi. Kafalarına göre vergi topladılar. Kafalarına göre planladılar yatırımları. İstediği yeri açtılar, kapadılar. Okullardaki müfredatları satır satır tasarladılar. İstediği yasayı çıkardılar, dış ilişkileri belirlediler. İstediği işi projelendirdiler. İstediğine ihaleyi verdiler. İşçileri istedikleri şartlarda çalıştırdılar. Yeri geldi grevleri yasakladılar. Kimse gık diyemedi. Sesini çıkaranın kafasına indirdiler anında. Gulaglara yollamadıkları kaldı kitle kitle. Buna rağmen yerin dibine çaktılar.

Ekonomi her şey değildir elbette. “Manevi” anlamda kalkınmak da önemli.

Bu konudaki başarılarını takdir edelim; 2001’den beri fuhuş 7,9 kat,uyuşturucu bağımlılığı 6,7 kat, cinayetler 2,6 kat, cezaevi nüfusu 2,85 kat, boşanmalar da yüzde 38 artmış. Bu rakamları CHP’nin 2018’deki yıkım raporundan aldım, emniyet verilerinden derlenmiş.

Alınan patentler, PISA skorları, akademik makale, atıf sayısı gibi ana göstergelere bakınca “irfanımızın” da maneviyatımızla aynı durumda olduğunu görüyoruz. Bunlara başka yazıda değineceğim.

2001 krizinde esnafın birinin Ecevit’e yazar kasa atması büyük sansasyon yaratmıştı. Medya da günlerce manşetlerden, ana haber bültenlerinden piyasalara panik pompalamıştı. Aslında o zamanlar kriz göstergeleri bu kadar kötü değildi. Fakat bugünkü kadar baskılanmış bir medya yoktu.

Şimdi adam kendini yaksa satır lafını edemiyorlar. Zaten toplum üstünde diktatoryal denetim kurmadan böyle bir soygun ve çöküş yönetilemez.

Artık önümüzdeki yüzyılda da dünyayı yakalamak hayal oldu. Bu adamların ülkeye yaptıklarının sırf beceriksizlik ve yolsuzlukla açıklanabileceğini sanmıyorum. Bir çeşit düşmanlık duygusu da var işin içinde. Bunlar yüzyıllardır medeniyet karşısında ezildikçe kendilerini geliştireceklerine zıtlık geliştiren hasta adamlar. Adam yerine konmadıkça intikam duygusuyla doldular. Bir yabancı ajan gelse başımıza bunların becerdiğini beceremezdi.

Önceki İçerikVefa Serdar’a veda…
Sonraki İçerikKabe, vergi, kavga…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,156BeğenenlerBeğen
17,024TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol